Eğitimin kaptanları...
Sevgi Özel
Son Köşe Yazıları

Eğitimin kaptanları...

30.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Mustafa Kemal bir Osmanlı askeriyken... Yayılmacının imparatorlukta kendi dini, diliyle niçin onlarca okul açtığını... Kapitülasyonlarla politik, ekonomik, psikolojik ve askeri güçlerini topluca kullanmaya çalıştığını ilk gören, öngörüsü yüksek bir yurtseverdi. Sarayın söylediğini, yazdığını anlayamayan, salt asker olması, vergisi için aranan, kendisine inanan yoksul bir halkla ulusal direnişi başlattı.

İmparatorluğun her köşesi işgal edilmiş... Dört tekeri olmayan araçlarla ulaşım, telgrafa mahkûm iletişimle bir halk direnirken, çöküşün ana nedeni eğitimken... Bu gerçeği anlamayanlar bugün iktidarda.

Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı sürerken 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisini kurar... “Ankara Hükümeti”nin küçücük savaş bütçesiyle 2 Mayıs 1920’de kurduğu ilk bakanlıklardan birinin, “Maarif Vekâleti” olmasını algılayamayanlar... 1950’lerden beri milliyetçilik rolüyle koltuk için sarığı sandığa dolayarak Mustafa Kemal’le, cumhuriyetle, laiklikle hesaplaşma aymazlığını... 1980’lere dek perde arkasında, son yıllarda açık açık “saltanat, hilafet, şeriat” aşkına çevirenler... Arapça, Arap abecesi güzellemesiyle sarayın refahı için yüzyıllarca eğitimde, ekonomide yanlış kararlarla Osmanlıya en çok toprak insan kaybettiren... Çöküşün mimarı padişahlara öykünüyorlar. Çöküşün mimarı sanat eğitimi alan, Türkçeyi resmi dil yapan; eğitimi yenileştiremeyen... “İstibdat”a başkaldıranların ensesinde boza pişiren baskıcı, sansürcü padişah(lar) ın öykünenlerden daha eğitimli oluşu çok acı...

Kitaplıklar dolusu belge bilgi ortada, çoğumuzun dedesi ninesi bu dönemi yaşayan son Osmanlılar... Onlar savaşırken Mustafa Kemal’in “eğitime” niçin bağımsızlık savaşı kadar önem verdiğini anlamıştı. Bugünkü MEB kaptanının anlamadığı bu...

“Çocuklarımıza verilecek eğitim dini ve milli bir duruma getirmek,

Çocuklarımızı üretici duruma gelecek, kendilerine güvenen, iş kurabilen kişiler olarak yetiştirmek, okullarımızı ve eğitim kurumlarımızı bilimsel, çağdaş temeller üzerinde yeniden düzenlemek,

Milli mizacımıza, tarihi ve coğrafi ve sosyal özelliklerimize uygun yeni ve bilimsel ders kitapları hazırlamak; halk dilinden Türkçe kelimeleri toplayarak dilimizin bir sözlüğünü yapmak,

Doğunun ve batının klasiklerini dilimize çevirmek, eski eserlerimizi saptamak ve korumak...”

Mustafa Kemal, “Bugün ilk işimiz, eldeki okulları iyi idare etmektir” diyerek 106 yıl önce savaş bitmeden ilk sıraya eğitimi almıştı. Önce 1920’lerin eğitim programına... Bir de aklı, bilimi öteleyen imamlarla yürütülecek 2026’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne bakın!

MEB’nin başındaki tutucu dinci kaptanlar... Yıllarca akıl, bilimdışına yaslanarak eğitim gemisini partisinin programına göre yürüttü. Gemi 2026’ya su alarak geldi. 1920’lerin programı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”yle karşılaştırılamayacak kadar çağdaştır!

Bugün “suça bulaşan” çocukları tartışıyoruz. Evinde, sokakta, okulunda, kültürel etkinliklerde huzurlu... Sanatta, sporda izleyici yaratıcı olması gereken çocuk(lar), niçin ilgiyi gücü silahla arıyor? Silahla nasıl tanışıyor?

12-18 yaşta çocukların “suça bulaşmasının...” Katil olmasının tek nedeni “çocuk yoksulluğu” mu? Çocuk salt ekmek sütle mi doyar?

Eğitimi dinsele bulayan iktidar... İktidar yörüngesindeki sermaye, yandaş basın tek telli sazla oynattıkları halka yalancıdolma yuttururken... 15 Nisan 2026’daki çocuk katilin, çocuk kıyımı da gösterdi ki... Çocuklar yalnız!

Güvenliği, temizliği sağlanamayan okullar olsa da olur, olmasa da...

Mutluyuz; eğitim, aile bakanlarının çocukları yalnız değil!