Kötülükle iyilik çatışması

Kötülükle iyilik çatışması

12.06.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sabah oldu. Uyandınız. Aklınıza ve yüreğinize düşen ilk şey: Acaba bugün ne kötülüklere uyanacağız...

Nicedir ülkemde çoğunluk her gün böyle bir sabaha uyanıyor.

Kötülük bazen bir kurşun gibidir; yok eder, siler süpürür, sıyırır geçer, sesi duyulur, izi kalır. Bazen bir fısıltıdır; sinsidir, yayılır. Ama en çok da suskunluktan, duyarsızlıktan, “Bana ne” alışkanlığından, “Ben ne yapabilirim ki” söylemlerinden beslenir.

Hannah Arendt’in “Kötülüğün Sıradanlığı” dediği tam da budur. Yazarın bu adı taşıyan kitabı (Metis Yayınları) özellikle düşünme ve muhakeme yetisinin kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurgular.

VİCDANSIZLIK

Kötülüğün kaynakları çoktur: Kimine göre en çok cehaletten kaynaklanır. Kimine göre hırstan, kinden, intikam ve hükmetme tutkusundan... Elindekini kaybetme korkusundan... Kimi zaman emir kulu olmaktan (Bir dış gücün emir kulu olmak, iktidarın, bir üst konumdakinin ya da paranın, çıkarın emir kulu olmak vb.)

Asıl kaynak, “öteki”ne duyulan korkudur. İnsanın insana yabancılaşmasıdır. Birilerini “bizden” sayıp diğerlerini “hain” ilan etmektir.

Kötülük farklı biçimler alabilir. Kimi zaman fiziksel şiddettir (Ör: Polis şiddeti). Kimi zaman sözle/yazıyla (Ör: Gazeteci demeye dilimin varmadığı yandaş kuklalar). Kâh gözünü kapayarak, kulağını tıkayarak, susarak. (Ah Kılıçdaroğlu ah!) Kâh sisteme dönüşerek: Örneğin, bizdeki gibi adaletsizliğin kurumsallaşması...

Kötülük sürecinin tüm aktörlerini buluşturan ortak özellik ise vicdansızlıktır. (Bkz: Tam bayram öncesi, İBB’den tutuklananların Silivri’den alınıp başka hapishanelere yollanması; eski İBB Medya AŞ Müdürü Atayman’a yapılanlar ve sayısız zulüm örneği…)

FERDİ ZEYREK

Günlerdir Ferdi Zeyrek için sadece Manisa değil, Türkiye’nin her yerinden yüz binler, milyonlar yas tutuyor.

O cenaze törenini izledikten sonra, demek benim ülkemde hâlâ iyilik diye bir şey var der olduk. İyilik partiler üstü bir kavram der olduk.

O cenazede Özgür Özel’in duruşu, konuşması, gözyaşları, yeryüzündeki tüm kötülüklerin karşısına dikilen bir insanlık abidesiydi. Vefa, dostluk, dayanışma, özlem, hasret, acı sarmalında, insanı insan yapan değerlerle, sahici, gerçek bir insan. Türkiye bunu unutmayacak.

2024 sonbaharında bir konferans için gittiğim Manisa’da Ferdi Zeyrek’le tanışmıştım. İçinin güzelliği yüzüne vurmuştu. 74 yıl sonra Manisa’yı CHP’ye kazandırdıktan sonra yaptıklarını, Manisalılardan dinledikçe, gönüllerde nasıl taht kurduğuna tanıklık etmiştim.

Bugün, kısacık başkanlık döneminde bütün yaptıklarını çeşitli kaynaklardan okurken, izlerken, iyilik kavramı üzerine düşünmeden edemiyorum.

İyilik, empati kurmaktan kaynaklanır. Başkasının derdini kendine dert edinmek yani... Ama bunun için insanın insanla, doğayla, kendisiyle, çevresiyle bağ kurmasından doğan anlamları önemsemesi gerekir.

İyilik vicdanla iç içedir diyorum kendime. Çalışmayla, işini iyi yapmakla, kendine değil topluma hizmetle beslenir.

İyiliğin bir kavramdan öte bir eylem ve varoluş biçimi olduğunu bize gösterdi Ferdi Zeyrek. Ona tüm bunlar için sonsuz minnet duyuyorum. Ailesine, sevenlerine sabır diliyorum.

MESUT İKTU

İstanbul Müzik Festivali, okurlarım bilir, benim deyişimle, nitelikli müzik tutkunları için bir “mucizedir”. Olanaksızı olur kılar. Yaratıcılığı, çok yönlülüğü, gençlere tanıdığı olanaklar, uluslararası arenadaki başarısı, kaliteden hiç ödün vermemesiyle bilinir. Bu yıl 53. kez zengin bir programla karşımızda.

Bu yılın onur ödülü, ülkemde güçlü bir opera geleneğinin oluşmasına ve Türkiye’nin dünyadaki bilinirliğine önemli katkılar sunan Mesut İktu’ya veriliyor.

Mesut İktu, sadece yılların usta bir opera sanatçısı, yönetmeni, gençlere yol açan bir eğitimci, hocası değil aynı zamanda tam bir kültür insanıdır. Toplumların sanatla ve kültürle gelişeceğini savunur. Neredeyse 60 yıldır buna tanıklık ettim. Mesut İktu’yu kutluyor, 53. İstanbul Müzik Festivali’ne yolunuz açık olsun diyorum.

İlgili Konular: #çatışma

Yazarın Son Yazıları

Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025