Köşe Yazısı

A+ A-
Olaylar ve Görüşler

Ümmet yok, millet var

23 Ağustos 2019 Cuma

Eğitimsiz ve kültürsüz beş milyon Suriyelinin ülkemizde barınıyor olması belli ki ümmet düşüncesinin bir parçasıdır.

Bay Erdoğan bir süre önce, AKP’den ayrılarak yeni parti kurmaya çalışan eski arkadaşlarına karşı “Ümmeti bölüyorsunuz” demişti. Bu açıklama ile kendisinin ümmete inandığı ve bunu amaç edindiği anlaşılıyor. Ümmet İslam toplumunun tümünü anlatan bir kavramdır. Bu amaca varmak için ne acı ki güzel yurdumuz bir yığın olumsuz eylem yaşadı, yaşıyor. Yakın geçmişte İşid, El Nusra militanlarının inançları nedeni ile korunduğu, ülkemizde barındıkları, yaralandıklarında tedavi gördükleri biliniyor. Bu nedenle güney sınırlarımızın kevgire döndüğü, bu eylemlerden ötürü vatandaşlarımızın türlü sıkıntılar yaşadıkları unutulmadı. Bu terör unsurlarını AKP yöneticilerinin onları hoş göstermek için “öfkeli çocuklar “ dedikleri de unutulmadı.

Amaç aynı
Suriyeliler konusu da bu amaç içerisindedir. Eğitimsiz ve kültürsüz beş milyon Suriyelinin ülkemizde barınıyor olma belli ki ümmet düşüncesinin bir parçasıdır. Önce “Suriye zaten geçmişte bizim topraklarımız içindeydi” demek, daha sonra “Onlar zaten ümmetin bir parçasıdır” demek bizi beş milyon Suriyeli ile baş başa bırakmıştır. Onlara kendi vatandaşlarımıza tanımadığımız birtakım ayrıcalıkları, hakları tanımış olmak, onların bir bölümünü vatandaşlığa almak tam bir aymazlıktır. Bu durumun insan hakları ile, demokrasi ile bir bağlantısı yoktur.
Şimdi ülkemizde Suriyeli diye bilinen kapalı peçeli kadınlar, sakallı entarili erkekler dolaşıyor. Bayramlarda ülkelerine gidiyorlar, günlerce kalıyorlar, sonra yeniden Türkiye’ye dönüyorlar. Kendi ülkelerinde günlerce kaldıklarına göre artık bizim ülkemizde kalmalarına gerek yoktur. Bunun adı ırkçılık da değildir. Suriyelilerin ülkemizde fuhuş, hırsızlık, yağma ve cinayet olaylarına karıştıklarını biliyoruz. Hızlı bir doğum gerçeği nedeni ile de nüfuslarının hızla arttığını da biliyoruz. Hatay ve Kilis’te Suriyelilerin nüfusu Türk nüfusunu geçmiş. Türk ulusu onurlu ve şanlı bir ulustur. Ümmet gibi çağdışı bir kavrama gereksinimi yoktur. Bizim yaptıklarımızı en uygar ve insan hakları, demokrasi şampiyonu (!) ülkeler bile yapmadılar, yapmazlar. Batı ülkeleri her zaman kendi uluslarının haklarını, çıkarlarını korurlar. Kendi çıkarları olduğunda insan haklarını, demokrasiyi unuturlar. 1982 yılında Arjantin yanı başındaki Falkland Adaları’nı “benimdir” diyerek almaya çalıştığında binlerce kilometre öteden İngiltere bu sömürgesini bırakmamış ve güç kullanarak geri almıştı. İngiliz insan hakları örgütleri de kendi ülkelerinin yanında yer almışlardı. Oysa köleler ve efendiler, sömürgecilik dönemi insan aklının ve ahlakının zayıf çağları olarak geride kalmıştı.

Çağdışı anlayış
Ümmet fikri çağımızda artık geçerli bir fikir değildir. Kaldı ki siz ümmet diyerek kendinizi onlardan saysanız bile, onlar kendilerini sizden saymıyorlar. Türk milleti ümmet değildir. Ümmet kul olmaktır. Ümmette birey yoktur. Oysa Türk ulusunun her ferdi onurlu bir bireydir. Atatürk’ün dediği gibi “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir “Bu kavram içerisinde ümmete yer yoktur, gerek de yoktur. Bu kavram içerisinde Suriyelilere de yer yoktur. Birinci Dünya Savaşı sırasında Yemen çöllerinde Araplar tarafından -İngilizlerle anlaşarak- arkadan hançerlenerek yaşamını yitirmiş binlerce Anadolu delikanlısını unutmadık, unutamayız. Bu mu ümmet? Yemen çöllerinde kalan Anadolu çocukları türkülere, şiirleri konu olmuştur hem de. “Kışlanın önünde redif sesi var / Açın çantasını acep nesi var / Bir çift kundurayla bir de fesi var / Abu Yemen’dir / Gülü çemendir / Giden gelmiyor acep nedendir” çok söylenen acılı bir halk türküsüdür. “Ninem bir Yemen türküsü söyler / Dizini döve döve / Dedemin Yemen çöllerinde kaldığı günden beri” dizeleri de Yemen çöllerinde yitirdiğimiz çocuklarımızın öyküsüdür. Ümmet dedikleriniz her zaman, her yerde bize karşı oldular.

Bunlar da aşılacak
Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” adlı yapıtında Yemen’e gidip de dönemeyen oğlu Ahmet’i arayan bir ana dönenlere “Ahmetimi gördünüz mü” diye soruyor. Belli ki Ahmet adlı yiğidimiz de Yemen çöllerinde kalmıştır. Yaslı ananın Ahmetini gören yoktur, ama ona verilemeyen yanıt şudur: “Biz Ahmet’i kumarda kaybettik.”
Yaşadığımız günler, devleti yönetenler tarafından dillendirilen ümmet fikri, vatandaşlarımızı zora sokan beş milyon Suriyeli sorunu zaman içinde çözülüp bitecektir. Bu ulus ne güçlükleri aştı. Belli ki bunlar da aşılacaktır. Yönetiscilerin aymazlıkları ise unutulmayacaktır.

Erol Ertuğrul

Tümü Olaylar ve Görüşler - Son yazıları

Silivri hukuku! 22 Eylül 2019 Paz
Bu dünyadan bir Neslican Tay geçti 22 Eylül 2019 Paz
FETÖ’nün inlerine neden giremiyoruz? 21 Eylül 2019 Cmt