Hukuk Katledilirken Baroların Çığlığı...

15 Şubat 2015 Pazar

Son anda bir değişiklik olmazsa hükümetin önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’na getirmeyi planladığı İç Güvenlik Paketi (İGP) sıradan bir yasa değişikliği değil, hukukun tamamen rafa kaldırılışının yasaya bürünmüş hali. Terörle mücadele kanunundan mera kanununa kadar 21 yasada değişiklik öngören bu paketin yasalaşması halinde, artık hukuksuzlukları kılıfına uydurmak için başka bir yasa çalışması yapmaya gerek yok.
Vali, kaymakam ve polise hâkim ve savcıların kullandığı yetkileri veriyorsunuz…
Dinlemelerde polise ilk 48 saat için kimseden izin almama yetkisi veriyorsunuz. Dinlemeye devam edilmesi halinde Türkiye’nin neresinde olursa olsun sadece Ankara’daki bir hâkimi yetkilendiriyorsunuz…
Valilere her türlü yasak koyma ve el koyma yetkisi veriyorsunuz. Buna karşı çıkana 2 yıl hapis koyuyorsunuz…
Polise savcılık kararı olmaksızın 48 saate kadar önleyici gözaltı yetkisi veriyorsunuz. Gözaltı gerekçesi için makul şüpheyi yeterli görüyorsunuz…
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde polise toplu gözaltı yetkisi veriyorsunuz…
Polis müdahalelerinde halen uygulanmakta olan yöntemler yetmiyormuş gibi üstüne bir de 2-3 gün çıkmayan boyalı su kullanma izni veriyorsunuz…
Polisin silah kullanma hakkını genişletiyorsunuz. Adeta öldürmeyi meşrulaştırıyorsunuz…

***

Geriye ne kaldı?
Aklımıza kimi akıldışı yöntemler geliyor, “bari bunları da uygulayın” demek istiyoruz.
Ancak endişe ediyoruz; ya ciddiye alıp bunu da getirelim derlerse!
Başbakan ve ona bakanlar yukarıda küçük bir dilimini aktardığımız İGP’ye karşı çıkanlara şiddetle karşı çıkıyorlar. Hükümet eleştirilere şöyle bir karşılık verebilirdi:
“Kardeşim madem itirazınız var, paket Meclis’te görüşülürken söyleyin itirazlarınızı, orada değerlendirelim.”
Bunun yerine tam kışkırtıcı bir söylem benimsendi. İGP’ye karşı çıkanların vatan haini olduğundan tutun da terör yandaşlığına kadar vardırdılar. Başbakan da 3 defa “Çıkacak” diye sayıkladı. Hükümetin paketi getiriş biçimi de içeriğiyle paralel.
Yaptıklarının gerçek anlamda yasa olmadığını, hukuksuzluğu yasasına uydurmak olduğunu çok iyi biliyorlar. O yüzden de içeriğini tartışma konusu yaptırmadan işi kuru gürültüye vuruyorlar.

***

İGP’ye karşı nasıl bir muhalefet zemini oluşacak?
Parlamento içinde ciddi bir hedef ortaklığı görünüyor. CHP, MHP, HDP hukuksuzluk-ta birleşti. Her üç partinin lideri de paketin Meclis’ten geçmemesi için mücadele edeceğini sert ve net ifadelerle vurguladılar. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “direnme hakkı” ifadesinden bile terör faaliyeti çıkaran iktidar parmak çoğunluğuna güveniyor. İktidar topluma sadece “dilenme hakkı” verdiği için, bunun ötesi terör sayılıyor.
Meclis dışında ise son yıllarda hukuk devleti mücadelesinin öncüsü haline gelen barolar yine aynı sorumlulukla hareket ediyorlar.
Ankara Barosu öncülüğünde yarın saat 12.00’de Ankara Adliyesi önünde buluşacak olan avukatlar cüppeleriyle Meclis’e yürüyecek. Pek çok ilin barosunu temsilen Ankara’ya gelecek olan avukatlar cüppelerini adliye dışında da giyerek Meclis önünde “İç Güvenlik Paketi’ne hayır” diye haykıracaklar.
Toplumun sindirilmeye çalışıldığı, hukuk fakültelerinin sessizliğe gömüldüğü bu ortamda avukatların çığlığını duymak ve çoğaltmak yurttaşlık görevidir.
Bugün bu çığlığı duymazsak yarın hakkımızı aramak için haykırdığımızda yanımızda kimse olmayacak.