Karışık ve yüklü gündemi tek bir konu başlığı altında toplamak mümkün değil.
Yukarıdaki sözcüklere şunlar da eklenebilirdi: Cumhuriyet düşmanlığı, emperyalizm uşaklığı, rüşvet, hırsızlık, yalan, yerlerde sürünen adalet vb...
Ülkemiz ve bulunduğumuz coğrafya bütün tarihin-de belki hiçbir zaman bu kadar karışık ve karanlık dönemden geçmemişti.
Geçmemişti derken, durup düşünmemek de elde değil: Geçecek mi gerçekten? Nasıl geçecek? Geçmesi için neler yapılabilir, neler yapılmalı?
***
IŞİD caniliğinden başlayacak olursak, bu katiller sürüsünün emperyalizmin hem doğrudan hem dolaylı sonucu olduğu yeterince açık değil mi?
Öyleyseneden, aynı emperyalizm, Kobanidirenişini destekler gibi görünüyor?
Neden çok açık: Suriye’nin parçalanmasını tamam-layıp Esad yönetimini ortadan kaldırmak. Türkiye de aralarında olmak üzere ayrı ayrı ülkeler içindeki Kürt yoğunluklu bölgeleri birleştirerek kendisine bağlı bir Kürdistan oluşturmak. Böylece de bir taşla birden çok kuş vurmak.
Bu hesap tutar mı? Tutacak gibi görünüyorsa da başkaca sayısız etkenin varlığını düşünerek bunu şimdiden kestirebilmek kolay değil. Bu etkenlerin başında, Rusya’nın konumu ve bölgedeki etkisi, Esad yönetiminin direnme gücü, Kobani’nin düşüp düşmeyeceği gibi sorular ve belirsizlikler yer alıyor.
***
Kobani’deki direnişe kendi adıma iki yönden bakıyorum.
İlki insanca olandır. Ve hem insan, hem sanatçı olarak duyumsadığım, kendime yakıştırdığım da budur.
Yüreğim, Kobani’de IŞİD denen alçaklar sürüsüne karşı çarpışanların yanında atıyor.
Bu duygumda hiçbir siyasal hesap, en küçük kuşku ya da gölge yoktur.
Bu nedenle de, direnişe destek olmak için bölgeye ya da yakınlarına giden şair, yazar arkadaşlarımı destekliyorum.
En yakın bir ağabeyim olan Sevgili Niyazi Ağırnaslı’nın torunu Suphi Nejat Ağırnaslı’yı bir devrim şehidi olarak saygıyla, sevgiyle, gıpta ederek alkışlıyorum.
Şili’deki darbe sırasında bulunduğum Fransa’da, oradaki olası bir direnişe katılmak için bazı arkadaş-larımızla çırpınışlarımızın, Fransız Komünist Partisi yoluyla çareler arayışımızın benzer duygularını ya-şıyorum…
Sonucu siyasal bakımından ne olursa olsun, IŞİD’in paramparça olup dağılmasını istiyorum.
İkinci bakış açım, konunun siyasal yönüdür. IŞİD yenilgiye uğramalı, fakat Suriye parçalanmamalı, laik yönetim düşmemeli, bölge şu andakinden de daha büyük yıkımlara sürüklenmemelidir.
Bunlar olabilir mi?
Akıl, sağduyu ve cesaretle başarılamayacak hiçbir şey olamayacağını düşünüyorum…
***
Konunun ucu ister istemez ülkemizdeki siyasal yönetime dokunuyor.
Aslında bu bir yönetim değil, yönetim gaspıdır.
Türkiye kesin olarak bir çetenin elindedir.
Bu çetenin kalbi IŞİD’le birlikte çarpıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’ni bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırarak IŞİD’ci bir Cumhuriyet oluşturmak biricik ve tek amaçlarıdır.
Bu yolda ve yönde, ayakta kalabilmek için emperyalizme veremeyecekleri hiçbir ödün yoktur.
Yaşanmakta olanlar da zaten bunu gösteriyor.
Öyleyse, ne yapılmalı, ne yapılabilir sorusuna gelmiş oluyoruz.
***
Yapılması gereken ve Türkiye’nin birikimleriyle yapılabilecek olan, emperyalizm karşıtı, laik, demokrat, Cumhuriyetçi güçlerin; etnik ve sosyal aidiyet, si-yasal ideoloji farkı gözetmeksizin ortak bir barış ve yurtseverlik birlikteliğinde buluşmasıdır.
Bugün beş yüzüncü haftalarında bir araya gelen sevgili Cumartesi Anneleri’nin öpülesi elleri de bu bir araya gelip kenetlenişin en güçlü ve saygın bir parçası olacaktır.
IŞİD, Kobani, Cumartesi Anneleri
Yazarın Son Yazıları
Bazen bir dizenin armağan gibi kendiliğinden geldiğini, ardından er ya da geç şiirin sökün ettiğini şairler bilir.
Satranç öğrenmeye bir ara çok heves ettim.
Kısa süre önce laiklik konusunda iki önemli ve kapsamlı yapıt yayımlandı...
Adalet Bakanlığı’nın bir genelgesi mi yoksa Şakran kadın kapalı cezaevi yönetiminin keyfi kararı mıdır bilmem; mahkûmlardan boyunlarında üzerinde işledikleri suçun yazılı olduğu bir suçlu kimliği taşımaları isteniyor.
Nelerdi onlar şimdi anımsamıyorum ama siyasal yaşamımızın ortasına kimi kez ve genellikle anlamı uzmanlar dışında pek bilinmeyen Arapça ya da Batı dillerinden bir sözcük düşer.
Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça’nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini “Susuyor Şimdi Zaman” adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi).