Köşe Yazısı

A+ A-

Seçimle gelen seçimle, Reis’le gelen Reis’le...

23 Ekim 2017 Pazartesi

İstifaları üstüne papatya falı açılan AKP’li belediye başkanları, özellikle Ankara’nın “gülüMelih Gökçek’le ilgili haberlere gazetede sadece bakıp okumadan geçtiğimi fark ettim.
Çünkü genç kuşağın gitgide cılızlaşan Türkçesi ile söylersem: Bana bay geldi!..
AKP’nin Reisi bazı belediye başkanlarının istifa etmesini istedi. İstifası istenmeyenler sanki başkanlık ettikleri kentlere kuş kondurmuşlar da, bazıları bunu becerememişler gibi palavralarla AKP içinde bir itiş kakış başladı ve haftalardır sürüyor.
Son anayasa referandumunda kilit önemdeki bazı büyük kentlerde çoğunluk oyunu elde edemeyen AKP’de oy kaybının temel nedeninin Reis’in bizzat kendisi olduğu ustaca (Düzeltiyorum: Acemice) gözardı edilip fatura belediye başkanlarına kesilmekte.
Cumhuriyetin başkentini gülünç süslemelerle berbat eden, güzelim Bursa Ovası’nı betona bulayan, Doğu Roma’dan Osmanlı’ya bir uygarlık anıtı olagelmiş İstanbul’u New York’un Manhattan adası misali bir beton gökdelen ormanına çevirenler, o kentlerin AKP’li belediye başkanları mıdır, yoksa AKP zihniyetinden fışkıran zevksizlik, doğaya ve çevreye duyarsızlık ve inşaatı ekonominin başat sektörü olarak belleyen ideolojik saplantılar, ekonomik cehalet midir?
Son paragraftaki soru, cevabını kendi içlerinde taşıyor.
Yani geçelim...

***

AKP içinde yürüyen, gitgide medyaya da yansımaya başlayan bir ilke son günlerde dillere pelesenk oldu:
Seçimle gelen seçimle mi gider, yoksa seçimle de gelse parti içi meşveretle mi gider?
Valla bence, seçimle gelen seçimle gider ama Reis’le gelen de Reis isteyince gider...
İlke elbette seçimle gelenin seçimle gitmesidir. Çünkü o belediye başkanlarını AKP Reis’i sadece aday gösterdi. Seçen o değil, seçmenlerdir. O belediye başkanları başarısız ise seçmen yanlış oy kullanmış, yanılmış demektir. Ama ilke değişmez. Başarısız belediye başkanını yine seçmen değiştirecektir. Yok değiştirmez, yeniden seçerse kentte yaşamı berbat eden beceriksizliklerin, yolsuzlukların, sorumsuzlukların bedelini ödemeye o seçmen devam edecektir...
Ancak AKP Reisi bu ilkeyi laf ebeliği ile çiğnemeye kararlı. “Seçimle geleni biz aday göstermeseydik seçilebilir miydi? Öyleyse görevden almak da bizim yetkimizdedir” yollu açıklamaları ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyor.
AKP’de yetkili makamlara oturmuş görünen birileri de Reis’in bu çarpık mantığına kulp bulmak için mantığın sınırlarını zorluyorlar. Biri kalkıyor “Bizim partide her şey meşveretle yürür. Belediye başkanları da bu meşveretin sonuçlarına uymakla yükümlüdür” buyuruyor.
Bana da “Ufala da civcivler yesin” demek düşüyor.
Meşveret’ın arı Türkçesi “Karar vermek için danışmak, görüş alışverişinde bulunmak”.
AKP’de işler meşveretle yürür” demek yalana bir de kuyruk eklemek demektir. Belki kuruluş günlerinde üç beş ağır topun aralarında konuşup görüşmesinden sonra karar verildiği olmuştur ama artık o köprülerin altından çok su geçti. AKP’de artık işler “Kendi kendiyle meşveret eden” Reis’in iki dudağı arasından çıkan kararlarla yürüyor.
Reis’i de 2019 başkanlık seçimlerinin korkusu sardı. “Ya seçilemezsem” paniği ile parti içinde kelle avına çıktı.
Sadık değil çok sadık, aşırı sadık, bir dediğini iki etmeyecek adamlar bulup şansını zorlamak hesabında.
Bu itiş kakışla oyalanmak ise bizim için tuzak olur.
Kendi işimize bakalım, 2019’a biz nasıl hazırlanacağız” sorusuna cevap arayalım...

Tümü Aydın Engin - Son yazıları

Saraylar titreten adam: Rıza Sarraf 23 Kasım 2017 Per
52 saniyede adaleti de, hukuku da biçmek 22 Kasım 2017 Çar
Bi korktum, bi korktum ki… 20 Kasım 2017 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Melih Gökçek