DUMLUPINAR -CHP’li Yenimalhale Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Dumlupınar Belediyesi’nin MHP’li olmasına bakmadı. Kendi ifadesiyle, “Bu toprakların hakkını teslime geldi” ve Dumlupınar’da, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Misafirhanesi ve Dumlupınar Sosyal Tesisleri’nin yapılmasına ön ayak oldu.
Çünkü söz konusu olan vatan için Dumlupınar bozkırını çiçekleyen şehitlerimizdi. Öyleyse, gerisi ayrıntıydı.
Kuvayi Milliye’ci bir aileden gelen Fethi Yaşar, şehitlerin anısına bir güzel iş yaptı, gerçekleştirdiği tesisi onların aziz ruhlarına armağan etti.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Dumlupınar’dan çağrısını yaptı:
“Vatanseverleri yeniden milli mücadeleye çağrıyoruz.”
Peki, Saray ve saraycı, Dumlupınar’ı bilir mi?
Bilmez.
O zaman bildirelim:
Başkomutan’ın deyimiyle “zalim ve mağrurluğun yok edildiği” yerdir!
Saray ve saraycının bugün utanılacak bir niteleme olarak algıladığı, “Türk ulusunun geleceğe güvenmekte haklı” olduğu yerdir!
“Anadolu’da daha başka meydan savaşları verileceğini dikkate alarak herkesin akıl güçlerini ortaya koyması gerektiğinin” ifade edildiği yerdir!
“Aç Türko, ayakkabısız Türko; ne ile taarruz edeceksin?” diye alay eden işgalcilerin yenildiği yerdir!
Saray ve saraycının, siyaseten sıkıştığında düşkün bir dille saldırdığı ulusal kahraman İsmet Paşa’nın “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” diye adlandırdığı utkunun kazanıldığı yerdir!
Saray ve saraycının, “iki ayyaş” diye değersizleştirmeye çabaladığı Gazi ile İsmet Paşa’nın bir köyün avlusundaki kağnı arabasının üzerine ilişip; Uşak, Eskişehir, Aydın, Alaşehir, Turgutlu, Ahmetli, Salihli, Manisa ve İzmir’i ateşe veren sömürgecilere “nefes aldırmadan İzmir’e girilmesine” karar verdikleri yerdir!
Ruşen Eşref Ünaydın’ın biçemiyle, önünde korkunç cinlerin dimdik durduğu sıla olan “zafer”e kavuşulduğu yerdir!
Gazi Mustafa Kemal’in, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde dile getirdiği “aşk-ı istiklâl”, yani bağımsızlık sevdasına ulaşıldığı yerdir!
Atatürk’ün o sözünün devamında ne dediğini bilir mi, Saray ve saraycı?
Bilmez.
O zaman Dumlupınar’dan bildirelim:
“Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasıyla kaimdir.”
Özgürlük ve bağımsızlıktan vazgeçilir mi?
Geçilmez.
Havaalanından “zafer” olur mu?
Olmaz.
Yakındır, bütün Anadolu’da zafer bizim olacak.
Saray Dumlupınar’ı bilir mi?
Yazarın Son Yazıları
Faşist 12 Mart cuntasının Cumhurbaşkanı General Cevdet Sunay’ın o sözünü bir kez daha anımsayalım önce...
Saray’ın denetim ve gözetiminde yürütülen İmralı ve PKK pazarlığına ilişkin DEM’in hazırladığı rapor, ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin başına geçirmek istediği çuvalın çuvaldızı niteliğini taşıyor.
Milyonların acısına neden olan ABD işgali sonrası Irak’ta bir Amerikan mandası kuran feodal aşiret reisi Mesut Barzani’nin Şırnak’ta devlet töreni ile karşılandığını biliyoruz.
Ülkenin batısında belediye başkanlarından gazetecilere kadar birçok kişi cezaevlerine atılmışken doğusunda çok düşündürücü gelişmeler oluyor.
CHP’deki kimileri dahil, herkesin dilinde bir “eşit yurttaşlık” sözüdür, gidiyor.
Öcalan’ı “önder” diye niteleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, gerekirse tek başına İmralı’ya gitme peşinde olduğunu belirterek kendince bir ısrar içinde.
Futboldaki bahis bataklığına yönelik operasyonlarda eski Kasımpaşaspor Başkanı Mehmet Fatih Saraç ifadesi alınıp hemen birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
Saray’ın şahin takımından Mehmet Uçum, “Türkiye’nin bekası olan Cumhur İttifakı ile oynamayın, tutmaz” diyor. Cumhur İttifakı milliymiş, dahası kurucu ittifakmış.
Bu ülke çok sıkıyönetim gördü, ancak sivil sıkıyönetimi ilk kez yaşıyor.
Kıbrıs’ı Çürütme Göstergesi
Dünya sömürgenlerinin, Ortadoğu’da kirli-kanlı oyunları hiç bitmez.
Nereye varacaklar böyle?
Hanedan jetinde gezen uçan gazeteciler vardır; soru soramazlar; belleri, boyunları bükük tutanak tutarlar.
Özgür Özel, CHP’nin içini karıştırmaya yönelik kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı için ne demişti?
Şekspir’in Hamlet’indeki ünlü “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” repliğini alıp bugüne getirin Türkiye’nin başına koyun, cuk oturur.
Sattılar savdılar, perişan ettikleri ülke ekonomisine para bulabilmek için halen satmaya da devam ediyorlar.
12 Eylül 1980, yurt, can ve demokrasi kırımının günüdür.
O fotoğrafları içime sindiremiyorum.
Cumhuriyetin ölüm kalım mücadelesi
Süreç dedikleri şeyi başlatan MHP lideri, pazarlık yapılmadığını söylüyor, ancak öbür yana bakıldığında durum hiç de öyle gözükmüyor.
Epeydir bir Karagöz-Hacivat oyunu içindeydik.
Odak, sevgisizlik sözcüğünde.
Türkiye bir çukur içinde debeleniyor.
Üniter yapı ile dertleri var. Ulus ve yurttaşlık tanımıyla didişiyorlar.
Anayasa değişikliği istekleri, uygar Cumhuriyeti kurmuş CHP’ye yönelen baskılar, İmralı’daki ile pazarlıklar...
Bize barıştan ve kardeşlikten söz edenlere bakınca İmralı’dakinin PKK’yi hangi koşullarda kurduğunu anımsamak gerekiyor.
Bir yanda terör örgütünün üç beş silahı teslim etme törenleri düzenlenirken diğer yanda İmralı’daki büyük büyük konuşmalar yapıyor, “komünalist yoldaşlık hareketi”nin son aşamasını açıklıyor!
Ankara’daki yüksek gerilim, Türkiye’yi sonu belirsiz bir siyasi ve sosyal ortama sürüklüyor.
Yinelemeye gerek yok: Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasından bu yana, Saray iktidarının pekiştirilmesine, dolayısıyla ülkenin dünya egemenlerinin sözünden çıkmayan bir tek belirleyici tarafından yönetilmesini sağlamaya yönelik gelişmeler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Mehmet Uçum, Türkiye’de siyaseten yaşanan kurguların ardında yer alan Saray’daki şahin takımının başı olarak nitelendiriliyor.
Abdülhamit dönemine benzer istibdat jurnalciliğine soyunan başdanışman Oktay Saral’ın son açıklamaları, Saray’da solunan havayı özetliyor.
Devlet Bahçeli, “Bir kurucu anayasa anlayışı içerisinde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu kabullenilmelidir” diyor.
Cumhuriyet okuru bilinçlidir, ufukludur, kül yutmaz...
Beklenen oldu: Saray’ın yeniden seçilme uğruna CHP’ye boyun eğdirmek, diz çöktürmek için kurguladığı “iç kavga” çıkarmaya yönelik senaryosu çerçevesinde, Özgür Özel’in CHP genel başkanı seçildiği kurultay hakkında dava açıldı.
Yaşananların tek bir nedeni, anlamı, gerekçesi var: Saray’daki AKP’li, Saray’ından kesinlikle ayrılmak istemiyor.
“Türkiye Yüzyılı”, Cumhuriyetin 100. yılında, Saray’ın propaganda bakanlığının 1923 Devrimi’ni sözüm ona yok saymak için türettiği bir söz.
Siyasi dinciler, etnikçi Turancılar ve etnikçi ayrılıkçılar, Türkiye’yi bir “sayım, suyum yok” mızıkçılığına doğru sürüklüyorlar.
Tüm dünyaya bağımsızlık savaşının nasıl verileceğini göstermiş, ortaçağda donmuş kalmış bir toplumun nasıl uygar bir ulusa dönüşebileceğini kanıtlamış, yaptığı atılımla dünya devrimler tarihine geçmiş Türkiye Cumhuriyeti’nin yazgısına bir bakın:
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, terör örgütü PKK'nin silah bıraktığını ileri sürdüğü bildirisinin, ülkenin istihbarat örgütü ile iktidarın gözetim ve onayından geçtiğini söyledi. Yani, Özgür Özel'e göre, AKP-MHP ve paydaşları, bu bildirinin içeriğinden haberdardılar ve kabul etmişlerdi.
Cuntanın Somutlaşmış Hali