27 Mart 2026-Uşak Belediyesi’ne operasyon. Vay rüşvet!
30 Mart 2026-Etimesgut Belediyesi’ne operasyon. Vay zimmet!
31 Mart 2026-Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne operasyon. Vay örgüt kurma!
9 Nisan 2026-Bornova Belediyesi’ne operasyon. Vay sahtecilik!
10 Nisan 2026-Üsküdar Belediyesi’ne operasyon. Vay ruhsat usulsüzlüğü!
10 Nisan 2026-Mersin Yenişehir Belediyesi’ne operasyon. Vay ihaleye fesat!
Son günlerin operasyon listesi böyle ama öncesi var. Hemen sıralayalım:
Büyükşehir belediyelerine operasyon: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Adana Büyükşehir Belediyesi.
İl ve ilçe belediyelerine operasyonlar: Beşiktaş Belediyesi, Şişli Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Sarıyer Belediyesi, Maltepe Belediyesi, Kadıköy Belediyesi, Ataşehir Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Seyhan Belediyesi, Çukurova Belediyesi, Konak Belediyesi, Karabağlar Belediyesi, Bornova Belediyesi, Keçiören Belediyesi.
Ne tesadüf, hepsi halkın oylarıyla seçilmiş CHP’li belediyeler. Hani bu işin tiyatrosu yapılacak olsa dramaturg inandırıcı olsun diye metne başka partilerden de bir şeyler katardı. Sineması yapılacak olsa millet inandırıcılığı yok diye filmin yarısında çıkardı.
SİYASETİN YENİ DİLİ
Bir kentin yönetimi kriminalize ediliyor. Belediye başkanlarına, alt kadrolara yönelen operasyonlar... Ama kamuoyuna sunuluş biçimi değişmiyor, sadece CHP’nin seçildiği yerlere yapılması değişmiyor. Sabaha karşı evlere yapılan baskınlar değişmiyor.
Hukuk mu konuşuyor, yoksa siyaset mi? İsimler, resimler yandaş medyaya, kamuoyuna yazılıyor. Bir insanın itibarı kaç saatte, kaç ayda zedelenir?
Algı ile gerçek arasındaki o çizgi... Yerseniz! Bu müdahaleler hukukun gereği mi, yoksa siyasetin yeni dili mi?
Sonrası, “İftira at kurtul”. Sonrası zulüm. Sadece kişilere yönelik değil, tüm akrabalara, çocuklara, kardeşlere... Sonrası halk iradesini yok sayma.
Bana sorarsanız bu belediyelerin “suçları” iş yapmak, halkın güvenini kazanmak. Onlara sorarsanız, casusluk bile var!
“Hukuksuzluk sıradanlaşırken” (dün gazetemizin manşetiydi) sevgili Müjdat Gezen soruyordu, “Bu durumda halk olarak bunlara inanmamız mı, bir psikiyatra mı gitmemiz gerekiyor?” diye.
Neruda’nın dizeleri yine kafamda dönüp duruyor: “Bir de bana şiirlerin/ Neden söz açmaz diye soruyorsunuz/ Düşlerden, yapraklardan/ Doğduğun ülkenin koca yanardağlarından?/ Gelin görün sokaklar kan/ Gelin görün/ Sokaklar kan/ Gelin görün kanı/ Sokaklar boyunca akan”
PSİKİYATR YERİNE SANAT
Haklısınız, burası sanat kültür sayfası. Operasyon arasına sanat koyalım. Her ne kadar iktidar her CHP operasyonu arasına “Cambaza bak” niyetine ünlü sanatçılara uyuşturucu baskını ve algı aşağılaması yapıyorsa da ben artık o durumları izleyemez oldum!
Ölmemek, çıldırmamak için sanata sarılıyorum. Son aylarda izlediğim en muhteşem işlerden biri İngiltere’den gelen “Now” gösterisiydi. Yeniydi, yaratıcıydı. Jasmin Vardimon Company, çağdaş dans tiyatrosu, en ciddi önemli dünya ve insanlık hallerini, bize çarpıcı yöntemler, müthiş bir dramatik yapı, görsel şölen, usta müzik/ışık oyunlarıyla sundu. Kim getirtti, onları kim seçti derken altından iki bildik isim çıktı.
Sonay Yücel ve Leman Yılmaz. İkisi de uzun yıllar farklı kültür sanat kurumlarında yönetici, genel sanat yönetmeni, yapımcı ve program direktörü olarak çalıştı. Bu kurumlardan ayrıldıktan sonra edindikleri deneyimi, birikimi, bir araya getirip bir işbirliğini hayata geçirdiler. Alice in the Mirrorland, Béjart Ballet Lausanne, Jasmin Vardimon Company (NOW) onların seçimi.
Şimdi bu yazıyı derhal bitirip bu akşam yine onların seçimi “Opera Locos”u görmeye koşuyorum. Mayıs ayında ise Cirque du Soleil’in OVO gösterisini gerçekleştirecekler. Benden söylemesi. Kaçmaz.