Hak yalnızca hukuk değildir
Deniz Ülkütekin
Son Köşe Yazıları

Hak yalnızca hukuk değildir

16.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Hayat siyasettir” diye bir söz vardır. Doğrudur. Evden çıkıp bir şeylerden şikâyet etmeye başladığınız anda, hatta bazen yalnızca gündelik yaşamınızı sürdürmeye çalışırken bile kendinizi siyasetin doğrudan içinde bulabilirsiniz.

Biraz daha ileri gidersek, en bireysel görünen sıkışmışlıklarımızın bile siyasal karşılıkları vardır. Çünkü ihtiyaçlarımızı, arzularımızı ve hatta yoksunluklarımızı şekillendiren şey çoğu zaman yalnızca bireysel tercihlerin toplamı değil, ekonomik ve siyasal düzenin kendisidir.

Bu yüzden sürekli kesilen elektrik, çözülemeyen altyapı sorunları, yaşamı felç eden trafik, erişemediğiniz hizmetler, alamadığınız ürünler veya gündelik yaşamı zorlaştıran yasaklar çoğu zaman bize “işlemeyen” bir sistemin parçaları gibi görünür.

Ve doğal olarak sorunlu olanın siyasetçiler ya da onları var eden siyasi yapı olduğunu düşünürüz.

Çoğu zaman da haklıyızdır. Ancak belki de asıl sorun tam olarak burada başlıyor.

Çünkü bazı sistemler gerçekten bozuk olmayabilir. En azından herkes için.

Hiç şu ihtimali düşündünüz mü?

Ya eksik, işlevsiz ya da kötü yönetildiğini sandığımız bazı yapılar, aslında tam da olması istendiği gibi çalışıyorsa?

Ya “çalışmayan” sistem, aslında birileri için son derece verimli bir düzense?

Ve o biri siz değilseniz?

KAMUSAL EKSİKLER

Bir sistemin gerçekten kimin için çalıştığını anlamanın yolu, onun sonuçlarına bakmaktır. Eğer aynı sorunlar yıllardır çözülmüyor ama aynı gruplar bu düzenden kazanç sağlamaya devam ediyorsa, ortada yalnızca bir başarısızlık olmayabilir.

Ulaşım krizleri, plansız kentleşme, özel hizmetlere mecbur bırakılan yurttaşlar… Bazen kamusal eksiklikler yalnızca ihmalin değil, başka aktörler için verimli hale gelmiş bir düzenin sonucu olabilir.

Çünkü hak dediğimiz şey yalnızca hukuki bir kavram değildir. Bir hakkın gerçek olması için kaynak gerekir. Eğitim hakkı öğretmen ister. Sağlık hakkı hastane ister. Ulaşım hakkı ise çalışır bir altyapı ve kamusal yatırım gerektirir. Başka bir deyişle, haklar yalnızca yasalarla değil, bütçelerle de yazılır.

Bu yüzden bir ülkede hangi alanların sürekli ihmal edildiği, hangilerinin ise hızla büyüdüğü tesadüf sonucu değildir. Sözün kısası bütçe yalnızca ekonomik değil, siyasal bir belgedir. Neye yatırım yapıldığı kadar, neyin eksik bırakıldığı da bir tercihi gösterir.

EKSİKLİK PAZAR YARATIR

Kamusal alan zayıfladığında boşluk hiçbir zaman boş kalmaz. Eğitimde özel okullar, sağlıkta özel hastaneler, ulaşımda bireysel çözümler hızla büyür. Bir noktadan sonra sorunların çözülmesi, bazı ekonomik aktörlerin çıkarına ters düşmeye başlar. Çünkü eksiklik aynı zamanda bir pazar yaratır.

Bu yüzden modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her kötü sonucu yalnızca beceriksizlikle açıklamaya çalışmasıdır.

Oysa bazı düzenler çökmez. Çünkü zaten o haliyle çalışıyordur.

Sorun, sistemin işlememesi değil; kime hizmet ettiğini fark ettiğiniz anda başlar.

Ve büyük olasılıkla siyasetin en rahatsız edici tarafı da tam olarak bu:

Bir şeyin düzelmemesi bazen kimsenin çözememesinden değil, çözülmesinin bazı dengeleri bozacak olmasındandır.