CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuka aykırı biçimde üniversite diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanmasından sonra, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de hukuka aykırı biçimde görevden alınmasıyla gerçekleşen darbe, CHP’nin bölünüp bölünmemesi sorununu da beraberinde getirdi.
Bu darbeler, halkın seçme ve seçilme hakkına, halkın egemenliğine ve Cumhuriyete vurulmuş darbeler olduğu gibi, Kurtuluş Savaşı’nın öncüsü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Cumhuriyet Halk Partisi’ne de vurulmuş bir darbedir. CHP’ye vurulan her darbe Türkiye Cumhuriyeti’ne vurulan bir darbedir.
Mustafa Kemal Atatürk iki büyük eseri olduğunu ifade etmişti: Birisi Cumhuriyet Halk Partisi’dir, diğeri de Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türkiye Cumhuriyeti ve CHP bir bütünün iki temel taşıdır.
Emperyalizm bu nedenle 1950 yılından beri CHP’yi ortadan kaldırmak için mücadele vermektedir, ancak bunu bir türlü başaramamaktadır. Emperyalizm, 12 Eylül askeri darbesinden sonra CHP’nin içine temsilcilerini sızdırmayı başarmışsa da, CHP’yi hâlâ tam olarak ele geçirememiştir.
***
Kemal Kılıçdaroğlu döneminde CHP 13 yıl boyunca girdiği tüm seçimleri kaybetmiştir. Ancak 2024 yılında Ekrem İmamoğlu’nun ve Özgür Özel’in CHP’yi 1977 yılından sonra ilk defa birinci parti haline getirmeyi başarmalarından sonra, emperyalizm cephesinin hem yurtdışındaki hem de yurtiçindeki güç odaklarında alarm zilleri çalmıştır ve AKP aynı yıl düğmeye basarak CHP’yi imha etme operasyonunu devreye sokmuştur.
Özgür ve serbest seçimlerle iktidarda kalamayacağını anlayan AKP, demokrasiden geriye kalan tek şey olan seçme ve seçilme özgürlüğünü de ortadan kaldırmak ve onlarca milyon seçmeni ve milleti yok saymak gibi korkunç, ülkeyi felakete sürükleyecek bir yolu seçmiştir.
CHP’nin bölünmemesi, emperyalizmin bu tuzağına düşmemek ve Türkiye’nin de bölünmemesi için son derece önemlidir. CHP’liler tarafından yeni bir partinin kurulmasını savunanlar, emperyalizmin tuzağına düşmektedirler. Mücadele kesinlikle CHP içinde verilmelidir ve CHP emperyalizmin uşaklarına teslim edilmemelidir, meydan ve cephe boş bırakılmamalıdır.
ABD destekli 12 Eylül darbecilerinin CHP’yi kapatması sonrasında, CHP kadrolarının Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Demokratik Sol Parti arasında bölünmüş olmalarından dolayı, Türkiye onlarca yıl karşıdevrimci şeriatçıların, köktendincilerin, faşistlerin, sermayecilerin, neo-liberallerin, ikinci cumhuriyetçilerin, Cumhuriyet düşmanlarının istilasına uğramıştır!
CHP’nin bölünmesi bir yana, CHP muhalefet cephesini daha da genişletmeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve anayasanın temel ilkeleriyle ve demokratik, laik, üniter, sosyal hukuk devletiyle barışık siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini bir ittifak içinde örgütlemeli, bir “cumhuriyetçi cephe” kurmalıdır.
***
CHP’de şu anda, AKP’nin CHP’ye kayyum olarak atadığı Kılıçdaroğlu’nun fırsatçılığından, yapıcılıktan uzak tavırlarından, partililere yargısız infaz uygulayarak masumiyet karinesini yok sayan tutumundan ve AKP ile işbirliğinden dolayı, büyük bir kavga yaşanmaktadır.
CHP’nin genel başkanı, Yüksek Seçim Kurulu’ndan mazbatasını almış olan ve kurultay delegeleri tarafından seçilmiş olan Özgür Özel’dir. Kemal Kılıçdaroğlu ise bağımsızlığını yitiren sözde “yargı” tarafından “geçici kayyum” olarak atanmış kişidir. Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’de toplanacak olan “yeni parti meclisi üyelerinin” öncelikle bunu idrak etmeleri gerekmektedir. Kılıçdaroğlu’nun seçilmiş CHP genel başkanı gibi davranması kabul edilemez.
Bu kavga, en geç bir ay içerisinde gerçekleşecek bir kurultay ile son bulmalıdır. Kılıçdaroğlu kişisel kin, nefret ve hırs duygularını aşarak bunu sağlayabilirse, Özel de böyle bir facianın bir daha yaşanmaması için, kadrolarını partinin ilkeleriyle, ideolojisiyle ve kurumsal kimliğiyle uyumlu kişilerden oluşturursa, Türkiye için yeni bir umut doğabilir.