Bilime Adanmış Bir Ömür: Erdal İnönü
Tolga Aydoğan
Son Köşe Yazıları

Bilime Adanmış Bir Ömür: Erdal İnönü

09.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

6 Haziran günü Erdal İnönü’nün 100. doğum günüydü. Ankara’da bu bağlamda bir sempozyum düzenlendi. İnönü Vakfı, Sevinç – Erdal İnönü Vakfı ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Bilime Adanmış Bir Ömür” başlıklı bu sempozyuma Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, İnönü ailesinden Sevinç İnönü, Özden Toker, Gülsün Bilgehan; eski Devlet Bakanı Uluç Gürkan, eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden gibi isimler katıldı. Açılış konuşmalarının ardından akademisyenler Remzi Demir, Ali Alpar, İlhan Tekeli, Selim Osman Selam, Yavuz Unat, Mehmet Tomak, Ergun Türkcan, Tekin Dereli bilimsel bir bakış açısıyla İnönü’yü anlattı.

Image

*Özden Toker ağabeyini anarken

İKİ FARKLI İNÖNÜ

İki farklı Erdal İnönü var. 1983 senesinde aktif siyasete giren, SODEP’in kurucuları arasında yer alan, Halkçı Parti ile birleştikten sonra SHP’nin Genel Başkanı olarak görev yapan; Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı, Dışişleri Bakanı ve 1993 senesinde bir süre vekaleten Başbakanlık görevini üstlenen bir siyasi bir kişilik o. “Neden siyasete girdiniz?” sorusu üzerine ise “ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye” cevabını veren nüktedan bir şahsiyet…

Öte yandan bir bilim insanı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünden mezun olduktan sonra 1948-1950 yılları arasında CALTECH’te yüksek lisans yapmış, 1952 senesinde Robert F. Christy ile doktorasını almış, doktora tezini de teorik fizik alanında, kozmik ışın patlamaları üzerine gerçekleşmiştir. 1954 senesinde Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde akademik kariyerine başlamış, 1957-1960 yılları arasında Princeton’da araştırmacı olarak çalışmış, 1960 senesinde ODTÜ Fizik Bölümünün kuruluşunda görev yapmış, 1964 – 1971 yılları arasında ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi dekanlığını üstlenmiştir. Bu süreçte birçok önemli akademisyeni de ODTÜ’ye kazandırmıştır. 1974 senesinde TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görülürken aynı yıl Princeton’da araştırmacı olarak çalışmış, bir sene sonra da Boğaziçi Üniversitesi’nde göreve başlamış ve yaklaşık altı yıl boyunca da (1975-1982) Boğaziçi’nde Temel Bilimler Fakültesinin dekanlığını üstlenmiştir.

Erdal İnönü, teorik fizik alanında yaptığı çalışmalarının bir sonucu olarak uluslararası boyutta büyük bir saygınlığı olan “Wigner Madalyası”nı da kazanmıştır. Ayrıca ödülün isim babası olan Macar asıllı fizikçi Eugene Paul Wigner ile birlikte “İnönü-Wigner Yöntemi”ni ortaya koymuş ve bu bilimsel çalışmasıyla fizik tarihine geçmiştir.

Image

*Prof. Dr. Yavuz Unat ile

AKADEMİSYENLERİN GÖZÜYLE İNÖNÜ

İlhan Tekeli sempozyumda Türkiye’de bilimin kurumsallaşmasının altını çizerken İnönü’nün rolüne de değinmiştir. Özellikle İnönü’nün Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Nusret Hızır’ın felsefe derslerine girmesinin ona çok şey kazandırdığının da altını çizmiştir. Tekeli, Erdal İnönü’nün CALTECH’ten döndükten sonra 1952 senesinde Uluslararası Mekanik Kongresi’nde elit akademik bir çevre ile tanıştığını ifade etmiştir. Mehmet Tomak da sonraki yıllarda Erdal İnönü’nün ODTÜ’ye Feza Gürsey, Cavid Erginsoy, Hakkı Ögelman, Cahit Arf gibi önemli bilim insanlarını kazandırdığını söylemiş, ayrıca diğer akademisyenler de İnönü’nün TÜBİTAK’ın temelinin atılmasındaki rolüne vurgu yapmıştır.

Öte yandan Selim O. Selam, Ankara’da Fen Fakültesi’nin kuruluşu öyküsünü anlatırken İnönü ailesinin kurucu nitelikteki katkısını da ele almıştır. Şöyle ki; 1940’ların başında Ömer İnönü İstanbul’da Yüksek Mühendis Mektebi’nde ailesinden uzakta okurken bu durum anne Mevhibe İnönü’yü üzmüştür. 1943 senesinde Gazi Lisesi’nden mezun olan Erdal İnönü de Ankara’da fizik bölümü olmadığı için mecburen İstanbul’a fizik okumak için gitmeyi düşünürken bu durum evlatlarından uzak kalacak olan Mevhibe Hanım’ı tedirgin etmiştir. Erdal İnönü Ankara’da felsefe okumayı da düşünürken babası İsmet İnönü “Felsefeye ömür verilmez ama fizikçi olman iyi olur” demiştir. Bunun üzerine de Ankara’da Fen Fakültesi kurulmuştur. Haliyle de “Erdal İstanbul’a gitmesin diye Ankara’da Fen Fakültesi açıldı” diye bazı konuşmalar ortaya çıkmıştır. 2003 senesinde Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nin kuruluşunun 60. yılı etkinliklerinde konuşan Erdal İnönü bu olayı doğrulayarak gülümseten şu demeci vermiştir:

“Bu fakültenin kurulmasında benim fizik okuma isteğimdeki ısrarımın başka bir deyişle şımarıklığımın bir katkısı olduğunu söylemek durumundayım. Ama fena mı oldu? Başkent Ankara bu görünen binalara sahip bir Fen Fakültesi’ne kavuştu”.

Image

*”Bilime Adanmış Bir Ömür” sempozyumu

İLK LABORATUVAR BABA İNÖNÜ’DEN

Elbette Fakültenin açılmasında İsmet İnönü’nün fizik ve kimyaya olan ilgisi söz konusudur. 1942 senesinde Kimyager Avni Refik Bekman’dan kimya dersleri alan, aynı sene ünlü bilim insanı Fizikçi Werner Heisenberg’i Ankara ve İstanbul’a konferans vermesi için davet eden de yine baba İnönü’dür.  İlginç olansa Hitler II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’yi yanına çekmek için bir kimya laboratuvarını Franz von Papen aracılığıyla Ankara’ya göndermiştir. Bu laboratuvar da 1943 senesinde kurulan Fen Fakültesi’nin ilk laboratuvarı olmuştur.

 

Çok uzatmayalım, 6 Haziran günü Ankara’da 100. doğum gününde Erdal İnönü “bilim insanı” özelliği ile anıldı. Bir gün sonra da Boğaziçi Üniversitesi’nde “Erdal İnönü – Asım Barut 100 Yaşında” etkinliği ile devam etti. Anlaşılan o ki 100. doğum yılı etkinlikleri sürecek, siz de İnönü’yü bir “bilim insanı” olarak yeniden tanımak için bu etkinlikleri kaçırmayın.