Minou ve Kelebek Etkisi...

Minou ve Kelebek Etkisi...

17.11.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

O bir kahraman. O bir direnişçi. O bir bilim insanı, filolog. O bir siyasetçi. (Milletvekilliği, dışişleri bakan yardımcılığı, cumhurbaşkanlığı adaylığı var kendi ülkesinde.) İnsan hakları savunucusu. Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinden vazgeçmeyen bir cesur yürek. O bir kadın. 

Minou diye anılıyor. Asıl adı: Minerva Josefina Tavárez Mirabal... Bir saat boyunca sohbet ettik... Bugüne dek sayısız işler başarmış ve dünyada kadınlara karşı şiddet mücadelesinin simgesi olmuş bu ufacık tefecik, sımsıcak gülüşlü kadın, adalet ve demokrasiye bağlılığı ve bu uğurda verdiği çabalarla tanınıyor. Yani tek özelliği, Dominik Cumhuriyeti’nin ünlü devrimcisi Minerva Mirabal’ın kızı olması değil... Annesi Minerva, babası Manolo Tavarez , teyzeleri Maria Teresa ve Patria Mirabal, diktatör Rafael Trujillo’yu (1930-1961) deviren devrimci hareketin öncüleriydi. Mirabal Kardeşler bugün ülkenin milli kahramanları... Kız kardeşlerin öldürüldüğü 25 Kasım günü, dünyada kadına karşı şiddeti önleme günü ilan edildi. 

Zeynep Oral ve Minou Mirabal

İstanbul, İzmir ve Ankara’da etkinliklere katılmak üzere çeşitli kadın kuruluşları, belediyeler ve üniversitelerin davetiye ülkemize gelen Minou Mirabal’la sohbetimiz birkaç gün önce yaşadığımız terör olayına taziyelerle başladı. Tepkisi özetle şöyle: 

“Tarihe baktığımızda terörün hiçbir sorunu halletmediğini ve sadece lanetlendiğini görüyoruz. Şiddetle hiçbir şey çözülmez. Terör bir manifesto olamaz. Bomba ister erkek ister kadın tarafından atılmış olsun, terör de tıpkı savaşlar gibi eril şiddettin, patriarkal gücün, ataerkil davranışın bir parçasıdır. Terör savaşla, totalitarizmle, ayırımcılıkla, diyalog eksikliğiyle, çözümsüzlükle beslenir. Oysa biz kadınlar bütün bu olumsuzlukları olumluya dönüştürebiliriz. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğinin bilincinde kadınların politikaya girmesi şart.” 

Minerva Mirabal’in kızı olmasaydı aynı insan olur muydu? Annesini ne denli anımsıyor? Diktatör Trujiillo şöyle dermiş: “Benim 2 düşmanım var Mirabel Kardeşler ve kilise”... 

“Annem ve teyzem diktatör tarafından hunharca öldürüldüğünde 4 yaşındaydım. Babam öldürüldüğünde 7 yaşındaydım. Anımsadıklarım ne denli gerçek, ne denli benim kurgum, ne kadarı resimlerden ve düşlerimden kaynaklanıyor bilemem. Her insan kendi koşullarının, olanaklarının ve geçmişinin sonucudur. Geçmişi değiştirmek zor. Ne zaman politikaya başladın diye sorarlar bana. Başlamadım ki hep içindeydim. Ben annemin karnındayken onu tutukladılar... Çok kez tutuklandılar. Kesin bir anım şu. Babam tutuklanınca, annem beni anneanneme götürdü. Askerler onu almaya geldiklerinde avaz avaz ağlıyor ve bacağına sımsıkı sarılmış bırakmıyordum. Annem beni iterek uzaklaştırmak istedi. O korku duygusunu; o itilme, istenmeme duygusu beni kahretti. Bunu güçlü olmak için yaptığını sonradan anlayabilecektim. Beni itti ve askerlere eteğinin altına pantolon giymek istediğini söyledi. Pantolonunu giydi. Öyle ayrıldık. Onu gerçek tanımam ise yıllar sonra babamla mektuplaşmalarını okumamla oldu. Hem çok âşık hem çok güçlü bir kadınmış. “

Dün Ka.Der için Nâzım Hikmet Merkezi’nde, bugün İzmir’de Ege Kadın Platformu ve Yaşar Üniversitesi çabalarıyla İzmir Konak Belediyesi Kadın Müzesi’nde, 19 Kasım’da Uçan Süpürge ve EŞİK gibi kurumlar aracılığıyla Ankara Barolar Birliği’nde panellere, konferanslara, akşam ise çevrimiçi buluşmalara katılıyorsunuz. STK’leri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

“Önce ilk buluşma Nâzım Hikmet Vakfı’nda olduğu için çok mutluyum. Biz devrimciler onun şiirleriyle büyüdük. Hâlâ onun kültürüyle, şiiriyle etkilenirim. Zaten bizim için iki büyük Türk var: Biri Atatürk, biri Nâzım Hikmet! İkisi de hâlâ yol gösterici .

STK’ler elbet çok önemli. Bir şeyleri değiştirmek için önemli. Ancak insanları politikadan uzaklaştırmadığı; kaçış yolu olmadığı; politikayı şeytanlaştırmadığı ve en önemlisi sistemin bir parçası haline gelmedikleri sürece önemlidir... Bir STK sistemin parçası olursa savunduğu davaya zarar bile verebilir.”

Mirabal Kardeşler bugün dünyanın her yerinde “Kelebek Etkisi”yle de tanınıyor. Özetle, kelebek kanadı titreşiminin yaratabileceği fırtına diyebiliriz... Bize “Kelebek Etkisi”nden bir örnek verebilir misiniz... 

Mirabal kardeşler

“Örneğin benim şimdi burada olmam, sizle konuşmam (Gülüyor) ... Kelebek Etkisi beni dünyanın öbür ucundan buraya getirdi! Mirabal Kardeşler, gepegenç kızlar, bir kanat çırpışıyla, 30 yıllık diktatörlüğü yıkacak bir hareketi (14 Haziran Devrimci Hareketi) başlattılar... Özetle dayanışma demek, umut demek, birlikte mücadele edebilmek demek... Yani diktatörlerin en sevmediği şey! Çünkü diktatörlük ayrıştırmadan, ayırmadan, ayırımcılıktan, kavgadan beslenir. Düşünmeyi, konuşmayı, dayanışmayı , bir araya gelmeyi önlemeye çalışır.”

Peki çare? 

“Bıkmadan, yorulmadan , korkmadan bu zihniyetle mücadele etmek, ayırımcılığa karşı dayanışmayı savunmak! Olmak ya da olmamak gibi. Dayanışıyorsam varım.”

Teşekkürler Minou Mirabal. İyi ki varsınız. 

NOT- “Otoriter Rejimlerde Eril Şiddete Karşı Kadın Direnişi ve Eşitlik Mücadelesi: Kelebek Etkisi” paneli çevrimiçi ve Prof. Dr. Yakın Ertürk’ün katılımıyla yapılacak. (Ayrıntılı bilgi: Uçan Süpürge’de.)

Yazarın Son Yazıları

Emek ve söz: Aynı kavga

İki gün arayla iki tarih...

Devamını Oku
30.04.2026
Savrulurken oradan oraya...

Bir ülke düşünün.

Devamını Oku
26.04.2026
Bayram mı, yoksa vicdan sınavı mı?

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Devamını Oku
23.04.2026
Merhaba Günü

İktidara geldiklerinde dindar ve kindar bir kuşak yetiştireceklerini açıkladılar.

Devamını Oku
19.04.2026
Hrant Dink Hafıza Mekânı

Zaman uçuyor.

Devamını Oku
16.04.2026
Operasyon arası sanat

27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon.

Devamını Oku
12.04.2026
Teşekkürler Zülfü Livaneli

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

Devamını Oku
09.04.2026
Tiyatro ve eleştiri

Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden bir çağrı alınca “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımı sunmak üzere kendimizi o muhteşem kentte bulduk.

Devamını Oku
05.04.2026
Demokrasiye bak!

Ama gerçekten olacak şey mi?

Devamını Oku
02.04.2026
Semiha Berksoy: Kendi mitolojisini yaratan sanatçı

Minicik bir kız çocuğu.

Devamını Oku
29.03.2026
Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025