Küresel Ekonomi: 50 Yıl Sonra
Erinç Yeldan
Son Köşe Yazıları

Küresel Ekonomi: 50 Yıl Sonra

30.07.2014 02:08
Güncellenme:
Takip Et:

Önümüzdeki 50 yıl boyunca iktisat politikalarında ne tür dönüşümler bizi bekliyor? Küresel ekonominin 2060’taki görünümü nasıl olacak? Bu sorular OECD uzmanları H. Braconier, G. Nicoletti ve B. Westmore tarafından temmuz başında kaleme alınan bir raporda yer alıyordu.(*)
OECD’nin 2060 raporu son derece kötümser öngörüler ile betimlenmiş: Öncelikle, küresel ekonominin ortalama büyüme hızı 2014-2030 arasında yüzde 3.6’dan, 2030-2060 arasında yüzde 2.7’ye gerileyecek; söz konusu dönemde endüstriyel proseslerden ve katı yakıtların yakılmasından kaynaklanan sera gazı salımları iki misli yükselecek ve yıllık 48.700 milyon tondan, 2060’ta 99.500 milyon tona ulaşacak. Bu birikim sonucu yaşanacak olumsuz iklim değişikliği koşullarının etkileri tarımsal üretkenliğin düşmesi, deniz seviyesinin yükselmesi ve yeni tür bakterilerin üremesi olarak görülecek. İklim değişikliği sorunları, OECD öngörülerine göre küresel ekonomide yüzde 1.5 ile yüzde 5 (Asya ve Uzak Asya) arasında üretim ve gelir kayıplarına neden olacak. OECD’nin “gelişmiş” ekonomilerinde ise büyüme hızı 2014-2030 döneminde yüzde 2.4’ten, 2060’a gelindiğinde yüzde 0.5’e gerilemiş olacak.
Dahası, büyümenin kaynakları giderek fiziksel sermaye birikiminden evrilerek bilgi ve araştırma geliştirme (Ar-Ge) kaynaklı teknolojilere dayanacak. “Beceri” ve “bilgi ile donatılmış”, “vasıflı” işgücü ile sadece kol emeğine dayalı, görece “vasıfsız” nitelikli işgücü arasındaki farklar artacak, giderek uçurumlara dönüşecek. OECD yazarlarına göre 2014-2060 dönemi küresel anlamda eşitsizliğin derinleştiği ve eşitsizliğin yol açtığı sosyal sorunların şiddetleneceği bir dönem olacak. Tahminlere göre OECD ekonomilerinde gelir eşitsizliği yüzde 30 oranında kötüleşecek ve günümüzde ABD’de gözlenen (Ortaçağ Avrupası’nı andırır) eşitsizlik oranlarını yakalayacak.
Dünya ticareti gelişmeye devam edecek, ancak bir önceki yüzyılın oranlarının gerisinde kalacak. Bunun ötesinde dünya ticaretinde OECD üyesi olmayan ülkelerin payı yüzde 35’ten yüzde 56’ya yükselecek. Çin ve diğer uzak Asya ekonomileri özellikle elektronik imalat sanayiinde liderliklerini sürdürürken, OECD üretim deseninde imalat sanayinin payı giderek azalacak ve önemini yitirecek.

***

Bu kötümser öngörüleri, iktisat siyasası için bir “meydan okuma” olarak değerlendiren OECD yazarlarının politika önerilerine gelince... OECD, mevcut neoliberal, piyasa her şeyi çözmeye yetkindir dogmasına harfiyen bağımlı öneriler geliştirmekten geri durmamakta. “Eşitsizlik” ve “durgunluk” sorununu çözmenin aracı olarak “işgücü piyasalarında esnekleştirmenin sürdürülmesi” ve “geniş kapsamlı göç hareketlerine izin verilmesi” sonucunda tüm küresel ekonomide ücret ve sosyal haklarda dibe doğru yarışın hızlandırılması önerilirken, kamunun tasarruf ve kemer sıkma tedbirleriyle daha da daraltılması ve geniş çaplı özelleştirmeler ile piyasaların geliştirilmesi neoliberal paketin standart talepleri dile getirilmekte.
İşgücünde esnekleştirilmesinin ve göç olanaklarının özendirilmesinin küresel eşitsizlik sorununa nasıl çözüm üreteceği son derece kuşkuluyken, kamunun daraltılarak ve sosyal devlet edinimlerinin yok edilerek, derinleşen eşitsizlik sorunları sonucunda doğacak sosyal dışlanmışlık ve sosyal şiddetin nasıl engellenebileceği ise bir başka konu. Sera gazlarının salımları sonucunda doğacak iklim değişikliği sorunları ile mücadeleyi sadece piyasanın anarşik ve kısa dönemci kâr-zarar hesaplarına dayandıran bir çevre koruma anlayışının mevcut eğilimleri nasıl tersine çevirebileceği konusu ise tartışma değeri dahi olmayan bir soru olarak duruyor.
Öte yandan Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO’nun) verilerine göre küresel ekonominin rezerv işsizler ordusu, eksik istihdam, enformal ve güvencesiz (vulnerable) istihdam edilenler ile birlikte 2.4 milyar kişiye ulaşıyor. Halbuki ücretliemek istihdamı sadece 1.4 milyar kişiyi ancak buluyor. Sermaye, geçen haftaki yazımızda da vurguladığımız üzere, parçalandıkça ve taşeronlaştıkça bir yandan da işgücünü parçalıyor ve enformalleştiriyor. Bu yapı bir yandan da doğanın ve emeğin acımasız sömürüsüyle birlikte piyasa kâr haddini koruyabilmenin tek unsuru haline dönüşüyor.

***

Bilindiği gibi küresel kapitalizm, 2008’den bu yana ortalama 50-60 senede bir yaşanan sistemik nitelikli krizlerinden birisinden geçiyor. Marxgil iktisat yazınında Kondratieff çevrimleri diye anılan bu tür uzun dönemli dalgalanmaların 2060’taki yansımaları kapitalizmin 21. yüzyıl boyunca evrimi açısından da önem taşımakta. OECD uzmanlarının öngörülerine göre 21. yüzyılın ilk çeyreğinde küresel ekonominin gelişmiş ekonomileri ivmelerini kaybetti, 2060’larda da sonradan gelen, günümüzün gelişmekte olan ekonomilerinin durgunlaştığı bir dönem olacak. Dolayısıyla 21. yüzyıl kapitalizmin belki de son krizi olabilir...

(*) “Policy Challenges for the Next 50 Years OECD Economic Policy Paper, Temmuz, No 9.  

Yazarın Son Yazıları

Amerika’da enflasyon yeniden

Amerika’da enflasyon yeniden

Devamını Oku
19.05.2021
Kârların aşısından halkların aşısına...

Kârların aşısından halkların aşısına...

Devamını Oku
12.05.2021
Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Devamını Oku
05.05.2021
Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Devamını Oku
28.04.2021
Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Devamını Oku
21.04.2021
Mundell ve açık makroekonomi

Mundell ve açık makroekonomi

Devamını Oku
14.04.2021
2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

Devamını Oku
07.04.2021
Üniversiteler küresel tehdit altında

Üniversiteler küresel tehdit altında

Devamını Oku
31.03.2021
Halkların Merkez Bankası tarihi

Paranın ve merkez bankacılığının serüveni, insanlık tarihinde görece yeni bir olgu.

Devamını Oku
24.03.2021
Bitmeyen masal: Yapısal reform

Bitmeyen masal: Yapısal reform

Devamını Oku
17.03.2021
Türkiye’de kadın olmak

Türkiye’de kadın olmak

Devamını Oku
10.03.2021
Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Devamını Oku
03.03.2021
Aşı emperyalizmi

Aşı emperyalizmi

Devamını Oku
24.02.2021
24 Haziran 2018 ve sonrası

24 Haziran 2018 ve sonrası

Devamını Oku
17.02.2021
Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Devamını Oku
10.02.2021
Biden’ın üçlemi

Biden’ın üçlemi

Devamını Oku
03.02.2021
Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Devamını Oku
27.01.2021
Üniversite nedir, ne değildir?

Üniversite nedir, ne değildir?

Devamını Oku
20.01.2021
‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

Devamını Oku
06.01.2021
Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Devamını Oku
30.12.2020
Leo Panitch ve ütopyalarımız

Leo Panitch ve ütopyalarımız

Devamını Oku
23.12.2020
Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Devamını Oku
16.12.2020
Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Devamını Oku
09.12.2020
Krize karşı paketler ve büyüme

Krize karşı paketler ve büyüme

Devamını Oku
02.12.2020
19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

Devamını Oku
25.11.2020
19 Kasım’ı beklerken

19 Kasım’ı beklerken

Devamını Oku
18.11.2020
Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Devamını Oku
11.11.2020
ABD seçimleri

ABD seçimleri

Devamını Oku
04.11.2020
Cumhuriyetin 97. yılında sanayileşme sorunumuz

“Son dönemin en kritik yapısal reformu hayata geçti. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Sanayileşme İcra Komitesi’ni kuruyoruz. Ekonomi tarihimizde böyle bir vizyon ilk defa hayata geçmiş olacak. Bu komitede, sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararlar, ilgili bakanlıklarla birlikte alınacak. (...) Uzun vadeli kamu alımlarını destekleyebileceğiz, böylece sanayide ölçek oluşumunu teşvik edeceğiz. Finansman, gümrük, çevre, altyapı, lojistik ve enerji gibi alanlarda kurumlar arası koordinasyonu hızlandırıp yatırımcının önünü çok net görmesini sağlayacağız. Tedarik zincirlerindeki kritik ürünlerin yerlileşmesini teşvik edip yurtiçi üretim çeşitliliğini zenginleştireceğiz.”

Devamını Oku
28.10.2020
IMF’den dünya ekonomisinin görünümü

IMF’nin yılda iki kez yayımladığı “Dünya Ekonomisi Görünümü” (WEO) raporunun ardından Dünya Bankası ile birlikte düzenlediği yıllık toplantılarının ardından gözler bir kez daha dünya ekonomisinin Covid-19 krizi ve sonrasındaki olası seyrine çevrildi.

Devamını Oku
21.10.2020
Amerikan emekçisinin sağlığı ve yoğunlaşan sömürüsü

Amerika Başkanı Trump’ın Covid-19 virüsüne yakalanması ve neredeyse mucizevi bir biçimde kısa sürede sağlığına kavuşarak görevine geri dönmesi, geçen haftanın önemli başlıklarından birisiydi.

Devamını Oku
14.10.2020
Kalkınmayı planlamak

Ülkemizin yoğun ve yıpratıcı gündemi arasında, geçen hafta sessiz sedasız bir yıldönümü kutlandı: Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bundan 60 yıl önce 30 Eylül 1960’ta 91 sayılı kanun ile kurulmuştu. Böylece Türkiye, kalkınmasını artık “iktisadi ve toplumsal hayatın bütününü göz önünde bulunduran ve en son tekniklere dayanan yeni ve ileri bir planlama anlayışı içinde gerçekleştirilecekti”.

Devamını Oku
07.10.2020
Eskimiş bir ‘Yeni Ekonomi Programı’

2020-2023 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi Programı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından dün açıklandı.

Devamını Oku
30.09.2020
Türk Tabipleri Birliği nedir? Ne yapar?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’na dayanarak 23 Ocak 1953’te kuruldu. Altmış beş ile yayılmış tabipler odalarına kayıtlı yüz bini aşkın hekimi bünyesinde barındırmakta. Üyelerinin yarısı kamuda çalışan, üyeliği zorunlu olmayan hekimlerden oluşuyor.

Devamını Oku
23.09.2020
K-tipi büyüme: Gelirin eşitsizliği

Ulusal ekonominin seyrindeki inişli çıkışlı dalgalanmaların alfabenin harflerine benzetilerek açıklanmaya çalışılması ekonomi gündemimizin renkli ve popüler uğraşları arasında. Özellikle ilgi çeken harf, V ! Bununla daralan bir ekonominin, aynı hız ve kararlılıkla çıkışa geçeceği vurgulanıyor. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, “tüm öncü göstergeler Türkiye açısından en kötünün geride kaldığını gösteriyor. 2. yarıda ‘V’ şeklinde toparlanma bekliyoruz” sözleriyle bu beklentiyi dile getirmekteydi.

Devamını Oku
16.09.2020
Türk Tabipleri Birliği Uyarıyor

Bu satırların yazıldığı sırada dünyada toplam olgu sayısı 27 milyon 436 bin kişiyi aşmış; virüs nedeniyle yaşamını kaybedenlerin sayısı 896 bin kişiye ulaşmış idi. 7 Eylül itibarıyla, Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan resmi verilere göre, ülkemizdeki aktif olgu sayısı 281 bin 509 kişi; yaşamını kaybedenlerin sayısı ise 6 bin 730 idi.

Devamını Oku
09.09.2020
Milli gelirin normal halleri

Türkiye’nin milli geliri 2020’nin ikinci çeyreğinde bir yıl öncesine oranla yüzde 9.9 azaldı.

Devamını Oku
02.09.2020
Türkiye’nin enerji sorunu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, geçen hafta “Türkiye, tarihinin en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdi” sözleriyle kamuoyunda bir süredir beklenmekte olan müjdeyi açıkladı. Erdoğan, 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu belirterek “Hedefimiz 2023’te Karadeniz gazını milletimizin kullanımına sunmaktır” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da söz konusu müjdeyi “Artık cari fazlayı ve döviz fazlasını konuşacağımız yeni bir dönem başladı” sözleriyle karşıladı.

Devamını Oku
26.08.2020
Döviz kurunda rekabetçi olmak

Türk Lirası’nın uluslararası paralar karşısında hızla değer yitirdiği günlerin ardından konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dövizdeki pahalılığın vatandaşlar açısından önemli olmadığının altını çizerek “Önemli olan kurun seviyesi değil rekabetçi olup olmamasıdır” dedi ve “Turizmin gelmesi için ihracatçı için benim para birimim daha cazip, daha rekabetçi olsun” görüşünü savundu.

Devamını Oku
19.08.2020
Türk Lirası’nı ve TC Merkez Bankası’nı anlamak

Başlığımızdan yola çıkalım: “Türk Lirası’nın seyrini ve TC Merkez Bankası’nın ne yapmak istediğini anlamak” hiç de zor değil aslında… Bu sorulara yanıt verebilmek için çok derin iktisat bilgisine de ihtiyaç gerekmiyor. Biraz sağduyu, en temel birkaç veriyi izlemek ve önyargılı, bağnaz inançlardan uzak, akılcı düşünmek yeterli. Ama bu saydıklarımız içinde de en zor olanı sonuncusu: Bağnazlık ve kör inançlara değil, bilimsel şüpheye ve aklın üstünlüğüne dayanmak.

Devamını Oku
12.08.2020