Yakındığınız, kendinizsiniz!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Yakındığınız, kendinizsiniz!

23.10.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki “Uluslararası Şehir ve Sivil Toplum Kuruluşları Zirvesi”nde “Biz bu şehrin kıymetini bilemedik, bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” demiş.
FETÖ’den beri giderek kristalleşen bu “nedamet” (pişmanlık) söylemi, artık bu iktidarın alametifarikası, yani en ayırt edici karakteristiği haline gelmiş durumda.
Erdoğan, 15 yıllık iktidar serüveninde borçlu olduğu her şeyi ağır bir dille yanlışlıyor ve yakınma nedeni yapıyor kendine...
Aslında kendini yanlışlıyor ve kendinden yakınıyor, ama (kendisinin Referandum sonrasındaki “mağrur” ifadesiyle dillendirelim) atı alan da Üsküdar’ı geçti gitti hep!..
“FETÖ” ne olduysa sayenizde oldu ve atı alan Üsküdar’ı geçti, sonra “Rabbim de, milletim de beni affetsin” dediniz!..
İstanbul’a da ne olduysa sayenizde oldu ve atı alan Üsküdar’ı geçti, şimdi “İhanet ettik, ben de bundan sorumluyum; maalesef maddi kaygılar birçok hassasiyetin önüne geçiyor” demektesiniz!..

***

Eskiden, hep kibir ve hınçla bezenmiş yüzünü görmekteydik bu iktidarın...
Belli ki bundan sonra nedametle bezenmiş yüzüne daha çok aşina olacağız.
Zamanında, “heykellerin içine tükürerek”, her daim ormanları otoyol yaparak, insanlara nefes alacak, eğlenecek, neşelenecek yaşam alanlarını dar ederek iktidarlarının değirmenine su taşımış belediye başkanlarından da şimdi nedamet duymuyorlar mı?!
Evet, nedamet, AKP dinbazlığının artık en belirgin yüzü...

***

Cumhurbaşkanı, “100 kat bina yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük” diyor.
Tuzağın falan içine düşmediniz! Tuzak değil “temel” bu...
İktidarınız bu temel üzerinde kuruldu.
İnşaata dayalı büyümeyi, şantiye kapitalizmini “Besmele”yle buluşturduğunuz, “helâl” addettiğiniz, kutsal kıldığınız yerde yeşerdi iktidarınız!..
Sizin şimdi söylediklerinizi yıllarca “İstanbul elden gidiyor”, “tarihî miras elden gidiyor”, “medeniyetimiz elden gidiyor” diye dillendirmekten tüy bitti bir dolu insanın dilinde...
Siz o zaman inşaatı ibadet sayarcasına kaldırılan hafriyatlarda parça parça edilmiş arkeolojik buluntulara “üç beş çanak çömlek” deyip bunun peşine düşenleri eleştiriyor, kınıyor, azarlıyordunuz.
Şimdi diyorsunuz ki: “İstanbul’da tüm ihtişamıyla Batı Roma’nın, Bizans’ın izlerini görürken, aynı zamanda Medine’nin tevazuuna ve manevi derinliğine de şahitlik edersiniz.”
15 yıllık iktidar aşkınız, haşmetiniz ve hışmınız sayesinde artık Roma’nın, Bizans’ın ihtişamı şöyle dursun, Medine’nin tevazuuna da, manevi derinliğine de şahitlik edebileceğimiz hiçbir şey kalmadı ortalıkta.
İstanbul’un mahvına hafriyat kamyonlarınızla, onların atıklarıyla şahitlik ediyoruz!..

***

Dahası var; diyorsunuz ki:
“Bizler çoğu zaman elimizdekilerin kıymetini onu kaybedince anlıyoruz. Son yıllarda şehirleşme noktasında ciddi sorunlarımızın olduğunu defaatle birçok toplantıda ifade ettim. Estetikten, incelikten ve köklü medeniyet değerlerinden yoksun tekdüze bir mimari anlayışın giderek yaygınlık kazandığını görmekten üzüntü duyuyorum. Gönüllerimiz daralıyor. Binalarımız yükseldikçe ufkumuz kararıyor.”
O kadar güzel, yerli yerinde, hislerimize tercüman sözler ki!..
Fakat siz bunu söyleyecek en son kişi...
Bile değilsiniz!
Bunu söylemeye hiç hakkı olmayan kişisiniz.
Memleketi bir inşaat cehennemine siz çevirdiniz.
İstanbul’u tarihiyle, deniziyle, estetiğiyle ayırt edilen “deruni” bir şehir olmaktan çıkarıp toz-toprak ve çukurlarla ayırt edilen dev bir şantiye siz yaptınız.
Hayret ki bunlara bakıp şimdi yakınıyorsunuz!
Hâlbuki biz sizden bu tablo ile övünmenizi bekliyoruz!..
İktidar tablonuz bu çünkü...
Avusturyalı yazar ve hiciv ustası Karl Krauss psikanaliz için, “çaresiymiş gibi göründüğü hastalığın aslında kendisidir” demiş.
Bundan esinle biz de diyoruz ki şehirleşme adına, medeniyet adına, manevi derinlik adına yakındığınız ne varsa...
Aslında kendinizsiniz!..

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018