Köşe Yazısı

A+ A-

Bir gün hatırlayıp utanacak çocuklarımız

Paylaş
instela'da paylaş
21 Şubat 2016 Pazar

Önce AKP medyasının ünlü ve namlı bir gazetesinin bir yazarından bir alıntı.
Ne gazetenin adını anacağım, ne alıntı aktaracağım yazarın adını. Bilinmesin istedim. Çocuklarının yıllar sonra babalarının kaleminden böyle satırlar çıktığını öğrenip utanmalarını istemedim. Onların bu rezillikte payları da yok, suçları da...
Adını çocuklarından bile sakındığım adam Ankara’daki son terör saldırısından sonra aynen şöyle yazdı
“…Çünkü Suriyeli bir sığınmacının bunu tek başına gerçekleştirmesi mümkün değil. O halde onu getirenler, yöneten ve yönlendirenler Ankara’nın içinde. PKK’nin siyasi kanadı olan partiden biri ya da birileri, belki de bir milletvekili veya bir il, ilçe başkanı, partinin çaycısı, çorbacısı……… Terör örgütünün siyasi kanadı olarak faaliyet gösteren malum partinin elemanları Amerika’da olsalardı, şimdiye kadar yüz defa ortadan kaldırılırlar, akıbetlerinin ne olduğunu soracak kimse de çıkmazdı…
Bu utanç ötesi satırları yazan adam Abraham Lincoln, John Kennedy, Malcolm X, Martin Luther King gibi siyasal önderlerin suikastlar sonucu “ortadan kaldırılmaları”nı alkışlıyor, Türkiye’ye örnek gösteriyor. Ancak paçalarından akan cehaleti ona “ABD’de olsa akıbetlerini soracak kimse de çıkmazdı” dedirtiyor.
Adamcağız üstüne daha uzun yazmaya değmez. Ben sadece gözünüzden kaçtıysa -ki büyük olasılıkla kaçmıştır- belleğinizde not edin; ayrıca ülkemizde kol gezen bir zihniyetin çırılçıplak gerçeğine kanıt olsun diye aktardım.
Geçelim…

***

Türkiye’de devletin tepesindeki zattan farklı düşünenlerin bir araya gelip bildiri yayımlamaları suç sayılmaya, imza koymak cesaret sayılmaya başladı.
Nitekim birkaç gün önce -aralarında benim de bulunduğum- 200 dolayında yurttaş “Suriye’de savaşa hayır” başlıklı bir bildiri imzaladılar.
Zaten okuduğunuzu sandığım bildirinin özü özeti şu paragraftan ibaretti:
“…Türkiye’yi bir kirli savaşa sokup perişan etme imkânını R. T. Erdoğan’a tanımayacağız! Yöneticilerin oğulları bir biçimde askerlik yapmazken, halk çocuklarının bir de Suriye ölüm tarlalarına siyasi ihtiraslar uğruna sürülmesine razı olmayacağız...”
Bu kadarı devletin en tepesindeki makamda oturan zatın zembereğinin bir kere daha boşalması için yetti, hatta arttı.
Kendisinden farklı düşünen ve bunu bir bildiri ile kamuoyuna açıklayanlara seslendi. Seslenişin düzeyi iyice belirginleşsin diye onun sözlerini aktaracağım:
“…Can güvenliğine, mal güvenliğine saldırılar var, bu saldırıların arkasında olanların yanında yer alıyor. Aydın müsveddesi geçinenler yine, nasıl aydınsa bunlar onların yanında yer alıyor. Bunlar aydın maydın, filan falan, uzaktan yakından alakası yok. Bir kitabı olan, herhangi bir yerden profesörlük unvanı alan aydındır diye bir şey yok. Biz Erdoğan’a şöyle böyle, filan falan, siz benim yanımda olsanız ne yazar, olmasanız ne yazar...”
Bu cümleleri söyleyebilen bir kafaya ne denebilir ki?
Dense neye yarar ki?
“Aydın müsveddesi geçinmiyorlar onlar sahiden, senin olmadığın, olamayacağın kadar aydın” desem?..
“Sizin gibi bir savaş şahininin yayımda yer almak fena halde ayıp yazar” desem?..
Yok, bunlar işe yaramaz.
En iyisi Yevgeni Yevtuçenko’nun yıllar önce yazdığı bir şiirden bir dize aktarıp yazıyı noktalayayım:
“Yıllar sonra hatırlayıp utanacak çocuklarımız
Cesaret sayıldığını doğruluk denen şeyin”…