Köşe Yazısı

A+ A-
Aydın Engin

Enseyi karartalım...

5 Kasım 2015 Perşembe

Meslek ustamız Çetin Altan aramızdan ayrılana kadar inatla, ısrarla yineledi, hemen her yazısını aynı cümlecikle noktaladı: Enseyi karartmayın!..
İlk okuduğumda da, son okuduğumda da demek istediğini küçük, çok küçük bir duraksamadan sonra kavradım. “Umudunuzu yitirmeyin, başınızı eğmeyin, enseniz güneş görüp kararmasın” demek istiyordu.
Çetin Altan bir İstanbul çocuğu; ben ise bir Ege çocuğuyum. Çetin Altan’ın bütün yaşamı kentlerin kenti İstanbul’da geçti. Oysa benim çocukluğum da, delikanlılığım da Ege’nin derinliklerinde, bir tarım kasabasında, Ödemiş’te geçti.
Bizim orada başını öne eğmesen de bütün hayatın harman kaldırmakla, dirgen sallamakla, savranbaşı olup bitmez tükenmez yolları arşınlamakla, patates sulamakla, incir toplamakla, tütün kırmakla, zeytin dibi bellemekle, yani kızgın Ege güneşi altında durup dinlenmeden çalışmak, çalışmak, çalışmakla geçiyorsa elin, kolun, bacağın, alnın, burnun, kulakların, yüzün ve elbette ensen kararır.
Datbey köyünden Topal Halil amcanın Terzi Sadık’la “Sadık sen Allah’ın bir sevgili kulusun. Elin ak, yüzün ak, ensen ak. Otur dükkânda kumaş biç, ilik aç, düğme dik, teyel sök... Ohhhh yani... Benim gibi sabahtan akşama ovada, dağda, bayırda güneşin annacında çalış da görelim o senin pamuk elini, ak yüzünü, ak enseni” diye dalga geçip kıs kıs gülüşünü az duymadım.
Yani...
Yani enseyi karartmak iyidir.
Yani...
Yani enseyi karartalım...

***

Seçim sonucu öyle sandık hilesiyle filan açıklanamaz. AKP, seçmenlerin niçin kendisine oy vermesini her yolu, ama her yolu deneyerek sağladı. Bu “her yol”un içinde yalan da vardı, devletin zorba gücünün kendisine oy sağlayacak yöntemlerle kullanılması da vardı; milliyetçi önyargıları İslam sosuyla donatıp okşamak da vardı.
Ama çok yoğun ve çok etkili bir çalışma da vardı. Neredeyse ev ev, kapı kapı, kişi kişi yürütülen bir çalışma...
Onun kirli yöntemlerini asla kullanmadan seçmen kitlelerine daha özgür, daha eşitlikçi, daha adil, daha varsıl, daha güvenli bir Türkiye’ye nasıl ulaşılabileceğini kent kent, köy köy, sokak sokak, ev ev, kapı kapı, kişi kişi anlatmak, bir daha, bir daha, bir daha anlatmak, bu uğurda enseyi karartmacasına çalışmaktan öte çıkış yolu yok.
Seçmen kitlelerini “samanla beslenen koyun” olarak niteleyip kendinin neyle beslendiğini söylemeden çıkış yolunu demokrasi dışı yöntem ve yollarda, üniformalı, üniformasız kurtarıcılardan medet ummakta arayanlara sözümüz yok; zaten onlarla birlikte yürünecek yolumuz da yok.

***

Bilinenleri, çok kişi tarafından çok kez söylenenleri yineledim.
Ya ne yapacaktım?
Daha özgür, daha eşitlikçi, daha adil, daha varsıl, daha güvenli bir Türkiye’ye ulaşmanın bugünden yarına sonuç verecek bir reçetesi yok.
O yüzden bugünden başlayarak enseyi karartalım...
Haydi...

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Eyvah, yaşasın, ben yine gidiyorum 9 Eylül 2018 Paz
25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018 Per
(Siyasal) İslam ve demokrasi 15 Ağustos 2018 Çar

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Çetin Altan