Köşe Yazısı

A+ A-

Suriye’de Irak’ın tekrarı mı?

13 Eylül 2016 Salı

Suriye’ye TSK’nin girişi, “Kürt koridorunu önleme operasyonu olarak” gösterilse de olayların gidişi, “Irak’ın tekrarı sürecini” anımsatıyor;
1) 1 Mart 2003 tezkeresini ısrarla savunan AKP hükümeti, tezkerenin Meclis’te reddine karşın ABD’ye her türlü yardımı yaparak, “bağımsız bir Kürt oluşumunun Bağdat’tan ayrı olarak kurulmasına yardımcı oldu”: askeri, siyasi ve ekonomik olarak her alanda görüldü.
2) Suriye’de Esad rejimine ve Suriye’nin bütünlüğüne karşı, “küresel güçlerin yarattığı iç savaşa Ankara’nın taraf olarak, Esad’a karşı destek olması” Irak benzeri bir süreçtir.
O zaman Saddam’a karşı yürütülen Ankara desteği Irak Kürdistanı’nı yarattı. Bugün ise Esad’a “karşı” verilen destek Suriye kantonunu (Kürdistan ayağını) yaratmaya başladı.
YPG, Irak’taki Kürt devletinin batı uzantısı haline geldi.
3) YPG (ve PYD) ABD ve AB tarafından siyasi, askeri ve iktisadi olarak destekleniyor. Ankara Esad’a ve dolayısıyla Suriye’nin bütünlüğüne karşı savaştığı için büyük bir çelişki içinde;
- Hem Suriye’nin bütünlüğünü istiyorum diyoruz,
- Hem de ülke bütünlüğünün tek ve en önemli güvencesi olan Esad’a karşı, ÖSO’yu destekliyoruz, ÖSO’yu paralı askerler, cihatçılar ve diğer çakma grupların oluşturduğunu dünya âlem kanıtlarıyla bildiği halde.
Ankara, “Kürt koridorunu engeller görüntüsü içinde”: Ancak fiili gidiş, yarının Kuzey Irak’ını Suriye’de hazırlıyor. Bugün Ankara, Suriye’de Fırat’ın doğusundaki YPG oluşumunu kabullenmiş durumda.
Ancak yarın koridor ABD, AB ve İsrail’in desteği ile yavaş yavaş batıya uzanır hale getirilecektir. Ankara’nın uyguladığı çelişkili politika bu sonucu doğurmaktadır.
4) TSK’nin Musul’da da devreye sokulacağının sinyalleri gelmeye başladı. ABD ve İngiltere, dün Irak’ta yaptıklarını, bugün Türkiye’ye yaptırmış oluyorlar. Bir Amerikalı yetkilinin dediği gibi, eldiven kullanıyorlar, kendi elleri kirlenmiyor.
1 Mart 2003’te TBMM’nin basireti sayesinde tezkere reddedilmişti. Bugün ise Erdoğan, Esad ile kavga ettirilerek; hatta maşa IŞİD terörü kullanılarak Türkiye Suriye’ye sokturuluyor. Ankara ve Şam’ın arası, geri dönülemeyecek bir biçimde açılıyor.

Dengesiz gidiş
ABD, AB ve İsrail’in, Soğuk Savaş bitiminde Kürdistan projeleri dayatılmamış olsaydı Ankara ile aralarında “dengeli ve karşılıklı çıkarlara dayalı” ilişkiler geliştirilebilirdi.
Ancak bugün Erdoğan ve AKP hükümeti “dengesiz ve çelişkili” gidişi kabule mecbur ediliyor.
15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, buna mecbur etme operasyonunun bir parçasıdır.
FETÖ, PKK, YPG, IŞİD hep birlikte devreye sokularak Türkiye, AKP hükümeti, Erdoğan ve iş dünyası baskı altına alındı.
Beni iki defa ağırlaştırılmış müebbet talebi ile yargılayan FETÖ’lü savcı ve hâkimler, arkada 15 Temmuz’u bırakarak, Türkiye’den kaçıp gittiler.

Erdoğan, Esad’la da Putin gibi yapsa…
Erdoğan, bir U dönüşü yaparak Esad ile barışabilse, bütün dengeler Türkiye lehine değişir;
1) Suriye Kürdistanı kurulamaz.
2) IŞİD, birlikte yok edilir.
3) Küresel güçler Türkiye ve Suriye ile “kedi-fare oyununu oynayamazlar”.
4) Türkiye’nin doğusu kurtulur, ülke bölünmez.
5) Ekonomik ilişkiler tavan yapar; iki ülke halkı da ekonomik refahtan birlikte yararlanır. 3 milyon Suriyeli geri gider, Türkiye rahatlar.
Bütün bu olumlu şeyleri reddedip, akıldışı düşmanlıktan kurtulamamanın sebebi ne?
- Yoksa küresel güçlerin teslim aldığı; elini kolunu oynatamayan bir yönetim mi var?
- Din odaklı dış politikanın esiri haline getirilmiş bir Ankara mı söz konusu?
- Yoksa, “Türkiye bir kenara: tek amaç iktidarda kalmaktır, vaziyeti idare edelim” zihniyeti her şeye egemen olmuş da biz mi farkında değiliz?
Suriye’nin parçalanması demek yarın Türkiye’nin de aynı kaderi paylaşması sonucunu doğurur, hâlâ göremiyor musunuz? İşin pazarlaması, bir istihbarat örgütünün başı tarafından Amerika’dan yapılmaya başlandı bile.

Tümü Erol Manisalı - Son yazıları

İmamoğlu neyin mücadelesini yaptı? 25 Haziran 2019 Sal
Bunlar, siyasal İslam-Batıcı işbirliğinin sonucu 18 Haziran 2019 Sal
Çıtayı yükseltmek kaçınılmaz olursa... 11 Haziran 2019 Sal