Yeni yıl bir şey getirebilir mi?
Üstün Dökmen
Son Köşe Yazıları

Yeni yıl bir şey getirebilir mi?

09.01.2022 16:10
Güncellenme:
Takip Et:

Gençliğimden beri 31 Aralık akşamları televizyonlara çıkan sanatçılar ve siyasetçiler, şu kopyalanmış cümleyi söylediler: “Yeni yıl ülkemize ve dünyaya sağlık, mutluluk, barış ve bolluk getirsin.” Vatandaşlar da siyasiler de yeni yıldan bir şeyler isterlerdi. Anlaşılan küçükken bebekleri leyleklerin getirdiğine inananlar, büyüdüklerinde yeni yılların sağlık, mutluluk getireceğini varsaymaya başlamışlardı. Oysa getirmez, getiremez.

Leylekler bebek getirmez, yeni yıllar da huzur filan getirmez. Yeni bir yılda başımıza gelecekleri bizim becerilerimiz veya beceriksizliğimiz belirler. Eğer yeni bir yılda eski ezberlerimizi tekrar edersek, düşünce (muhakeme) becerimizi geliştirmezsek, geçmiş yıllarda başımıza gelenlerin aynısı, yeni yıllarda da başımıza gelir.

İSTEMEK YETERLİ Mİ?

Bebekler, çocuklar sadece isterler, gerisini karşılarındakine bırakırlar. Yetişkinlerin ise sürekli bir şeyler istemeleri gelişim eksikliğinin bir göstergesidir bence. Hiçbir şey yapmadan dışardan bir şeyler istemek çok eski bir düşünme tarzıdır, bügüdür, büyüdür. Büyücü, verdiğiniz para karşılığında size vekaleten uzaktaki bir düşmanınızın ölmesini isteyebilir. Siz sadece biraz masrafa girersiniz.

İnsanlar çok eski çağlardan bu yana sadece isteyerek, dilekte bulunarak yarına kalabileceklerini zannettiler. Bu kadim insan tercihi, günümüzde para meraklısı açık gözler tarafından kışkırtılmaktadır. Üçüncü sınıf çakma bir kişisel gelişim uzmanına gidersiniz, size, büyük bir kerametmiş gibisine, “İste, bütün bir evren sana yardım eder” der. Siz de onun aklına uyarsınız çalışmadan istemeye başlarsınız. Bu öneri sizi atalete, masal dünyasına, kendinize güvenmek yerine dışarıdan beklemeye itecektir.

Evren size nasıl yardım etsin? Yaklaşık iki yüz milyar galaksi var. Siz çok istediniz diye uzak galaksilerdekiler, “Yahu bu çok istiyor, buna biraz altın gönderin” mi diyeceklerdir?

Denetim odağı (locus of control) dışarıda olanlar, birilerinin kendilerine yardım etmesini beklerler, mucizelere bel bağlarlar. Denetim odakları kendi zihinlerinde olanlar ise kendi çabalarıyla, olayları tahmin ve kontrol ederek hayatta kalmaya, gelişmeye çalışırlar.
Bir işe girişirken istemek işin binde biridir, gerisi çalışmayla gelir. Mustafa Kemal Paşa, “Geldikleri gibi giderler” demiştir ancak gelenler kendi kendilerine gitmemişler, onun ve arkadaşlarının gayretleriyle gönderilmişlerdir.

Bir zamanlar Moğol kardeşlerimiz sağ avucunda pıhtıyla doğacak yeni bir Cengiz Han bekliyorlardı; anne babalarımız da arada “Ah bir Atatürk gelse de bizi kurtarsa” derdi. Oysa Atatürk bir başkasının gelmesini beklememişti, bizzat kendisi gelmişti. Eğer aşı olmazsak, korunma konusundaki uyarıları ciddiye almazsak, yeni yıllar halimize acıyıp bize sağlık filan getirmezler. 

BİLİMSEL DÜŞÜNME

Yeni yılda, yeni yıllarda bize alışılmış dilekler değil, akılcı olmak, bilimsel düşünmek ve çalışmak gereklidir. Pozitif bilim mantığını, bilimsel düşünmenin temel ilkelerini sadece bilim insanları değil herkes kullanmalıdır, kullanabilir. Hayvanlar bile hayatta kalabilmek için gözlem yaparlar, olayları tahmin etmeye ve kontrol etmeye çalışırlar. Savandaki hiçbir aslan, “Yeni yıl bana bol av getirsin” demez, hayatının kontrolünü dışarıya bırakmaz, kendince düşünür, görünen olaylar arasında ilişki kurmaya çalışır.

Bugünkü eğitim sistemimizde ezbere eğitim revaçta, düşünme becerisi raftadır. Bunun sonucunda, düşünmek ve yapmak yerine, alt düzeydeki ihtiyaçlarımızı safiyetle istemeyi tercih ediyoruz. “Yeni yıl bana akılcılık, düşünme becerisi, çalışkanlık, dürüstlük getirsin” diyen duymadım. Yeni yıllarda bu dilekte bulunsak ne güzel olur.

Dostlarım, bugüne kadar Cumhuriyet Gazetesi’nin Bilim ve Teknik ekinde ve Olaylar ve Görüşler sayfasında çok sayıda yazım yayımlandı. Cumhuriyet Pazar’da ilk defa yazıyorum. Bu benim için heyecan verici bir başlangıç. Bu başlangıcı yaparken, “Köşe yazarlığım bana ve herkese esenlikler getirsin” demek istemiyorum. ‘Olaylar değil kendi davranışlarımız ne getirirse getirir’ düşüncesinden hareketle kendime şunu söylemek istiyorum:

“Üstün, Cumhuriyet Pazar’a yazarken akıllı ol, akılcı ol, rasyonel düşün, pozitif bilim mantığından ayrılma, korkak olma, pasif olma, saldırgan da olma, lisan-ı münasiple (girişken, assertive) konuş. Bu arada yeni şeyler oku.”


Yazarın Son Yazıları

Zorbalık

Zorbalık

Devamını Oku
29.03.2026
Binek taş kadar pırlanta

Kadın cinayetlerini durdurma çabası, kısıtlı çevrelerdeki kınama seanslarından sıyrılıp İstanbul Sözleşmesi gibi hukuki güvencelere ve toplumsal bağlantısallık ilkesine dayanmak zorunda. Siyasal üsluptaki öfke dilinden televizyon dizilerindeki silah güzellemesine kadar her ayrıntı, şiddeti bir yaşam biçimi olarak meşrulaştırıyor. Gerçek çözüm ise ekonomik iyileşme ve eğitim reformuyla desteklenen topyekûn bir kültürel değişimde yatmaktadır.

Devamını Oku
15.03.2026
Çocuk çeteleri

Çocuk çeteleri

Devamını Oku
22.02.2026
Balım kız, dalım oğul

Çocukluğun o hışırtılı radyo günlerinde, radyo başından ayrılmayan bir neslin belleğinde iz bırakan bir ses: Dr. Ceyhun Atuf Kansu’nun Anadolu coğrafyasını, bitkilerini ve kültürünü destansı bir üslupla anlattığı o unutulmaz radyo konuşmaları, Cumhuriyet’i ve Anadolu’yu selamlıyordu.

Devamını Oku
15.02.2026
Tükenmişlik sendromu

Tükenmişlik sendromu

Devamını Oku
08.02.2026
Reklamlar

Birçok reklam, ürünü tanıtmakla yetinmeyip manipülatif bir dil kullanır yani tüketiciyi alttan alta o malı almaya yönlendirir. Reklam öyle olmalıdır ki tüketici o reklama bakarken kendi yaşamında bir eksiklik hissetmelidir. Pek çok reklam manipülatif davranarak tüketiciyi huzursuz etmek ve şöyle hissetmesini sağlamak ister: Eğer bu benzeri ürünler sende yoksa sen fakirsin, hatta bir hiçsin.

Devamını Oku
01.02.2026