Zorbalık, bir güçlünün kendisinden bazı yönlerden zayıf olana baskı yapmasıdır. Kanımca zorbalık kavramının göze çarpmayan bir özelliği göreceli oluşudur.
ZORBALIKTA GÖRECELİLİK
Bir saldırganlığın, haksız bir davranışın zorbalık sayılıp sayılmaması göreceli (relatif) bir olaydır. Örneğin bir kişi diğerinin parasını gasp ederse veya tarlasını elinden alırsa bu durum zorbalık sayılır. Ancak tarihte güçlü bir ülke zayıf bir ülkenin topraklarını, şehirlerini elinden almışsa buna “Fethetti” veya “Zapt etti” denmiştir. Eğer bir kişi diğer bir kişiyi zorla kaçırıp uzun süre elinde tutarsa buna “Alıkoyma” denir, cezası ağırdır. Ancak krallar, imparatorlar sevmedikleri, korktukları kişileri kalelere, kulelere kapatırlarsa buna “Alıkoydu” denmez, “Hapsetti” denilir. Bir zamanlar Avrupa’da krala ihanet suçlaması ispatlanması gerekmeyen, doğruluğu ezbere kabul edilen bir isnattı.
Eğer bir kişi komşusunu öldürürse, büyük suçtur. Ancak bu kişi bir padişahsa, “Padişah seferdeyken oğlu malıma, mülküme hıyanet etti, katli vaciptir” diye fetva alırsa ve onu çadırında öldürtürse bu durum cinayet sayılmaz, idam sayılır, öldürten ceza almaz.
Avrupalılar Kızılderililer’i, Aztekler’i, İnkalar’ı tümden yok etmişlerdir ancak onlara göre bu durum soykırım değildir, onlara medeniyet götürmüşlerdir.
OKUL ZORBALIĞI
Akran zorbalığı da denilen okul zorbalığı çocukların veya gençlerin birbirlerine yaptıkları zorbalıktır. Sözel tacizden, alay etmeden, isim takmaya, omuz atmaya, vurmaya kadar gider. Bazı zorbalar arkadaşlarından zorla para alırlar, şikâyet etmesi halinde ailelerine zarar vereceklerini söyleyerek tehdit ederler.
AİLEDE ZORBALIK
Aile içi zorbalık çok yaygın bir zorbalık türüdür. Ülkemizde ve dünyada küçük kızların zengin yaşlı erkeklerle evlendirilmelerine sık rastlıyoruz. Bu konu romanlarda ve filmlerde de çok miktarda işlenmiştir. Örneğin Fakir Baykurt’un “Tırpan” romanında bir baba 13 yaşındaki kızını 50 yaşında varlıklı bir ağayla evlendirmek ister. Kadınıyla, erkeğiyle bütün köy babanın bu kararını destekler.
“Ölü Ozanlar Derneği” isimli filmde genç, tiyatro sanatçısı olmak istemektedir. Ancak babası onun askeri okula girmesi konusunda ısrar eder. Sonuçta genç geri dönülmez bir yola başvurur. Öğrenciler dışındaki tüm yetişkinler babayı değil, öğrencilerine özgürlüğü, var oluşlarını yaşamayı öğretti diye öğretmeni suçlar.
Bazı ailelerde erkeklerin eşlerine yönelik sözel ve fiziksel tacizleri sonuçta cinayete dönüşüyor.
ÜLKEDE ZORBALIK
Osmanlı’nın duraklama döneminde yeniçeriler, sipahiler bozulmuşlardı. Vezirleri paralar (linç eder), zenginlerden haraç alırlar, evleri, hamamları basıp kız, oğlan kaçırıp tecavüz ederlerdi. Halkın bunları şikâyet edebileceği bir makam yoktu.* Devşirme olmayan bazı sözde yeniçeriler donanmaya da yazılıp çift maaş alırlar, ticaretle uğraşır, donanma sefere çıkınca karacı olduklarını, kara birlikleri sefere çıkınca da denizci olduklarını söyleyip evlerinde otururlardı.*
EKONOMİDE ZORBALIK
70 yıldır tarlada beş liraya olan ürünün şehirde 80 liraya satılması bir kibar zorbalık olmuştur. Bugün aynı marka gofretin bir benzincide 50, diğerinde 160 liraya satılması bir başka kibar zorbalıktır.
DÜNYADA ZORBALIK
Tarihte galipler çoğunlukla zorbalık etmişlerdir. İngiltere’deki iç savaşta Cromwell 60 civarındaki hakimi zorlayarak Kral I. Charles’a idam kararı çıkartmıştı.
Dünyada güçlü devletler zayıflar karşısında her zaman, her türden zorbalık sergilemişlerdir. Hindistan, İngiliz sömürgesiyken İngilizler, Himalayaların en yüksek tepesine kendi tapu kadastro müdürlerinin adını vermişlerdi. Bu kibar bir zorbalıktır. Nepal dilinde o tepenin zaten ismi vardı.
John Steinbeck, “Cennetin Doğusu” romanında “Evet Kızılderililere haksızlık ettik ama buna mecburduk, çünkü toprakları çok verimliydi” yazmıştı. Benzeri mantık bugün de geçerlidir. ABD’nin Venezüella’da, İran’da yaptığına Jane Fonda gibi bazı aydınlar karşı çıkmaktadır fakat ABD halkının yarısından fazlası yapılanları, bu ülkelerin çok petrolleri olduğu gerekçesiyle onaylamaktadır.
Dünya çapındaki zorbalıklara karşı çıkanlar da vardır. Bunların başında Mustafa Kemal Atatürk gelir, Sevr’i yırtıp atmıştı. Mahatma Gandhi vardı, Ömer Muhtar vardı. Bu kişiler dünyaya zorbalıkla baş edilebileceğini göstermişlerdir.
* Koçu, R, E. (2024). İstanbul’un Sahipleri: Yeniçeriler, İstanbul Tulumbacıları, Tarihte İstanbul Esnafı. İstanbul: Doğan Kitap.