Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

05.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Bugün sıra Mezhepçilik ve Tarikatçılıkta.

Esas olarak Etnikçiliğin bölücülüğü konusunda geçerli olan bütün tezler elbette Mezhepçilik ve Tarikatçılık için de geçerlidir.

Bu açıdan bu yazı dünkü yazının devamı niteliğinde olarak okunmalıdır.

Aslında bu yazı Özgür Özel’in ciddi bir anlam taşıyan, zekice yapılmış olan ve bu nedenlerle büyük bir olay yaratan, “Stockholm Sendromu” metaforu üzerine yazılmış olan 3. makale.

Pazar’a 4. de gelecek.

***

Tarih boyunca, insanlar, doğdukları aileye, aşirete, ülkeye, coğrafyaya, topluma göre, derhal belli kimliklerle damgalanırlar.

İnsanların sürüler halinde yaşadıkları dönemde bu kimlik aile ve aşiret kimliğidir.

Daha sonra, insanlık yerleşik kültüre geçince, beylikler, krallıklar, imparatorluklar döneminde tek tanrılı dinler gelir ve insanlar artık dinlerine göre kimlik sahibi olurlar.

Derken, beyler, krallar, imparatorlar, şahlar, padişahlar, dinleri kendi egemenliklerini pekiştirmek için kullanmaya başlayınca, iktidar kavgaları mezhepleri doğurdu.

Ayrıca her mezhep içindeki yerel farklılıklar tarikatlar biçiminde örgütlenmeye başladılar ve böylece insanların, din ve mezhep kimliklerine bir de tarikat kimlikleri eklendi.

Hıristiyanlıktaki, Katolik, Ortodoks ve Protestan ana mezhepleri ile Müslümanlıktaki Sünnilik, Şiilik ana mezhepleri arasındaki “taht kavgaları”, yani egemenlik savaşları, bütün insanlık tarihini, hem Batı’da, hem Doğu’da kana buladı.

Derken insanlık tarım üretiminden fabrika üretimine geçti.

Böylece tarlasındaki yalnız tarım işçisi, fabrikadaki toplu üretim yapan sanayi işçisine dönüştü ve iletişim için zorunlu olan dil gerekliliği, milletleri (ulusları) yarattı.

Böylece, insanlar, doğuştan gelen aile, aşiret, din, mezhep ve tarikat kimliklerine ek olarak bir de milletine, ulusuna ilişkin kimliğe sahip oldular.

Millet, ulus kavramı, insanların kendilerinin ve dillerinin kökenlerine ilişkin yaptıkları araştırmalarla, teknolojinin de gelişmesiyle, ırk kavramlarını oluşturdu.

Hiçbir yeni kimlik eskisini yok etmedi.

Üstelik etnik köken yani ırk kavramı, millet ya da ulus kimliğini haddinden fazla güçlendirerek ve istismar ederek, Faşizme yol açtı.

Sonuç olarak insanlık, geçinmek için kendisine gerekli olan doğal ve yapay kaynakları elde etmek, korumak ve kullanmak için “kendi benzerleriyle” birlik olmak ve dayanışma ile güçlenerek “başka” insan gruplarıyla mücadele ve rekabet etmek için kurduğu devlet yapılarını bu kimlikler üzerinden oluşturdu...

Böylece bu kimlikler, paylaşım savaşlarında, genellikle gerekçe olarak, ama gerekçe olmasalar bile, kesinlikle işlevsel olarak kan dökmek için kullanıldı.

***

İnsanlık bugün, Sanayi Devrimi sonrasında, yeni bir aşamaya, “Bilişim Devrimi” dönemine geçmiş bulunuyor.

Yukarıda çok kısaca özetlediğim kanlı tarihten dolayı, özellikle de İkinci Dünya Savaşı’nda Faşizmin yol açtığı büyük katliamdan sonra, insanlık “Bütün Kimliklerin Vatandaşlık Bağı Üzerinden Eşitliği” anlayışına ulaştı ve bu anlayışı Anayasalar ve Anayasa Mahkemeleri aracılığıyla uygulamaya soktu.

***

Bugünkü İktidar, Anayasa Mahkemesi’nin 25 Temmuz 2008 gününde verdiği karara göre “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olan bir partinin İktidarıdır.

Bu parti aradan geçen 17 yıl boyunca bu niteliğine uygun olarak “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” yapısını, “Cumhuriyet Rejimi”ni yıpratacak eylem ve söylemleri uygulamaya sokmuş, son olarak da Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını uygulamayarak, iyice Anayasa dışına çıkmıştır.

Şimdi, kendisinin, başarısızlıklarından dolayı sona ermiş olan siyasal ömrünü uzatmak için, MHP ve DEM ile birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden, (Kalkandelen’in, onların kendi sözlerini alıntılayarak birçok kez yazdığı gibi) ırklara ve mezheplere göre bölünmüş olan bir yapıya, ortaçağa geri götürmeye çalışmaktadır.

Bunu gerçekleştiremeyecektir ama toplumu çok zorlayacağı için, başta kendisini olmak kaydıyla, hepimizi çok zor günler beklemektedir!

Yazarın Son Yazıları

Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaşın tetikçisi ve asıl amacı

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, “Büyük Ortadoğu Savaşı”nın günümüzdeki son aşamasıdır.

Devamını Oku
03.03.2026
Emperyalizm, Lumumba, Musaddık, Allende ve Atatürk

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı başlattı.

Devamını Oku
01.03.2026
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı

Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.

Devamını Oku
27.02.2026
Laiklik sadece devletin değil toplumsal barışın da temelidir

“Siyaset” ya da “Politika”; biri Osmanlıcadan biri Batı dillerinden gelen aynı anlama sahip iki sözcüktür.

Devamını Oku
26.02.2026
En korkunç darbe yargı eliyle laikliğe karşı darbedir!

Çağdaş Demokratik Devlet, kültürel, mukaddes ırk ve inanç kimlikleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarına eşit muamele eden devlettir.

Devamını Oku
24.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025