Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Trump’ın Rasputin’i

17 Kasım 2016 Perşembe

Trump’ın başkan seçilmesinden bu yana bir hafta geçti. Ve dünya değişti.
Yeni başkanla “resetlenen” bu yeni dünyayı betimlemek için yepyeni terimler kullanılıyor:
“Alt-sağ/alt-right” kısaltmasıyla anılan “alternatif sağ siyaset” ve bu siyasetin üzerinde yükseldiği “gerçek ertesi/post truth” düzen… Trump evreninin başlıca anahtarları.
Trump’la girilen bu yeni “paralel dünya”, alışılmış geleneksel siyaset ortamından öyle farklı ki, yeni tabloyu tasvir etmek için daha önce hiç karşılaşmadığımız kavramlara başvurmak gerekiyor.
Bunların içinde en önemlisi “post gerçek/ post truth” ortamı.
Yeni “post truth” ortamına ilişkin uluslararası basındaki ilk önemli analizler, Türkiye’nin tam 15 Temmuz evresine rastladı.
Önce “New York Times”, arkadan “Economist”, bu yaz aylarında artık bir “post truth” çağında yaşadığımızı ilan etti.
“Sağnak”ta daha önce de bahsettim. Post-gerçek çağı, nesnel gerçekler yerine bizim Kabataş yalanı misali; algı operasyonlarıyla beslenen bir dezenformasyon çağını tarif ediyor.
Sosyal medyalar ve trollerin yarattığı post-gerçekler ortamında, “doğru”lar önemini yitiriyor.
Duygular, önyargı ve şartlanmalar; meşrebe göre seçilen “biz/onlar” dayatması belirleyici oluyor.
Yoğun kutuplaşmada bütün kötülüklerin kaynağı “onlar”; meşruiyetin temeli de “yalnız biziz” şeklinde tebarüz ediyor.
Bu durumda “biz” adına “onlar”a bel atı her vuruş makbul ve meşru kabul ediliyor.

‘Biz melek’, ‘onlar şeytan’
Şimdi Donald Trump vasıtasıyla yakından tanımak zorunda olduğumuz “alternatif sağ” siyasetin dayandığı ana direk işte bu… “Gerçek ertesi dünya” oluyor.
“Alternatif sağ” da yeni olan bir kavram.
Vaktiyle “faşist” denen çevrelere, “post-gerçek çağ”da “alternatif sağ” deniliyor.
“Alternatif sağ”cıların “biz”i, “eril Hıristiyan beyaz”lar…
“Biz”in karşısına çıkarılan “onlar” ise Müslümanlar, Yahudiler, siyahiler, göçmenler, eşcinseller, kadın hakları savunucuları oluyor.
Steve Bannon dünyayı işte böyle “biz ve onlar” diye bölen “alternatif sağ”ın önde gelen isimlerinden. Tüm farklılıklara nefret saçan Breitbart News adlı aşağılık bir internet yayın organının yöneticiliğini yapıyor.
ABD’ye köleliğin geri getirilmesini savunacak denli kendinden geçmiş bir “beyaz üstünlüğünün” temsilciliğini yapan Breitbart, akla gelebilecek her post-gerçek balonu uçuruyor.
Doğum kontrolünü -misal-“holokost” diye takdim eden komplolara ve her türlü demagojiye itibar eden Breitbartçıların yanında; saldırganlıkta sınır tanımayan ABD sağının geleneksel medyası “Fox” zemzem suyuyla yıkanmış kalıyor.

Pandora kutusu
Trump bu kadar kin ve nefret saçan ve yalan dolanla yayın yapan bir medyayı yöneten bir kişiyi şimdi işte kendisine baş danışman seçmiş durumda.
Geçen ağustosa dek Breitbart’ın başında bulunan Steve Bannon, yaz sonu önce Trump’ın kampanya şefliğine yükseldi. Başkanlık seçiminin ardından Beyaz Saray’a baş danışman oldu. Sadece “Demokratlar” arasında değil, “Cumhuriyetçi” safta da bazı kesimlerce “faşist ve ırkçı” olarak damgalanan Bannon, yeni başkanın o kadar güvenini sağlamış durumda ki şimdiden Beyaz Saray’ın Rasputin’i addediliyor.
Washington’ın siyaset makinesini bundan böyle o yönetecek ve uluslararası ilişkilerdeki etkisi de çok büyük olacak.
Bannon’ın ilk hedefi baharda Fransa’da başkanlık seçimine hazırlanan Marine Le Pen’e arka çıkmak!
Trump’ı başkan yapan Bannon’un sitesi Breitbart, Le Pen’e destek olmak için şimdi Fransa’ya taşınıyor.
Trump’ın başkan seçildiği günden beri yanından maskot gibi ayrılmayan ve Washington’la sürekli mekik dokuyan İngiliz aşırı sağının lideri Farage başta olmak üzere Avrupa’nın tüm faşistleri boşuna bayram etmiyor.
8 Kasım’da dev bir Pandora kutusu açıldı. Kolayına kapanmayacak.

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt