Yasadışı bahis operasyonları son hız devam ediyor.
Özellikle yasadışı bahis ve kumar ayağına yönelik yapılan operasyonlarda ortaya çıkan işlem hacimleri akıl alır gibi değil. Adalet Bakanı Akın Gürlek son verileri de paylaştı.
Şubat-Mayıs 2026 tarihleri arasında 32 sanal kumar operasyonunda 276 şüpheli, 445 yasadışı bahis operasyonunda ise 8001 şüpheli tespit edildi.
Yıllardır bu hususta yazıyorum, anlatıyorum.
Halen buzdağının sadece bir kısmı ortaya çıkmış durumda.
Yasadışı bahis baronu Derkan Başer, Gürcistan’da yakın zamanda yeni bir kumarhane açtı. İşleri büyütüyor. Kumar oteline giden sanatçılar boy boy reklam yapıyor sosyal medyadan. Her taraftan kırmızı bülten ile aranan şüphelileri, zanlıları getiriyoruz ama ne hikmetse Gürcistan’daki bu baronları getiremiyoruz.
Bu yasadışı bahis ve kumarın büyüklüğü halen anlaşılamadı. Göreceksiniz ilerleyen günlerde.
Mesela bir yasadışı bahis sitesinin kayıtları ortaya çıktı. Oynanan rakamları gördüm. İnanılmaz.
Batuhan Karadeniz isimli bir kişi 174 milyon Türk lirası bahis veya oyun oynamış. Bu kişinin firari futbolcu Batuhan Karadeniz olup olmadığını doğrulayamadım, o yüzden bir not düşmüş olayım.
Oğuz D. isimli bir kişi ise 2 milyar 279 milyon Türk lirası bahis ve oyun oynamış.
Muhammed K. isimli biri de 5 milyar 357 milyon Türk lirası bahis oynamış.
Yüz binlerce kişi var. Bakın, bunların TC numarası, telefonu; hepsi kayıtlı sistemde.
E tabii bu oyunları oynamak, siteye para yatırmak için aracı kurum gerekiyor. Finans kuruluşları devreye giriyor.
Düzenlenen iddianame, MASAK raporlarına göre Papara, Payfix, PayCO, Sipay, Jeton, Ozan Elektronik, Paybull, IQMoney gibi şirketler bu sisteme dahil ediliyor ve belirli bir komisyon karşılığında para aktarımı sağlanıyor.
Tabii alt kısmında ise çok daha büyük organizasyonlar var.
Sahte kimlikler ile açılmış hesaplar, aktarılmak için kullanılan kiralık hesaplar, kripto cüzdanlar devasa ağın birer parçası.
Sistemi kuranların zevki sefa içerisinde, bir eli yağda bir eli balda yaşayan baronlar; diğer tarafta borç batağına düşen, kredi kartları gırtlağa kadar gelmiş, umutlarını yitirmiş yurttaşlar... Dağılan yuvalar ve demir parmaklıklar...
Son iki yazımda Paybull ve PayCO iddianamelerini yazdım, anlattım. İddianamede ilginç kısımlar vardı. Altını çizmek zorunda kaldığım bir durum oldu.
Perşembe günü Hazine ve Maliye Bakanlığı elektronik para ödeme firmalarının lisanslarını yayınladı.
Bir firma dikkatimi çekti.
İki yazımda da altını çizmiştim. Sipay... Lisansı dondurulmuştu. Lisansı yeniden aktif olmuş. Şaşırdım.
Zira iddianamelerde, MASAK raporlarında ve Hazine müfettişlerinin raporlarında bu firmadan ayrıntılı şekilde bahsediliyor. PayCO soruşturmasında Ozan Bingöl (Ekonomist Ozan Bingöl ile isim benzerliği var) ile yaklaşık 26 milyon liralık para hareketi bulunan Sipahioğlu’nun, Paybull dosyasında da Sefa Dalkıran ile yaklaşık 8.4 milyon liralık para trafiğinde yer aldığı görülüyordu.
Hatta öğrendiğime göre çok net tespitlerde yer alıyor.
Mesela firmanın vermiş olduğu POS makinelerini kullanan ve yüksek hacimli şirketler incelenmiş.
Ataşehir Küçükbakkalköy’deki bir adreste yer alan firmalar incelenmiş. Aynı adreste 18 farklı işyeri var ve toplam işlem hacmi 510 milyon Türk lirası işlem hacmine sahip.
Ataköy 7-8-9-10. Kısım, Bakırköy’deki bir adreste beş şirket yer alıyor ve bu beş şirketin toplam hacmi 2 milyar 330 milyon Türk lirası işlem hacmine ulaşıyor.
Mart ayında bir kişi tarafından açılan beş şirket var. Toplam işlem hacmi 6 milyar 787 milyon Türk lirası.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçu Soruşturma Bürosu’nun 18 Temmuz 2025 tarihli (2025/110619 sayılı) yazısında açık açık yazıyor:
“Sipay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ’nin 2018 yılında Turgut Nezih Sipahioğlu, Tuğberk Seçkin, Taygun Alban ve Hamza Sönmez tarafından kurulduktan sonra 2019 yılında tüm ortakların paylarını Turgut Nezih Sipahioğlu’na sattığı, 2024 yılının sonunda da Turgut’un kontrolünde olan şirketin tamamının Hollanda merkezli Sipay Holdings B.V isimli şirkete satıldığı, bu şirketin kontrolünün de yine Turgut’ta olduğu, Sipay’ın sunduğu hizmetlerin özellikle son yıllarda yasadışı faaliyetler yürüten örgütlerce kullanıldığının cumhuriyet başsavcılığımıza yansıyan farklı farklı soruşturmalar da nazara alındığında tespit edildiği...”
Savcılıklar, aklama büroları, Emniyet mali suçlar, siber şube, MASAK; hepsi büyük mücadele veriyorlar.
Peki, Hazine ve Maliye Bakanlığı nasıl lisansı tekrar kullanıma açıyor, anlayamıyorum.
Her şeyi, herkesi geçtim. Savcının, polisin dokunulmazlığı var, devlet arkalarında; ben neden kelle koltukla bu kadar yazıyı yazıyorum?
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, savcılığı geçtim, bunca yıldır bu işlerin peşinde sayısız tehdit, dava, gözdağı alan bana hesap vermesi gerekiyor.
“Sen kimsin ki” diyenler yok mu, var...
Fakat o iş öyle değil. Vatandaşın, emeklinin, asgari ücretlinin vergisi, hakkı hukuku için mücadele eden, kamu yararı için emek harcayan bakanlığın hatta Bakan Mehmet Şimşek’in, bana yani bütün okuyucularıma, Türk kamuoyuna açıklama yapma zorunluluğu var.
Hep birlikte bu ülkeyi yaşanabilir, adaletin hüküm sürdüğü cennet gibi bir memlekete çevireceğiz.