Bu zulme son verin artık
Miyase İlknur
Son Köşe Yazıları

Bu zulme son verin artık

16.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyada yaptığı hapishaneler ve devasa adliye sarayları ile övünen tek ülkeyiz. Keşke içinde adalet de olabilse ama ne gezer.

En ağır suçtan ceza almış tutuklu ve hükümlülerin sağlığından devlet sorumludur. İster tutuklu ister hükümlü olsun, sağlık hizmetlerinden yararlanma en temel insan hakkıdır.

Sağlığı bozulan mahkûmların infazının ertelenmesinin, Türk hukuk sisteminde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da şartları bellidir. Hapis cezasının infazının ertelenmesi için hayati tehlikenin bulunması, akıl sağlığının bozulması, yaşlılık veya ağır hastalık nedeniyle cezaevinde hayatını idame ettiremeyecek durumda olması Adli Tıp raporu şartı bulunmasına rağmen bu durumda olan mahkûmlara çifte standart uygulandığına pek çok örnek verebiliriz.

Mafya babası, uyuşturucu baronu, IŞİD üyesi ya da Sivas katliamı sanığı iseniz hastaneye sevk, hatta infaz ertelemesinden yararlanmanız daha kolay. Bunun dışındaki suçlardan yargılananlara hele de sol bir örgüte mensupsa ölümü beklemek dışında seçenek bırakılmıyor.

Bir süre önce Marmara 2 No’lu L Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda hepi topu iki yıl bir ay hapis cezasına hüküm giymiş İrfan Yılmaz’ın durumu ile ilgili koğuş arkadaşlarından bir mektup almıştım. Yoğun gündem nedeniyle maalesef değinememiştim. Önceki gün bizzat İrfan Yılmaz’ın kendisinden bir mektup geldi. Gerçekten insan üzüntüden çok öfke duymaya başlıyor. Mahkûmlar bizim esirimiz değil. Eğer Adli Tıp raporu ile hapishanede yaşamını sürdüremeyeceğine dair raporu varsa neden yasada belirtilen infaz erteleme hakkından yararlanmasına engel olunur.

İrfan Yılmaz hakkında Adli Tıp’tan yüzde 96 engelli raporu verilmiş. Tutuklama savcısı raporuna bakarak “Adli Tıp Kurumu bu raporunuzu onaylayarak hapishanede kalamaz raporu da verirse serbest bırakılırsınız ancak” demiş. Demiş demesine de uygulamada pek de öyle olmuyor maalesef.

Hapishaneye girdikten sonra alt bezi ve sabit sonda kullanan, kendi başına insani hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak durumda yatalak hasta bir hükümlü olarak arkadaşlarının yardımıyla Adli Tıp Kurumu’na başvurarak hapishanede yaşamını sürdüremeyeceğine dair rapor ister. Adli Tıp Kurumu da yaptığı muayene ve inceleme sonucunda “Hapishanede kalamaz” raporunu verir. Ancak 18 Ekim 2025 tarihinden beri ikametgâhının bulunduğu Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün yazdığı “Tahliye edilmesi toplum güvenliği için sakıncalıdır” şeklinde yazı gönderince tahliye edilmez.

İrfan Yılmaz haklı olarak soruyor: “Benim gibi yatalak, kendi başına insani hiçbir ihtiyacını tek başına karşılamayacak durumda sakat bir insan, toplum güvenliğini tehlikeye sokuyorsa sizin orada işiniz ne, ne için maaş alıyorsunuz?”

Bu hukuksuz ve keyfi uygulama işkence değil de nedir?

Yatalak bir insan toplum güvenliğini nasıl tehlikeye sokabilir diye düşünüyorum da en fazla iki kişinin yardımıyla balkona çıkıp slogan atabilir ya da pankart asabilir ki bu eylemlerle de toplum güvenliği tehlikeye girmez.

Adalet Bakanlığı bu vicdansızlığa, bu hukuksuzluğa dur demezse eğer tutuklu ve hükümlülere düşman hukuku uygulandığının en somut kanıtıdır.