Barış Doster

İdlib’deki saldırı neleri gösterdi?

05 Şubat 2020 Çarşamba

Suriye, Rusya’nın oluruyla, Türk askerlerine saldırdı. Türkiye, hemen karşılık verdi. Saldırının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna ziyaretiyle aynı güne denk gelmesi de, zamanlama açısından manidardı.

Suriye, niçin Türkiye’ye saldırdı? Bundan sonra ne olabilir? Birlikte düşünelim.

1) İdlib, Suriye’de kördüğümün çözüleceği bölge. Suriye rejimi için çok önemli. Bir an önce tam denetim kurmak, bu sayede halkına ve dünyaya zafer kazandığı mesajı vermek istiyor. Rejim, İdlib halkını Türkiye’ye doğru sürüp, hem onlardan kurtulmanın hem Türkiye üzerinde yeni bir sığınmacı baskısı kurmanın hesabını da yapıyor.

2) Suriye meselesinde, sahadaki gelişmeler, doğal ve kaçınılmaz olarak, hemen masaya yansıdığından, Suriye rejimi, İran’dan aldığı desteğin bir miktar azaldığı (özellikle Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinden sonra) ve Lübnan’daki gerilimin daha da tırmandığı bir süreçte, sonuca gitmek istiyor.

3) İdlib’de, irili ufaklı çok sayıda terör örgütü var. Bu örgütler hem bölgesel hem küresel ölçekte bir sürü destekçiye sahip. Tüm önemli istihbarat örgütleri de burada.

4) İdlib’deki radikal örgütlerle ılımlı örgütleri birbirinden ayırmak, radikallerin elindeki silahları almak gibi çok zor bir görev üstlenmiş olan Türkiye’ye, Rusya başta olmak üzere herkes, “Niçin bu işi başaramadın?” diye sitem ediyor. Türkiye de Rusya’ya, “Sen de rejimin İdlib’e yönelik saldırılarına destek veriyorsun” diyor. Türkiye’den bu zor işi kotarmasını isteyenler, samimi ve gerçekçi değiller.

ABD’nin sevinci büyük

5) Topraklarında 5 milyon geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli sığınmacı barındıran, bunlara şimdiye dek 40 milyar dolardan fazla kaynak ayıran Türkiye’nin İdlib’den kaynaklanan yeni bir sığınmacı akınına tahammülü yok. Bu muhtemel sığınmacı dalgası için kimileri 100 bin, kimileri 350 bin, kimileri 1 milyon insandan bahsediyorlar.

6) Türkiye’nin ve Suriye’nin istihbarat örgütlerinin yöneticilerinin, birkaç hafta önce, Moskova’da yaptıkları görüşme sonrası, iki devletin bundan böyle doğrudan, açıktan, üst düzeyde, daha sık görüşeceği yönünde beklenti oluştu. Sonra da kayboldu. Çünkü Türkiye, Astana ve Soçi süreçlerinin bittiğini, Rusya’nın bu süreçlere sadık olmadığını açıkladı. ABD de buna çok sevindi. Türkiye’ye destek açıklaması yaptı.

7) Bu saldırıyla Rusya, açıkça Türkiye’ye, Suriye’de asıl patronun Moskova olduğunu anımsattı. Ukrayna meselesine Ankara’nın taraf olmasını istemediğini gösterdi. Her durumda Suriye’de rejimi desteklediğini bir kez daha kanıtladı.

8) İdlib’deki saldırıya askeri anlamda karşılık veren Türkiye, diplomatik düzlemde ılımlı açıklamalar yaptı. Astana ve Soçi süreçlerine bağlılığını yineledi. Muhataplarından da aynısını beklediğini söyledi. Bu üslup, diplomasi kanallarının açık olduğunun, tarafların gerilimi artırmaktan kaçındığının, iplerin kopmadığının kanıtı.

Türkiye şuna karar verecek: Yeniden ABD’yle yakınlaşıp, bölgesinde yalnızlaşmak mı? Bölge merkezli bir dış politika izleyip, bunu yaparken ekonomisini, toplumsal bünyesini, ulus ve yurttaş kimliğini güçlendirip, istikrar unsuru olmak mı?


Yazarın Son Yazıları

Ayasofya, Lozan ve Sevr 25 Temmuz 2020