İmamet, siyaset, sirkat

12 Haziran 2022 Pazar

Köyün birine hırsız dadanmış. Ayakkabılara meraklıymış. Cemaat, camiye  girip namaza durunca, beğendiği ayakkabıları torbasına doldurup kayboluyormuş.

Sonunda köyden birkaç kişi pusuya yatmış. Hırsızı, torbası elinde kıskıvrak yakalamışlar. Hırsız köyden birisi çıkmış.

Elbette köyde adliye yok, hâkim yok. Mevsim kış kıyamet. İlçe merkezi ise çok uzak.

Köylüler, “hırsızın köyü” diye adlarının çıkmasını istemiyorlarmış.

Sonunda yargılamayı köyde yapıp cezayı köyde vermeye karar vermişler.

Hırsızı, cami bahçesindeki dut ağacına bağlamışlar. Hırsız dut yemiş bülbül. Sesi çıkmıyor. Verilecek cezayı tartışmaya başlamışlar.

- Çaldığı pabuç sayısınca sopa atalım.

- Olmaz. O kadar çok çaldı ki. Ölür mölür de sonunda olan bize olur. 

- Pek iyi, başka bir ceza verelim..

- Dikenli bir tarlada yalınayak yürütelim.

- Olmaz. Bu pis günahkârın bastığı tarlaya ekilecek buğday baştan murdar olur. Ekmeği de yenmez!

Köylüler, verilecek cezada anlaşamamışlar. Sonunda birisi, “Benim kestirme bir teklifim var!” diye atılmış.

- Nedir?

- Camiye imam yapalım.

- Delirdin mi sen?!

- Aksine.. Bir kere bu adam, yedi göbek köyümüzün adamı. Çoluk çocuğu var. Atsak atamayız.

- Atabiliriz!

- Hadi attık diyelim. Gideceği yerde de bu işi muhakkak yine yapacak.

- Yapsın..

- Ama yakalanırsa, falanca köylü diye bu sefer, köyümüzün de adını batıracak.

- Eee..

- En iyisi imam yapıp en önümüze geçirmek. Böylece gözümüzün önünde olur. O zaman bir şey yapamaz.

*

Köylünün aklı bu işe yatmış.

Adamı, ceza olsun diye de asıl imamın aldığı maaşın beşte birine camiye imam yapmışlar.

Aradan yıllar geçmiş. Gurbete çıkmış birisi bir gün köye dönmüş.

 Hoşbeşten sonra sormuş:

- Yahu ne oldu bizim imama?

- O Allah’ın cezası herifi hiç sorma!

- Ne o, yine mi hırsızlığa başladı...

- Yok canım, herif sadakatle imamlığa devam ediyor.

- Öyleyse niye kızıyorsunuz?

- Herif o üç kuruşluk maaşla bir adam tuttu. Ayakkabıları ona çaldırıyor. Kendisi de “Hırsızlık çok günahtır!..” diye vaaz etmeye devam ediyor.

*

Sovyetler Birliği’nin mumu sönüp de kapitalizm artık iyice tek kale oynamaya başladıktan sonra dünya yuvarlağı için bir deyim piyasaya sürüldü.

 - Global Köy!

 Bu deyim artık blucin gibi, keten spor pabuç gibi kolalı içecek, hamburgerli ayaküstü tıkınma ve yeme içme düzeni gibi vazgeçilemez moda bir kavram oldu.

Bu kavram, uluslararası serbest piyasa düzeni, hızlı iletişim ve ulaşım sistemi sayesinde yeryüzünün küçülüp küresel bir köy haline gelmesini ifade ediyor.

Peki yeryüzü küçülünce hırsızlıklar da küçülmek yerine tam tersi oldu.

Onlar küçülmek yerine büyüyerek var olmaya devam ediyorlar...

Çünkü Yeni Dünya Düzeni, bütün ülkeler için benzer bir ekonomik ve dolayısıyla toplumsal bir sistem öngörüyor.

Köy küçülüyor. Ama, iş hacmi çok yoğunlaştığı için adam tutma ve adamlar vasıtasıyla iş görme mekanizması büyüyor. Hatta devleşiyor.

Bazı ülkeler, ayakkabı hırsızını imam yapan köylüler gibi, çareyi ülke yönetimini, büyük şirketlerin yöneticilerine veya ülkeyi şirket gibi yönetecek kişilere vermekte arıyorlar.

Çok geçmeden yanıldıklarını anlıyorlar. Çünkü kendileri doğrudan soymasalar da, adamları vasıtasıyla soygunu sürdürüyorlar.

Yolsuzluktan, rüşvetten, “el aman!” diyen İtalyanlar Berlusconi adlı işadamlarını başbakan yaptılar.

Bu kez de ülkedeki soygun düzeninin, onun adamları eliyle sürdüğünü gördüler.

Onu da değiştirdiler. Arkasından gelenden de memnun olmadılar.

Şimdi daha iyisini bulma peşindeler...

***

İnsanlık tarihi siyasetin de imametin de kötü ellere düşebileceğinin bir anlamda sirkatin, çalıp çırpmanın tarihidir.

Çok şükür bizim tarihimiz bu döngünün dışındadır.

Zaten Sünnilik de imameti imanın şartlarından biri saymıyor. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aydın da geçti.. 7 Ağustos 2022
Eski bir baba.. 17 Temmuz 2022