Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe alışmayacağız:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasını isteyeceğiz...
Anayasa’yı savunmanın, bütün yurttaşların ana görevi olduğunu anımsatacağız!
***
AİHM kararlarına rağmen içeride tutulan Selahattin Demirtaş’ı ve Osman Kavala’yı unutmayacağız.
Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’la birlikte, “casusluk yapmakla suçlanan”, büyük emeklerle ve son derece dürüst bir dikkatle kurduğu kanalına el konan, 8 yıl bir kardeş gibi birlikte çalıştığımız Merdan Yanardağ’ı ve elbette İBB davasındaki haksızlık ve hukuksuzlukları unutmayacağız.
AYM’nin, Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarına uyulmasını bekleyeceğiz.
Akbelen Ormanı direnişçilerinden İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanmasına karşı çıkacağız:
İnsanların yargılanmadan hapsedilmelerinin genel kural haline getirilmesini kabul etmeyeceğiz!
İBB davasında, tutukluluk süresi, verilebilecek cezanın süresini aşan Aykut Erdoğdu’yu ve onun durumunda olanları dile getireceğiz!
İBB iddianamesi gerekçe gösterilerek yargılanmadan tutuklanan fakat iddianamede adları yer almayan ve hâlâ hapiste tutulan, hiçbirini tanımadığım, Recep Cebeci, Osman Zeki Kırat, Onur Gülin, Doğukan Arıcı, İlkay Onak, Arzu Can, Çağatay Takaoğlu, Fikri Murat Demir, Engin Gönül, Faruk Ceyhan adlı kişilere yapılan haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlikleri gözden kaçırmayacağız.
İktidarın adeta her sabah bir CHP’li belediyeye operasyon yapmasının arkasındaki haksızlıkları ve otoriterleşme eğilimlerini görmezden gelmeyeceğiz.
***
Mahkûm ve tutuklulardan, hapishane koşulları ve haksız uygulamalar gibi konularda çok sayıda şikâyet mektubu alıyorum.
Son gelen mektup H.D. adlı okurum olan bir mahkûmdan.
Her üç ayda bir “Hak İhlalleri Raporu” hazırlayıp avukatları aracılığıyla TBMM “İnsan Hakları Komisyonu”na yolladıklarını belirtiyor.
Mektubunda yapılan hak ihlallerini madde madde saymış, sadece bunlar için ayrı bir yazı yazmak gerekir.
Ayrıca “kuyu tipi” denen cezaevi koşullarını genel olarak eleştiriyor ve ilave olarak dört arkadaşlarının da bu koşulları protesto etmek için açlık grevinde olduklarını haber veriyor.
Adalet Bakanlığı ve kamuoyu, hükümlü ve tutukluların da hakları bulunduğunu unutmamalı!
***
İnsanların yargılanmadan hapse atılmaları, geçen hafta da yazdığım gibi 1215 Magna Carta’nın bile gerisinde olan bir uygulama.
İnsanlara, başkalarına iftira etmeleri için hapis baskısı yapılması ise Engizisyon yöntemi.
Türk kültürünün “Devlet Ana”, “Devlet Baba” diye yücelttiği “Devlet”i günümüzde, hiçbir kişi veya hiçbir parti, kendi tekeline alarak bir zulüm aracına dönüştüremez; dönüştürmeye çalışsa bile bunu uzun süre sürdüremez!