Türkiye’de Pakistanlaşma!

16 Şubat 2020 Pazar

Erdoğan’ın Pakistan parlamentosunda yaptığı konuşma, yeri geldikçe yaptığımız şu saptamayı ne yazık ki pekiştirdi:

Bir gün Suriye sorunu bitecek ama Türkiye’nin Suriyeliler sorunu bitmeyecek.

Erdoğan pek çok konuya değindiği konuşmasında Suriye’ye ilişkin şöyle dedi:

“İdlib’de attığımız adımların nedeni 4 milyon mazlumun rejimin varil bombaları altında can vermesinin önüne geçmektir.”

Erdoğan, Türkiye’deki Suriyeliler için bugüne kadar 40 milyar dolar harcandığını da vurguladı.

Önce Erdoğan’ın konuşma yaptığı ülkenin mülteciler açısından bugünkü durumunu kısaca paylaşalım.

Pakistan, komşusu Afganistan’ın kaderini acı yaşamış, hâlâ da yaşamakta olan bir ülke.

1979’da Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesinden sonra ABD, bu ülkede cihatçı Taliban’ı büyüttü. Eğitim yeri olarak Pakistan’ı kullandı. Darbeyle gelen Ziya ül Hak, ABD’ye dayanarak ayakta kalırken, Atatürk’ten de esinlenerek ülkeyi bağımsızlığa kavuşturan Cinnah’ın kemikleri sızlıyordu.

Zamanla Afganistan’dan Pakistan’a geçen radikal İslamcı sayısı milyonları aştı. Sınır belirsiz hale geldi.

Afganistan, Sovyet işgalinden 22 yıl sonra, 11 Eylül saldırılarının ardından 7 Ekim 2001’de ABD’nin işgaline uğradı. Bu ülkeden bir göç dalgası daha yaşandı. 

Bugün Pakistan’ın eğitimden iç barışına bütün düzeninin erozyona uğramasında birinci etken Afgan göçüdür.

***

Eğer Suriye sorunu olmasaydı, Türkiye’de göç deyince akla ilk Afganistan gelecekti. Halen Türkiye’de 5 milyonu aşkın Suriyeli, 400 bine yakın da Afgan var. Onlar, Suriyeliler gibi sınırı aşıp Türkiye tarafına geçmiyorlar. 300 kilometre yürüyüp, İran’ı aşıp Doğu Anadolu’dan giriyorlar.

Şu anda Türkiye’de çobanlık mesleğinin sahibi Afganlar. Fransa’dan dana Afganistan’dan çobanla hayvancılık yapmaya çalışıyoruz.

Suriyeliler konusu ise İdlib’le birlikte yeni bir aşamaya evrilmekte. Erdoğan, 4 milyon kişiyi kurtarmaktan söz ediyor. 

İdlib’den gelen meslektaşlarımız oradaki insanlık dramını anlatıyorlar; açlık, soğuk, terör, rejim baskısı iç içe...

Ne var ki oradaki insanlık dramını Türkiye’nin tek başına çözmesi mümkün değil. Üstelik buradaki 4 milyon insanın arasında yüz bini aşkın terörist var. Bu terör gruplarının tümü Suriyeli de değil. Yemen’den Afganistan’a kadar 40’a yakın ülkeden terörist var.

Soralım:

Türkiye’deki Suriyeliler arasında kimler var?

En büyük grup, can güvenliği nedeniyle gelenler. Ancak başka kesimler de var; Suriye rejiminin adamları, cihatçılar ve Suriye’de Türkiye ile birlikte savaşanların yakınları...

Bu tablo şu soruyu da beraberinde getiriyor:

Türkiye’nin Pakistanlaşma tehlikesi var mı?

***

Türkiye’deki Suriyeliler yaş gruplarına göre ayrıldığında en büyük dilimi yüzde 15’le 0-4 yaş arası oluşturuyor. Zira, Suriyelilerin doğurganlık oranı çok yüksek. Ortalama 5 çocuk. Örneğin bugün Hatay’daki Suriyeli oranı yüzde 28. Mevcut durum ve doğurganlık oranı devam ederse 2031’de Hatay’daki Suriyeli yüzde 51 olacak!

Türkiye’nin öteki kentlerinde de Suriyeli oranının yüzde 20’yi geçtiği mahallelerde okullarda kimi sınıflar sadece o çocuklara ayrıldı. Ama yeterli öğretmen yok, eğitim yok!

Öte yandan çalışma yaşamında dengesizlikler artıyor. Örneğin inşaat sektöründe, Türk ustaların 150 lira aldığı işte, Suriyeli bir usta 50-70 lira günlük ücrete evet diyor. 

Bunlara benzer, ileride daha da büyüyebilecek pek çok sorun toplumun derinliklerinde büyüyor.

Erdoğan, iktidarını sürdürme uğruna Türkiye’yi çürütüyor!


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020