Köşe Yazısı

A+ A-

Çocuk mezarlığı

04 Temmuz 2018 Çarşamba

Siz de biliyorsunuz... Kayıp çocuklar... Çok ender sağ bulunurlar.
O yüzden farkındaydınız, o her yerde karşınıza çıkan güzel çocuklar en başından itibaren korkunç bir olasılığın işareti sayılmaktaydılar.

Siz o fotoğraflara baktınız ve olabileceklerle olmamıştırlar arasında gidip gelen tedirgin zihninizi bir caninin kötü niyetine ve korkunç eylemine odakladınız.
Kendi niyetlerinizi ve eylemlerinizi, kurduğunuz devletlerinizi, sıkı sıkı sarıldığınız, yıkılmasın diye gözlerinizi bir sürü gerçeğe yumduğunuz tabularınızı yine es geçtiniz.
Şu anda sosyal medyada atılan çığlıklar...
Suçlulara verilmesi gereken en ağır cezalara dair haykırışlar...
İdam üzerine kesilen ahkâmlar...
Kısasa kısas diye direten akıllar...
Başlangıcından beri tüm meselelerini suç ve ceza kolaycılığıyla çözebileceğine inanan ve bu mantıkla hiçbir şeyi halledemediğini görmezden gelen insanlığın kitabına, yine alınmamış bir ders olarak kaydedilecek.
Dün ayakları kesilen köpeğin fotoğrafı içinizi yaktı, bugün gözleri oyulan köpeğe ağlıyorsunuz. Çuvallara doldurulup çöpe atılan kediler, kapana kıstırılıp dövülerek öldürülen tilkiler, yüzerken kurşunlanan yunuslar, sokaklarda zehirlenen hayvanlar...
Bunların her biri, tecavüz edilerek öldürülen çocuklarla, kocalarının, ağabeylerinin, babalarının, sevgililerinin, oğullarının saldırısına uğrayan kadınlarla, aile içi ve aile dışı yaşanan şiddete kayıtsız kalanlarla, yanı başınızda kırılan kemiklerle, akan kanlarla, yakalanan ya da yakalanamayan suçlularla, sokaktaki eylemcileri coplayan polislerin meşrulaştırdığı saldırılarla, marifet gibi çıkarılan, marifet gibi iştirak edilen tüm irili ufaklı savaşlarla, yani o büyük ve kolektif şiddetle yakından ilişkililer.
O fotoğraflardaki çocuklar siz bu ilişkiyi inatla görmezden geldiğiniz için ardı ardına kaçırılıp öldürülmekteler.. daha da öldürülecekler.
Tercih ettiğiniz, göz yumduğunuz, değiştirmeye gücünüzün yetmeyeceği fikrine kandığınız her türlü şiddetin açıktan koyuya değişen tonları, üzerinizde tehditkâr bir gölge.
Siz o gölgede yaşıyorsunuz ve şu an bir yerlerde potansiyel katiller ve kurbanlar, katiller ve kurbanlar, katiller ve kurbanlar doğuruyorsunuz.
Bu korkunç kaderi tekrarlayacak o yeni katiller ve kurbanlar aynı iklimde büyüyecek ve bir gün aynı haberlere kelimesi kelimesine aynı şekilde malzeme olacaklar.
Daha albümlere konmadı bir gün haberlere malzeme olacak henüz çekilmemiş nice fotoğraflar.
Farkında değilsiniz ama...
İnsanlığın zaafları ve hataları arasında kendisine kolayca yer bulan olağan bir vahşeti ucundan tutuyorsunuz, bünyenizin kaldırdığı türlü şiddet yüzünden o ölümlerden lanet gibi sorumlusunuz.
Bir gün kendi çocuğunuzun kaçırılmasından korkmak istemiyorsanız...
Şiddeti her alanda onaylayan şu hayatın kendisinden korkun.
Geleneklerden, göreneklerden, inançlardan, ahlaklardan, baskılardan, yasaklardan aklınız gitsin.
“Olur”larınızdan...
“Bana ne”lerinizden...
“Ben mi düzelteceğim”lerinizden tiksinin.
“Böyle gelmiş, böyle gider”lere artık kanmayın.
Ayıp nedir, günah nedir, beden nedir, neden utanmak gerekir oturun bir düşünün.
O fotoğraflar...
Belki bir yerde görülürler, belki birileri onları tanır diye evdeki albümlerden, çerçevelerden gözyaşlarıyla çıkarılıp basına dağıtıldılar.
Sonra yeniden albümlere, çerçevelere geri koyuldular.
O çocukların başına geleni sadece aileleri unutmayacaklar.
Siz unutacaksınız.
Gazetelerin yazdığı, televizyonların anlattığı başka olayların peşinde şuursuzca dolanacaksınız.
Artık görün;
Siz politik çıkmazlarda beyhude debelenirken, günden güne kontrolsüz bir şekilde vahşileşiyor hayat, çocuklarınızı ve aklınızı yiye yiye.
Uçsuz bucaksız bir çocuk mezarlığı artık yaşadığınız şu ülke.