Köşe Yazısı

A+ A-

Orta dönemde iktidar ve muhalefet

20 Haziran 2019 Perşembe

1 Nisan’daki yazımı bitirirken “şimdi ülkenin derin bir ekonomik kriz ve jeopolitik belirsizlikler altında yaşanacak bir orta döneme girdiği söylenebilir. Bu orta dönemde AKP... siyasal İslamın çıkmazını aşacak biçimde değiştirmek için çabalayacak, çabaladıkça devletin totaliter... özellikleri daha da güçlenecektir” diyordum. Şimdi orta döneme ilişkin iki saptama yapmak istiyorum.

Biraz gerilemenin anlamı...
Birincisi: AKP’de temsil edilen siyasal İslamın yönetici oligarşisi (Pouvoir) kendisi için bir “beka sorunu” olarak gördüğü İstanbul yerel seçimlerinde bir şok yaşadı. Şimdi ikinci bir şok yaşama olasılığı artarken liderinin, “daha uzağa sıçramak için biraz geriye çekilmek gerekir” deyişini anımsatırcasına, İstanbul yerel seçimlerinin olası sonuçlarını önemsizleştirmeye, buna karşılık siyasi iktidarın önemini vurgulamaya başladığı görülüyor.
Bu tutum, siyasetinin kurallarıyla uyumludur. Beka sorunu olarak gördükleri bir durumla karşılaşan iktidarlar ayakta kalmayı başarırlarsa, sorunun kaynağını kurutmaya yönelik önlem almaya girişir, çoğu zaman da yaşamış oldukları korkunun etkisiyle baskı ve terörle yıldırma yöntemlerine başvururlar. İkinci İstanbul yerel seçimlerinin sonuçları ne olursa ben orta dönemde, önümüzdeki dönemde, ilk genel seçimlere giderken bu kuralın geçerli olacağına, en azından, muhalefetin bu kuralın geçerli olabileceğini düşünerek davranması gerektiğine inanıyorum.

O kadar şey denk gelmeli ki...
İkincisi: AKP’de temsil edilen siyasal İslamın oligarşisinin iktidarda kalabilmesi için son derecede çok sayıda “şeyin” denk gelmesi gerekiyor. Buna karşılık muhalefetin, orta dönemden başarıyla çıkabilmesi için yapması gereken çok az şey var!
İktidar, bir türlü aşamadığı bir ekonomik krizle yüz yüzedir. Oligarşi, doğası gereği kendi dar çıkarlarına öncelik vermeden edemez. Ancak oligarşi kendi dar çıkarlarına öncelik verdikçe ekonomik krizin yönetilmesi daha da zorlaşıyor, egemen sermaye ile arasındaki bağlar kopuyor. Bu kopuşun yol açacağı gelişmeleri önceden bilmek zor. Ancak kopuşun önemli sonuçlar yaratması beklenmelidir.
İktidar uluslararası ilişkilerinde, yönetmekte zorlandığı dört, hepsi değişik düzeylerde birbirleriyle bağlantılı, krizle yüz yüzedir. AKP Türkiyesi’nin yönetmekte çok zorlandığı birinci kriz, Suriye politikasının bir sonucudur. Rusya ile ABD arasında sıkışmasına yol açan S-400 / F-35 seçeneğiyle ilişiklidir. Bu krizin, yönetilemediği takdirde, salt siyasi - askeri değil çok ciddi ekonomik sonuçları da olacaktır. İkincisi, İdlib’de AKP Türkiyesi’nin askeri güçleriyle Suriye güçlerinin karşı karşıya, iki ülkeyi bir doğrudan savaş tehlikesinin kıyısına getiren ve de tırmanma eğilimi sergileyen krizdir. S-400 konusunda ABD ile ilişkileri bozulan AKP yönetiminin İdlib üzerinden Rusya ile ilişkilerinin de tehlikede olduğu söylenebilir. Üçüncü kriz, Umman Körfezi’nde İran ile ABD-İsrail/Körfez ülkeleri ittifakı arasındaki gerginliklerin aniden kinetik biçimler sergileyerek tırmanmaya başlamasıyla ilgilidir. Ait olduğu coğrafya açısından uzakta olsa bile bu kriz Türkiye’yi en azından, petrol fiyatları ve İran ekonomisi üzerinden etkileyecektir.
Dördüncü kriz, Doğu Akdeniz’de, Mısır’dan başlayarak İsrail üzerinden Kıbrıs ve Yunanistan’a kadar uzanan (ABD’den ve AB merkezlerinden de destek alan) bir ittifakın, özellikle Türkiye’nin bölgede doğalgaz havzasında sondaj yapma çabalarına karşı şekillenmesiyle ilgilidir. Bu kriz, Türkiye-AB ilişkilerini daha da zorlaştırıyor. Dahası bu kriz içinde, bölge sularında yaşanacak bir “kaza” Türkiye için, NATO ve AB üyesi ülkelerden biriyle bir sıcak çatışma riskini de taşıyor.
Oligarşinin iktidarda kalmaya devam edebilmesi için bu krizlerin hepsini birden yönetebilmesi, adeta son derecede çok sayıda parçanın zamanında yerli yerine oturması gerekiyor. Yükseliş eğrisinin zirvesini çoktan geride bırakmış bir iktidarın bu başarı resmini tamamlayabileceğine inanmıyorum.
Buna karşılık, muhalefetin, yalnızca, saflarını bozmadan direnmeye devam etmesi, orta dönemi başarıyla tamamlaması için yeterli olacaktır.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

‘Durum’ üzerine spekülatif düşünceler-II 22 Temmuz 2019 Pzt
‘Durum’ üzerine spekülatif düşünceler 18 Temmuz 2019 Per
Syriza dersleri: Yılgınlığa yer yok! 15 Temmuz 2019 Pzt