Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Ayşegül Yüksel

Hababam Sınıfı tiyatro sahnesinde

10 Temmuz 2018 Salı

[Haber görseli]

Damakta kalmış tatlar vardır yaşamda. Bir kez yediğiniz, ama nerede, ne zaman yediğinizi, kimin yaptığını tam anımsayamadığınız yemekler gibi... Hababam Sınıfı’nın yaratıcısı Rıfat Ilgaz’ı yitirişimizin 25. yılında, işte tam böylesi bir tiyatro tadı kalmış damağımda. Ben 1960’lı yıllarda sahneye ilk kez Ulvi Uraz tarafından kendi tiyatrosunda çıkartılan ‘Hababam Sınıfı’nı Kadıköy yakasındaki bir yazlık sinemada (Kızıltoprak Sineması olabilir) izlemiştim. Belleğimde yalnızca Ulvi Uraz ve yalın sınıf dekoru kalmış. Oyun kadrosunu oluşturan öteki kişileri ise tam olarak gözümün önüne getiremiyorum. Anlatmaya çalıştığım gibi, tadı damağımda, ama o tadı oluşturan malzemeyi unutmuşum.
Oysa, çok daha eski oyunlar, Ulvi Uraz’ın ‘Hamlet’te Mezarcı’yı, Haldun Taner’in ‘Fazilet Eczanesi’ oyununda Sadettin Bey’i ya da Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’daki unutulmaz Vicdani’sini oynadığı sahneler bugün bile gözümün önünde. Çünkü elimde belgeleri var. Yazlık sinemada gördüğüm ‘Hababam Sınıfı’nın broşürü bile yok. Dahası, Rıfat Ilgaz’ın kitaplar boyunca sürdürdüğü serüvenin, 1975’ten başlayarak beyaz perdeye aktarıldığı aşamadan bu yana her birini en azından 10 kez izlediğimiz daha da izleyeceğimiz- filmleri, yıldızlaşmış yaratıcılarının görüntüleri ve sesleriyle, belleğimize öyle bir ağırlığını koymuş ki... Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Adile Naşit, Halit Akçatepe, Şevket Altuğ ve tüm ötekiler...
Oysa tiyatro -ne yazık ki zaman içinde belleğin kıvrımları arasında kalacak- bir seferlik bir tat sunar seyirciye. Ben kaç gündür bu tadın peşindeyim. İnternet taramaları işe yarıyor. Oyun 1965-66 döneminde sahnelenmiş. İlhan Selçuk şöyle yorumluyor tiyatrodaki ‘Hababam Sınıfı’nı: “Kötü örnekler, kötü yemekler, kötü kitap, kötü eğitim. Bu kadar kötü koşullar içinde elbette yüzde yetmiş fireyle adam çıkıyor okullardan... Gidin, görün, oyuncularla halkın iç içe oynadıklarını göreceksiniz. Ilgaz toplumu en can alıcı yerinden yakalamış.”
Oyuncuların isimlerini görünce şaşırıp kalıyorum. Gençler arasında Metin Akpınar, Zeki Alasya, Ahmet Gülhan, Ercan Yazgan, Ali Yalaz var. Kamran Usluer ve Zihni Küçümen gibi deneyimli ustalar da yer almış yapımda. Ulvi Uraz, Şair Haşim’e hayran, edebiyatçı Piyale İhsan’ı oynuyormuş. Aradığım tat yavaş yavaş yerine geliyor galiba...
Ne ki, bir sonraki gece uykumun arasında, bu oyunda –tıpkı Metin ve Zeki gibi- oyunculukta kendilerini yeni yeni göstermeye başlayan öteki yaşıtlarım Ali Poyrazoğlu ve Müjdat Gezen’in de bulunması gerektiğini söylüyorum kendime. (Yakıştırıyor muyum!) Ertesi sabah yeni bir internet taraması ve (bingo!) Ali ile Müjdat’ın Ulvi Uraz Tiyatrosu yapımı ‘Hababam Sınıfı’ oyununda Ercan Yazgan ve Ahmet Gülhan’la çekilmiş fotoğrafları. Belki Metin ve Zeki oyundan çıkmışlar, yerlerine Ali ile Müjdat gelmiş. Ya da ne olmuşsa olmuş!
Peki, ben sahnede hangilerini izledim? Pek deönemi yok artık. Önemli olan, büyük sanatçı Ulvi Uraz’ın 1960’lı yılların ikinci yarısında, bugün tiyatro tarihimize ‘usta’ olarak geçmiş –o zamanki genç- sanatçılarla ve deneyimli meslektaşlarıyla birlikte kotardığı ‘Hababam Sınıfı’ yapımındaki oyunculuğun niteliği... Bu yazının amacı da, ‘bütün yatılı okulların hiçbirinden ayrıcalığı yoktur’ dediği Hababam Sınıfı’nı öğretmenlik yıllarındaki deneyiminden damıtarak biçimlendiren Rıfat Ilgaz Usta’nın ölümünün 25. yılında, Hababam Sınıfı’nı ilk kez ete kemiğe büründüren tiyatro yıldızlarımızın emeğinin de –en az beyazperdedeki meslektaşlarınınki düzeyinde- anımsanması...

Tümü Ayşegül Yüksel - Son yazıları

Büyük Amerika’dan küçük Amerika’ya yüzeysel izlenimler 16 Ekim 2018 Sal
METİN AND’I ANARKEN 2 Ekim 2018 Sal
Frigo Zamanı 21 Ağustos 2018 Sal