Köşe Yazısı

A+ A-

Washington’daki meydan dayağı

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Türkiye’nin eskiden bir “imaj” konusu vardı.
“İmajımız nedir? Nasıl değiştirilir? İmajımızı iyileştirmek için ne yapmalıyız? Ne tür hatalar yapmamalıyız?” türünde sorularımız, kafa yorduğumuz meseleler vardı.
Askeri rejimin en karanlık dönemlerinde bile “Türkiye’nin imajı” ciddiye alınırdı.
“Kol kırılır, yen içinde kalır” ikiyüzlülüğüyle de olsa dışarıya açık vermemeye, ülkenin ağırbaşlılığını, saygınlığını, itibarını korumaya, karizmayı çizdirmemeye dikkat edilirdi.
AKP yıllarında bu kaygı, “eziklikten kurtulmak” adı altında ortadan kalktı. “İmajımıza dikkat edelim”, “Ayağımıza kurşun sıkmayalım”, “Demokrasi eksikliği yönünde algı oluşturmayalım” kaygıları tarih oldu.
Uluslararası ilişkilerin ölçüleri, dengeleri, değerleri “monşerler kadrosuyla” birlikte elenerek; “Valla bizde böyle!” tarzı dolaşıma sokuldu.
Bu tarzın doruğuna Erdoğan’ın o unutulmaz “one minute” atarlanmasında tanık olduk. Uluslararası ortamda yeni bir eşik oluşturan bu Kasımpaşa tarzı derken Erdoğan’ın etrafına yayıldı.

‘Yeni Türkiye’ klasiği
Korumalar -misal- artık, gittikleri her ülkede arkalarında bir “kara efsane” gibi kalıcılık arz eden terör estiriyorlar.
Geçen kış dünyanın ta öbür ucu olan Ekvador’da korumalar aralarında bir milletvekilinin de bulunduğu bir avuç gösterici kadına dehşet saçmıştı. Ekvador göstericilerine kafa kol girişilerek çekilen meydan dayağının sonunda, aramızda hiçbir sorun olmayan Ekvador’la diplomatik kriz çıkmış ve ülkenin Dışişleri Bakanı, Ankara’ya nota vermişti.
Ekvador dayağının şokunu atlatmadan sonra geçen baharda, Washington’ın Brookings Enstitüsü önündeki göstericilerin tekme tokat dövülmesine tanık olduk.
O zaman Beyaz Saray’da Obama vardı.
Şimdi Trump geldi. Değişen bir şey yok.
Erdoğan’ın korumaları bir “yeni Türkiye klasiği” olarak son Washington gezisinde gene göstericileri dövdüler. Bu kez de kameralar önünde T.C. Büyükelçiliği önündeki “FETÖ’cü, PKK’ci terörist göstericilere” ders verildi. Ak saçlı adamlar, yerlerde sürüklenen kadınlar, devrilen bebek arabaları; Erdoğan’ın korumaları olduğu söylenen koyu renk takımlı bir ekip tarafından tekmelendi.
Biz “Soma tekmesi” ile terbiyeli olduğumuz için maalesef bu görüntülere alışığız ama dünya dumur halinde.
Her yerden savaş ve badire haberlerini veren CNN International’da bu görüntüleri ekrana taşıyan gazeteciler örneğin şoktaydı.
“Washington Post” sitesindeki dayak videosunun üzerine “Dikkat! Açık şiddet sahneleri içerir” ibaresi iliştirilmişti.
ABD’nin “ekşi sözlüğü” sayılan popüler sosyal medya mecrası “reddit”te sayamadığım kadar çok başlık açılmıştı. Kullanıcılar “Bundan önce Washington da hiç böyle bir şey yaşandı mı?” sorusunu soruyor, yalnız Pinochet’nin benzeri vakayla gündeme geldiğini” hatırlatıyorlardı.
Ne ki internet çağında olduğumuzdan “Türk dayağının” etkisi, Pinochet’nin anısını çoktan gömmüştü.

İki reis birbirini ağırlar
Huff Post, Buzzfeed, Dailybeast, Politico gibi ABD’nin büyük internet gazeteleri bu talihsiz olaya tüm ayrıntılarıyla yer ayırmıştı. “Bunun bir sonucu olmayacak mı?”, “Türk hükümeti özür dilemeyecek mi?” sorularıyla uzayıp giden değerlendirmeler; Ankara’nın aylar öncesinden hazırladığı Trump buluşmasını yekten gölgelemişti.
Trump’ın başını alamadığı skandallar nedeniyle buluşma böylelikle mevcut koşullarda tam bir “Beyaz ve Ak Saraylılar birbirini ağırlar” moduna dönüşmüştü.
Hele Trump’ın kovduğu FBI Başkanı James Comey’e “arıza gazetecileri hapse atmayı talep etmesi”, ciddi ciddi “Trump’ın kafasında bir Erdoğan modeli mi var?” sorularına yol açmıştı.
Washington ziyareti bu durumda RTE’nin uluslararası prestiji ve meşruiyetini perçinlemekten çok, Trump’ın inandırıcılığını daha da azaltan bir gelişme olarak görüldü.
Elçilik önündeki meydan muharebesine Amerikan Senatosu’nun bunca atik tetik ilgi göstermesi ve hızla bir mektup döşenmesinin nedeni de bu.
RTE’yi muhatap alan mektup “(Şiddet saçan meydan dayağı) hükümetinizin basına, azınlık gruplara ve siyasi muhaliflere tutumunu yansıtan bir davranıştır” sözlerine yer veriyor.
Bu sözleri sonra adeta onaylarcasına, 24 saat geçmeden “Sözcü”ye şafak operasyonu yapıldı.
Bu ürkütücü sarmal daha ne kadar böyle devam edecek?

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

‘Delidir ne yapsa yeridir’ doktrini ve Kudüs zirvesi 14 Aralık 2017 Per
Kudüs trajedisi 10 Aralık 2017 Paz
‘Kırmızı çizgi’ Kudüs 9 Aralık 2017 Cmt