Bütün ülkenin suyu ısındı

Bütün ülkenin suyu ısındı

26.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başdanışman haykırdı: Altaylııı senin suyun ısındı!” Ve hooop trol saldırısı, aradan 48 saat geçti ya da geçmedi evine baskın gözaltı, tutuklama, ver elini Silivri... Çok izlendiği için tutuklandı. Bir konuşmanın önünü arkasını keser, cımbızla birkaç tümce seçerseniz, herkesi tutuklatabilirsiniz.

AKP iktidarına biat etmeyen, biat etmekten vazgeçen, muhalefet eden tüm gazetecilerin suyu kaynadı, kaynıyor, kaynayacak... Çünkü hakikatin düşmanı bunlar.

Gelin görün suyu ısınan sadece gazeteciler değil. Ekrem başkanın avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasına tepki gösteren meslektaşları, adalet isteyen her hukuk insanının da suyu kaynamış durumda. Şehir plancıları, kamu yararına, halk yararına iş yapan belediye görevlileri de zaten bu kaynama riskiyle karşı karşıya. Kültür dünyasına bir türlü egemen olamayan AKP iktidarı, en başarılı sanatçıları da, emprezaryoları da unutmuş değil elbet.

ZEYTİNİN DE SUYU ISINDI

Suyu ısınan sadece insanlar değil. AKP iktidarı doğa düşmanlığını en uç sınırlara götürmekten hiç ama hiç vazgeçmedi. İçlerinde sağduyu olanlar 1 ton termal kömürün 100 dolar, 1 ton zeytinyağının 7 bin 100 dolar olduğunu, kömürün belli bir süre sonra tükendiğini ama zeytin ağacının sonsuza dek yaşadığını ve bu konuda uzmanların tüm anlattıklarını, halkın haykırışını, milyonların itirazını elbet çok iyi biliyor.

Zeytin ağacını gözden çıkaran bir iktidar, Ege’yi de Akdeniz’i de gözden çıkarmış olur. Bunu henüz farkında değiller galiba.

Başlıkta bütün ülkenin suyu ısındı galiba demem boşuna değil.

KARADENİZ'DE: NÂZIM-KAZIM-VOLKAN

Sevgili okurlar, siz bu yazıyı okuduğunuzda ben Karadeniz’de olacağım. Muhteşem bir yolculuğun, İstanbul’dan başlayıp Sinop, Samsun, Trabzon’dan geçtikten sonra HopaArtvin’de biten bir yolculuğun sonunda. Bu yolculuk, Nâzım’dan Kazım’a, Bir Volkan’dır Karadeniz” başlığını taşıyordu.

“Karadeniz, yalnızca bir doğa estetiği değil, aynı zamanda halkların kendine özgü bir devrimci yol haritasıdır. Karadeniz Nâzım’ın hayaliyle, Kazım’ın şarkısıyla, bir Volkan gibi içinde isyanı büyütür, zamanı geldiğinde coşar. Nâzım Hikmet’in devrimci şiiri, Volkan Konak’ın yüreğe işleyen sesi, Kazım Koyuncu’nun çok kültürlü müziği; hepsi Karadeniz’in farklı yüzlerini temsil eder. O yüzdendir ki ‘Nâzım’dan Kazım’a bir Volkan’dır Karadeniz.’”

Fındıklı ve Hopa belediyeleri öncülüğünde, Kemalpaşa, Sinop, Ortahisar, Atakum, Maltepe ve Kadiköy belediyelerinin işbirliğiyle düzenlenen ve Kazım Koyuncu’nun ölüm yıldönümüne (25 Haziran 2005) rastlayan etkinlikte Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı da görev aldı.

UMUTSUZLUĞA GEÇİT YOK

Nâzım Hikmet Karadenizli değil ama Karadenizlilerin ruhuna çok yakın! Programı hazırlayanlar şunları söylemekten geri kalmadılar:

“Nazım Hikmet’in yazdığı her dize, emeğin, aşkın, özgürlüğün ve isyanın coğrafyasına seslenir. Karadeniz’in yoksul köylüsünü, tersane işçisini, dağların direncini, dalgaların asi ruhunu bir Karadenizli gibi hisseder.” Konuştuğum herkes bu sözleri tekrarladı.

Öyleyse her iki Karadeniz evladının da ondan beslenmiş olmasına, onun şiirlerini, müziğe, sese dönüştürmesine şaşmamak gerek. Farklı dönemlerde yaşamış olsalar da toplumsal belleğin taşıyıcısı, vicdanın sesi olmuş aydın, yurtsever sanatçılardır onlar. İnsanı, doğayı, direnişi ve umudu günümüze taşıdılar.

Türkiye’nin her yerinde dertler birbirinden farklı değil:

Onlar ki Sinop’ta yeni Çernobiller olmasın diye direndiler.

Onlar ki Samsun’da ilk adımı atarak Kuvayı Milliye ruhunu yarattılar.

Onlar ki Trabzon’da paraya karşı emeğin ve ekmeğin savaşını verdiler.

Onlar ki Fındıklı’da dere başlarında nöbet tuttular.

Onlar ki Hopa’da Kazım Koyuncu’nun şarkılarını söyleyip Metin Lokumcu’nun öğrencileri oldular

Onların bu yolculuğunda sadece kültürel, toplumsal mutluluklar, doğayla uyumlu, eşitlikçi, adil, insan onuruna yaraşır barışçıl ve demokratik bir özlem vardır. Hepsi bu... Ama gel de bunu suları kaynatanlara anlat!

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025