Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Çizmede popülizmlerin seçimi

03 Mart 2018 Cumartesi

ROMA -Giorgia Meloni, beyaz tenli, sarışın, mavi gözlü, çıtı pıtı görünümlü hoş bir hanım. Çizme’nin de en genç kadın lideri.
Ulusal marş, “İtalya’nın Biraderleri/Fratelli d’Italia (FdI)” adını taşıyan ufak partisi, Berlusconi’nin “sağ ittifakı” içinde yer alıyor...
Meloni’yi geçende Milano’da devasa bir İtalyan bayrağının önünde yürürken izledim.
Yarım kilometre uzunluğundaki uçsuz bucaksız bayrağı, FdI yandaşları başları üzerinde taşıyordu. Meloni de kortejin başında yürüyordu.
Gazetecilerin “Milano’nun göçmen semti ‘Padova sokağında’, bunca dev bir bayrak dolaştırmaktan meramınız nedir” sorusuna FdI lideri gözünü kırpmadan; “Devletin burada da var olduğunu göstermek” diyerek ekledi:
Mega kentlerin periferilerinde yurttaşlar kendilerini devlet tarafından terk edilmiş hissediyorlar. Onlara yasa güvencesi altında yaşadıklarını, yalnız olmadıklarını gösteriyoruz. Güvenliklerinin teminatı olacağımızı ve fakirlikle mücadele edeceğimizi kanıtlıyoruz. Bayrağı, ‘partimizle güvenliğiniz artacak’ demek adına, diğer büyük kentlerdeki başka sorunlu mahallelere de taşıyacağız. (İktidar olunca da) Yeni hapishaneler yaptıracağız, sokaklarda daha çok asker bulunduracağız, güvenlik güçlerinin donanımlarını, ücretlerini artıracağız. Göçmenleri yollayacağız, sınırları kapatacağız...
 
Bu da ‘kitap’la popülizm
Meloni’den bu uzun alıntıyı yapmamın nedeni, İtalyan sağının dişi liderinin “popülizm”in “cuk” oturan bir tanımı olması.
Ulusal marş”ın adı ve bütün ulusun simgesi olması gereken bayrak, tek bir parti tarafından münhasıran sahiplenilerek kullanılıyor. Oradan oraya bayrağı dolaştırmak suretiyle “devlet otoritesi”nin temin edileceği iddia ediliyor. Bayrak, “fakirlikle mücadele”nin simgesi dahi sayılıyor.
Bunca sınırsız araçsallaştırma üstelik ulusal bayrakla hiç özdeşliği olmayan yabancıların yoğun bulunduğu bir ortamda yapılıyor.
Bayrak böylelikle, “onlara karşı biz” söyleminin enstrümanı kılınıyor.
Popülizmin, bundan daha görsel ve açık bir tanımı olamaz.
Türkçeye genel biçimde “halkçılık” olarak çevrilen popülizm esas itibarıyla “halk dalkavukluğu/halk yardakçılığı” demek.
Popülizm söylemlerine sarılan “popülistlere”de, “halk yardakçısı” deniyor.
İtalya’da yarınki seçimlere katılan partiler içinde biricik popülist parti FdI değil...
Merkez solda Matteo Renzi liderliğindeki “Demokrat Parti/Partito Democratico(PD)” dışındaki tüm partiler gerçekte istisnasız popülist.
Çizmede geçen yüzyılın sonunda “Forza Italia/Bastır İtalya” partisi ile popülizmin âlâsını icat eden 80’lik Berlusconi; “halk yardakçılarının ustası” ve en önde gideni.
Seçime saatler kala merkez sağda Berlusconi ile “en güçlü parti” olmak yarışında olan “Birlik/Lega” lideri Matteo Salvini de beri taraftan bu “halkçı oportünizm”de “usta”dan geri kalmıyor.
Yerelci “Kuzey Birliği”nde siyasi kariyerine başlayan ve 5 yıl önce devraldığı partinin dümenini “milliyetçilik rüzgârıyla” aşırı sağa kıran Salvini de meydanlara bayrak yerine İncil’le iniyor. (Bkz: İtalya’da sağın yeni profili: Bir elde tespih, diğerinde İncil
-27 Şubat)
Hiçbir partinin tek başına mutlak çoğunluğu alamayacağını ortaya koyan sondajlarda ilk parti görünen “5 Yıldız Hareketi (5YH)” ise ne sağda, ne solda... biraz oradan, biraz buradan karma popülizme örnek.
Son on yılda ülkenin belini büken ekonomik, siyasi, sosyal krizin sebep olduğu öfke seline bir yanıt olarak çıkan ve internette örgütlenen 5YH de “popülizmin dijital türü” diye biliniyor.
 
Popolokrasi çağı
Tüm partilerin böyle açık “halk dalkavukluğuna” başvurması, Avrupa’nın başka hiçbir ülkesinde görülmeyen bir durum.
Fransa’da Le Pen’ci “Ulusal Cephe”, Almanya’da “AfD/Alternative für Deutschland”, İngiltere’de “UKIP/Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi” hep “popülist” diye anılan partiler.
Ama bunlar o ülkelerin siyasetinde kural değil, istisna.
İtalya’da ise “popülizm” bir kural olmuş durumda.
Siyaset bilimci Ilva Diamanti bu nedenle Çizme’deki sisteme “popolokrasi/halk dalkavukluğu rejimi” adını veriyor.
Yaşadığımız çağı da “popolokrasiler çağı” olarak adlandırıyor.
Bir “rejim” olmaktan öte popülizmin artık ruhlara işlediğini belirtiyor.
Fransa’da nasıl genel geçer bir “Le Pen’leşen ruh hali” varsa, Çizme’de de “halk yardakçılığının” bundan böyle genel psikolojiye dönüştüğünü belirtiyor.
Devam edecek. [Haber görseli]

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt