“Etnik Birlik Yasası”
Çiğdem Bayraktar Ör
Son Köşe Yazıları

“Etnik Birlik Yasası”

30.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Çin’in yaklaşık 1,5 milyarlık nüfusu 62 yıl sonra 2022’de ilk kez azaldı. Ülkede resmen tanınmış 55 etnisite var. Ancak Çin Ulusal Halk Kongresi, merkeziyetçi yapıyı güçlendirmek üzere “Etnik Birlik ve İlerleme Yasa”sını kabul etti. Azınlık dillerinin görünürlüğünün azaltılması kararı verilirken, anaokullarından itibaren okullarda Mandarin resmi bir önceliğe sahip olacak. Bu aslında Çinlileştirme projesinin devamı niteliğinde. Yasada belirtilen “tekil Çinli kimliği” Uygurları, Moğolları, Tibetlileri asimile etmeyi kolaylaştıracak. 

ÇİN’DE “DİL” VURGUSU FARKI 

Türkiye’de Türkçe’nin eğitim dili olmasıyla Çin’deki yeni düzenlemenin temelleri arasında tarihi ve yapısal büyük bir fark var. Bunlardan ilki imparatorluktan, ulus devlete; saltanattan cumhuriyete geçerken resmi alanda kullanılan dilin zaten Türkçe olmasıdır. Her ne kadar Osmanlıca; Arapça, Farsça ve Türkçe’nin karışımından oluşturulmuş bir dil olsa da idarede, toplumda ve kültürel yapıda Türkçe asli dildi. Öyle ki; 1876 tarihli Kanuni Esasi’de “Tebaai Osmaniye’nin hidematı devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır”, hükmü vardı. Milletvekili olmak için de Türkçe bilmek ön şartlardan biriydi. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün hakim dilin düşünme evrenine ve kimliğe etkisini vurgulamasıyla Cumhuriyetin ilanından sonra da Türkçe’nin önemi derinlik kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, “dil” konusu hem teorik hem pratik alanlarda modernleşmenin bilinçli bir kurgusu kapsamında ele alındı. 

Oysa Çin’de “tek dil” hiçbir zaman bugün olduğu gibi gündeme alınmadı. Çünkü Çin’in tarihi yapısı buna kanıtlı, geçerli, haklı bir olanak tanıyamazdı. 

“AZINLIK” TANIMI 

Çin aynı coğrafyayı paylaştığı farklı ulus ve yönetimlerini gerek savaş meydanlarında gerek ise nüfuz alanlarında çarpışarak kendi bünyesinde tutmaya çalıştı. Ne var ki; Han çoğunluğu olsa bile örneğin Moğollar (Yuan), Mançular (Qing), Tibetliler bütün bir Çin’de dahi sınırları keskince ayrılabilecek biçimde yaşıyorlardı, bölgesel etnik özerkliğe sahiplerdi. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihî sınırları içinde “özerk yönetimler” olmadığı gibi Anayasaya göre herkes eşittir. Tarihi bağların arkasında kültürel çeşitlilik ve zenginlik de bu eşitliğin pratiğidir. 

BİRLİK Mİ, AYNILIK MI? 

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları arasında Türklük ve Türkçe’nin resmi dil oluşu üzerinden bir “birlik” amaçlanırken, özel alanlarında herkesin kendi dilini özgürce konuşabileceğini, bunun doğal bir hak olduğunu kabul eder. Ancak Çin’de “Etnik Birlik Yasası” adında geçen “birlik” aslında en çok da buradan eleştirilir. Yasanın maddeleri, amaçlananın “birlik” değil “aynılık” olduğunu ortaya koyuyor.  İlgili yasa, “azınlıkların Çinlileştirilmesi”ni amaçlıyor. Kaldı ki Devlet Başkanı Şi Cinping, bu politikayı çekincesizce ve şiddetle savunuyor. 

Konu sadece Mandarin dilini, birincil dil haline getirip ülke çapında öncelikli olarak yaygınlaştırmak değil. Aynı yasayla 80’lerden beri kağıt üstünde yaşayan bölgesel etnik özerklik de rafa kalkmış oluyor. Çin’in taraf olduğu “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” bu yasayla açıkça ihlal ediliyor.

“ZHONGHUA WENHUA”

Çin tarihine dahil edilen tüm halkları kapsayan üst kimliği ifade eden “zhonghua” ile “wenhua” yani “kültür” birleşince Çin’in “tek tipleştirici” yasal tasarımı özetlenmiş oluyor. Tarihsel olarak farklı kökenlerden gelen halkları yekpare bir Çin uygarlığı altında birleştirme gayesiyle kültürel bakımdan niteleyen, aslında siyasi bir değerlendirmeyle ele alan bir anlatı söz konusudur. 

Üstelik; Çin kültürünü, idealize edilmiş en yüksek kültür formu olarak yorumlayan yasada “Çin’in mükemmel geleneksel kültürünün aktarılacağı” iddiası var. 

STANDARTLAŞTIRILAN KÜLTÜR 

Uygur Araştırma Enstitüsü yasaya ilişkin hazırladığı makalede; Çin iktidarının Çinlileştirme programı dahilinde sadece başat Çin kültürünü empoze etmediğini, bünyesindeki diğer kültürleri “kendisininmiş” gibi sunmaya hazırlandığını, Uygur halılarından Tibet mandalalarına, Moğol müziğine kadar her şeyin Çin etiketi alacağını ileri sürülüyor.

“TÜRKLÜK”

Çin’in uluslararası insani ve hukuki normlar üzerinden kınandığı bu yasa bağlamında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasındaki “Türklük” kavramı üzerinden sürdürülen ithal tartışmalar yeniden değerlendirilmeli. 

Çin yönetiminin ısrar ettiği “Etnik Birlik Yasası”nda işaret edilen “mükemmel kültür” tanımı gibi bir niteleme Türk kültürü için tarihimizin hiçbir döneminde yapılmadı. Kaldı ki; Türklük’ten söz edilirken ülkemizdeki tarihi kültürel çeşitliliği tırpanlayan bir yaklaşımı kendisine konu edinmeyen açık hükümlerde, sadece Türk ulus kimliği ve Türkçe üzerinden bir tanılama söz konusu. 

ZORUNLU ASİMİLASYON 

1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek olan yasa hakkında BM’den sekiz uzman bir kınama mektubu kaleme almış, Çin resmi makamlarına ulaştırmıştı. Dün de Avrupa Parlamentosu’nda yasa gündemdeydi. Bugün AP’de yasayı geri çekme çağrısı yapılacak. 

AP, yasanın “zorunlu asimilasyonu yasallaştırdığını” ve Mandarin dayatmasıyla azınlık dillerini kriminalize ettiğini iddia ediyor. Avrupa Parlamentosu, bu yasaya karşı dünyadaki en sert siyasi ve hukuki tepki metnini oylayarak Çin üzerindeki diplomatik baskıyı artırmaya çalışacak.

EKONOMİ BOZULDUĞUNDA 

Alt yapının, üst yapıyı belirlediği gerçeğinden hareketle, Çin iktidarının bu yasada ısrarcı olmasına yapılan en geçerli yorumlardan biri; hükümetin yavaşlayan ve bu yıl için büyüme hedefi “küçültülen” ekonomisi yerine toplumun dikkatini başka bir yöne çekmek. 

“Etnik birliği bozanları ihbar etme” yükümlülüğünün bulunması, bir jurnal sisteminin oluşturulması da böyle zamanlarda gündeme getirilen etnik vurgular gibi tesadüf değil.  

Sözde toplumu birleştirmek istediğini söyleyenler aslında derin tartışmalar yaratarak, kanun haline getirdikleri kanunsuzluğu delmek isteyenleri de suçlu ilan ederler. Tanıdık değil mi? 

Yazarın Son Yazıları

Baba

Anne ve baba insanların kanatlarıdır.

Devamını Oku
21.06.2026
Yardakçı

Yardakçı, kendi gücü olmadığı halde güçlü olana yanaşarak onun iktidarını, zulmünü, işgalini, ihanetini veya yanlışlarını meşrulaştıran kişidir.

Devamını Oku
03.06.2026
“Mutlak Sultan”

Ana muhalefet partisi seçim sonuçlarını kabul etmedi; usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü.

Devamını Oku
22.05.2026
Ey Atanmış!

Ey Atanmış!

Devamını Oku
17.05.2026
“Bu Kanunu Adalet Bakanı Yürütür”

“Bu Kanunu Adalet Bakanı Yürütür”

Devamını Oku
07.05.2026
“Etnik Birlik Yasası”

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Çin’in yaklaşık 1,5 milyarlık nüfusu 62 yıl sonra 2022’de ilk kez azaldı.

Devamını Oku
30.04.2026
DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR

Devletler sadece cephelerde savaşmazlar.

Devamını Oku
25.04.2026
Damat

2013’te evlendiğinde sadece 27 yaşında.

Devamını Oku
14.04.2026
Tazminat

İsrail ve ABD güdümlü bir savaş politikası çeyrek asırdır Orta Doğu’yu yıkıp, geçiyor.

Devamını Oku
10.04.2026
Bizi de askere alın

Bizi de askere alın

Devamını Oku
30.03.2026
ABD’den ayrılmak istersen!

30 milyonu aşan nüfusuyla ABD’nin en kalabalık eyaletlerinden ikincisi Teksas. 1836’da egemenliğini Meksika’dan ayrılarak kazandı.

Devamını Oku
26.03.2026
Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah

Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah

Devamını Oku
23.03.2026
18 Mart’tan Anafartalar’a: Çanakkale Mustafa Kemal’siz anlatılamaz

1915’te dünyanın en güçlü filosu, sanayileşmiş imparatorlukların çelik zırhlılarıyla Çanakkale Boğazı’na yüklendiğinde onlara komuta edenlerin amacı açıktı: Boğazlar aşılacak, İstanbul düşürülecek, Osmanlı galiplerce paylaşılacaktı.

Devamını Oku
18.03.2026
Gündemi büyüt, gerçeği küçült: Epstein’i unutturma savaşı

Gündemi büyüt, gerçeği küçült: Epstein’i unutturma savaşı

Devamını Oku
17.03.2026
İran, Irak’a benzemez

Condoleezza Rice, “Ortadoğu haritası değişecek” dediğinde yıl 2003’tü.

Devamını Oku
12.03.2026
Missouri’den İncirlik’e

5 Mart 1946. Winston Churcill bu defa ABD’den dünyaya seslenmiş, “Baltık’taki Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye kadar Avrupa’nın üzerine bir “Demir Perde” indiğini söylemişti.

Devamını Oku
05.03.2026
Sömürgecinin mektubu

Sömürgecilik kaba kuvvetle başlamaz. Önce zihinle başlar.

Devamını Oku
28.02.2026
1993’ün faili, bugünün efendisi

Savaşın ve barışın aktörleri, yöntemleri değişir; tarafları aynı kalır.

Devamını Oku
23.02.2026
Bir demokrasi sorunu: Hizbut Tahrir

Köktendinci Hizbut Tahrir’in uzantısı “Köklü Değişim” grubu Ankara’nın dört bir yanına şeriat ve hilafet çağrıları içeren pankartlar astı.

Devamını Oku
11.02.2026
Gazi Kemal, şu feleğin işine bak!

İhraç edilen beş vatansever teğmenimizden biri İzzet Talip Akarsu hakkında Millî Savunma Bakanlığı yeni bir suç duyurusunda bulunmuş.

Devamını Oku
02.02.2026
Saçlarla sözde Kürdistan’ın sınırlarını örmek

Şimdilerde ‘heval’ dostu kadınlar saç örme videolarıyla YPG/SDG’ye yapılan operasyonlara dikkat çekmeye çalışıyor.

Devamını Oku
29.01.2026
‘Doktor, şimdi sıra sende’

Her şey duvarlara yazılan bu cümleyle başlamıştı: “Doktor, şimdi sıra sende.”

Devamını Oku
23.01.2026
Pudra şekeri

İslamcı basında CHP döneminde açılmış “Uyuşturucu Maddeler İnhisarı” kurulmasını eleştiren haberler kaleme alındığında, tarikatlarla örülü muhitlerinin, sözde dindar çocuklarının malum partileri henüz ortaya dökülmemişti.

Devamını Oku
21.01.2026
Varlık içinde yokluk mu? Çok tanıdık!

Petrolü var, kendi petrolüne hakim değil!

Devamını Oku
14.01.2026
İki yaldızlı ‘pek kötü'

Her şeyi tek tek yaşayamayız. Başkalarının deneyimleri de yaşama ilişkin geniş referanslardır.

Devamını Oku
05.01.2026
27 Aralık'ta, Aralık'ta yeniden "Temsil Heyeti"

​Tarihin kırılma anları vardır: Ulusların kendisine biçilen yazgıları, kaftanları, deli gömleklerini, kefenleri yırtıp attığı anlar.

Devamını Oku
30.12.2025
Sarıkamış Felaketinden sözde demokratik açılıma: Dondurulan devlet aklı

Tarihten çıkarılacak dersleri ancak bu derse girenler bilebilir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yeni bir tür: ‘Barrack-us’

“Devletler arasındaki çıkarları uzlaştırma sanatı” olarak tarif edilen diplomasiyle ülkeler arası diyalogun yapılandırılmasında; bir devletin kimi, nereye, ne zaman gönderdiği son derece önemlidir.

Devamını Oku
15.12.2025
“Lübnanlaşma”: Bir Ülke Nasıl Parçalanır?

“Lübnanlaşma”: Bir Ülke Nasıl Parçalanır?

Devamını Oku
03.12.2025
Levent Kırca olsaydı, o da dosyaları fırlatırdı

Fatih Altaylı’nın tutukluluğuna karar verildi. Hem de 4 yıl, 2 ay hapis cezası kesilerek… Neden? Cumhurbaşkanını tehdit etmekten. Vicdanları sızlatan, kanatan, herkesin tepkisini çekmesi gereken karar ve gerekçesi bu.

Devamını Oku
28.11.2025