Butlanlı Paraguay sendromu

Butlanlı Paraguay sendromu

21.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Babalar Günü’müz kutlu olsun.

“Türkiye valisi” gibi bir evlat yetiştiren babaya da helal olsun.

Lafın ucu kaçar diye “Türkiye kayyumu” demiyoruz.

Elbette ucu kaçıp da Külliye’ye dayanacak hali yok.

Tayyip Bey’den dersimi almıştım. TCK 299’dan önce “hakaret” sonra da “iftira davası” (evet iftira!) için suç duyurusu ile iki kez kulağımın arkasını yoklamıştı.

(Ama Allah var, bağımsız İstanbul vekili iken (2010) halden, latifeden, fıkradan iyi anlar, hemşehrim Binali Yıldırım ile gönderdiği selamı ile “vefa” “sadakat”imi takdir ettiğini bildirmişti. Bağımsız vekilin vefası seçim bölgesine varsa aşiretine olur. Niye idi bu selam. Vekilin vefası anayasa ve yemini gereği zaten. Vefa ve sadakatten okuduğum liseyi ve fakülteyi kastediyor diye düşünmüştüm. Meğer Ecevit’i ve DSP’yi kastediyormuş. CHP’nin İstanbul Belediye başkan adayı iken KK’yi desteklediğim için DSP’den ihraç edildiğimi öğrenmişti belli ki. Bağımsızlığım ondandı. Siyasette hemşehrilik muhabbeti çok şeye kadirdir. Binali Bey ile yakın dostu tenisçi genel müdür odasında Erzincan tulumlu kahvaltı yaptığımız zamanları ve gönderdiği selamları hatırlamış olmalı ki fazla üstüme gelmek istemedi zahir. Hayat bu, siyaset de zaten bu!...)

***

“Korku dağları bekler” denir. Korku artık meydanları bekliyor.

Erzurum valisi terfi etti, içişleri bakanı oldu.

Her kişi-er kişi kendi müktesebatını konuşturur.

Komilikten garsonluğa geçenin uyum sağlaması zaman alır.

Gözünü İller İdaresi Yasası ile açmış, vali bakanlık koltuğuna oturunca bir süre vali gibi davranır. (Yeni opsiyon kayyumluk olabilir.)

Dünkü milli maç için yurdun tüm meydanlarına kurulacak dev ekranlardan maç seyrini yasaklatarak çok hayırlı bir iş yaptı.

Sabahın köründe meydanlara akın edecek milyonlarca yurttaşımızın morali, parasız pulsuz, çulsuz Paraguay’a bile yenilince çöküntüye uğrayacaktı. Bunu önledi.

Kazara Paraguay’ı 6 gol atıp paralasaydık on binler, yüz binler, hatta milyonlar sevinçten bankalara, vilayet konaklarına, külliyeye mülliyeye yürümeye kalksalar her şey olabilirdi. Güzelim Babalar Günü’nü unuturduk.

Ruhen pejmürdelik sergilemeye acıkmış kayyumbaşı KK Bey’in akla ziyan hallerini de unuturduk. O iyi olurdu.

***

Türkiye’de çoğu zaman en güçlü ihtimalin tam tersi olur. Mesele en güçlü ihtimalin ne olduğunu bulmakta.

Ortadoğu’da Trump’ın şalteri indirdiği dönemin arifesi. “Süreç komisyonu” işbaşı yapmış. Bir umut bin umut, PKK’nin sembolik mangası dağda odun ateşinde kazanda keleş kavurma performansı sergiliyor.

Mutlak butlan patlıyor. Bu ismi ile müsemma tam bir körebe oyunu.

Bursa eski milletvekili Av. Ali Arabacı aradı: “Mutlak butlan darbedir. Yasada ‘nisbi butlan’ da var. Hukukta özet formül şudur: Mutlak butlan=Kamu düzenini korur. Nisbi butlan=Tarafı korur. Bu nedenle nisbi butlan ‘iptal edilebilirlik’ hali olarak da açıklanır. Nisbi butlan, bir hukuki işlemin kendiliğinden değil, ancak zarar gören tarafın itirazı ve talebi üzerine geçersiz sayılabilmesidir.”

***

1960 ihtilalinden bu yana iktidarların anayasayı paspas haline getirdiklerinde hep “En güçlü ihtimal nedir?” diye sorulur ve yanıt da çoğunlukla “ihtilal”de toplanırdı.

Bunda iki sözcüğün Arapça aynı kökten gelmesinin payı büyük.

İhtimal “haml” kökünden geliyor. “Yük”, “yüklenme”, “hamile” gibi anlamları var. “Hammal, hamile, tahammül, mahmul” de aynı aileden.

İhtilal ise “halel” kökünden. (Helal kökünden değil.) Bozulma, karışıklık, düzensizlik, karışıklık demek. “İhtilal” sözde amacı ile “butlan”ın hedefi güya “bozulmayı, karışıklığı, düzensizliği ortadan kaldırmak”.

İhtilalde bu ihtimal hiç gerçekleşmiyor. Düzensizlik, karışıklık daha da artıyor,

Anayasaya aykırı mutlak butlanda ise sonu beklemeye gerek yok.

Düzensizlik, kargaşa, haksızlık hukuksuzluk anında patlak veriyor.

Zil çalıp oynayanlar ortaya dökülüyor.