Kılıfsız minare

04 Temmuz 2021 Pazar

Yaratılış hikâyesi çok. 

Tanrı, evreni yaratırken karar vermiş.

Dünyanın her köşesinde az veya çok adalet, özgürlük ve demokrasi olacak demiş.

Sonra muzipliği tutmuş. Dünyayı yuvarlak yaratmış.

Köşeler de ya yamyassı ya da dümdüz; adalet, özgürlük ve demokrasi de yamulmuş elbette.

Bu duruma belli ki rahmetli Özdemir Asaf bozulmuş.

Oturup “yuvarlağın köşeleri” diye bir aşk şiiri yazmış.

(Köşeler yuvarlanınca, aşk da şekilden şekle giriyor; para aşkı, siyaset aşkı, şöhret aşkı, itibar aşkı, tıpkı müsilaj gibi.)

Demek istediği özetle:

Siyasete vicdanınla atılırsan yanarsın. 

Duygusal olursan gülünç olursun.

Bitaraf olursan ezilirsin.

Öyleyse sersem sersem bakınıp durma.

Kendine bir köşe seç ki yuvarlanıp gidesin.

Köşeler ittifak oldu. Biri “Cumhur”, öteki “Millet” oldu.

Sedat Peker’e ilk tüyoyu Damat Berat verdi.

“At izi it izine karıştı” dedi, kayıplara karıştı.

Peker de haftalardır devlette, Meclis’te, AKP’de, yargıda, bürokraside hatta Saray’da bile at izinin, it izine karıştığını anlatıp duruyor. 

Belki de Damat’a vekâleten!

*

“Devletin kasasından tek kuruş çıkmayacak!” diye diye tamtakır bırakılan Merkez Bankası.

“Deli Dumrul” köprüleri, tünelleri, otoyolları!

Ya “dolar endeksli, hasta garantili” şehir hastaneleri?

Peki ya bu garantilerin güvencesi?

Reyiz ay ve uzay projeleri, zamlarıyla, Bahçeli de sadece ses tonuyla milleti daha da hasta edeceğinden öylesine emin ki..

*

AKP’li Bursa Belediyesi de yılda 14 milyon 400 bin trafik cezası garantili Elektronik Denetim Sistemi kuruyormuş. 

“Ceza garantisi” en kolayı. 

Üç şeritli yollara “Azami Hız 50 km.” levhası dikmek yetecek.

*

Ardından..

“Bas bas paraları Leyla’ya..

Bi daha mı geleceez dünyaya..”

Leyla, müteahhit değil. 

Kumarın yasal olduğu dönemde İzmirlilerin kollu makinelere verdiği isim.

Ha kollu makine ha 5’li çete. 

Şarkılar, zamanın ve halkın ruhunu damardan yansıtır.

İki binli yılların başında Leyla dillerden düşmüyordu.

Bastık bastık paraları Leyla’ya. Gitti oralara buralara. 

Aslında oy paradan daha değerli.

Harcayınca geri kazanılmıyor.

Reyiz hâşâ, yalan söyleyecek değil ya!

Devletin kasasından çıkmıyor ya!

“Bas bas paraları Leyla’ya 

hayatını yaşa, şükret mevlaya

hiç götüren var mı öbür dünyaya

haydi kollar havaya, hayatını yaşa şükret mevlaya

hiç götüren var mı öbür dünyaya

bas bas paraları Leyla’ya

bi daha mı gelicez dünyaya?!”

*

Türkçemiz “çalma” zengini. Belki de bilinçaltımız çok yüklü.

Sepet havası çalmak, aynı telden çalmak, maya çalmak, mezarlıkta ıslık çalmak, çalmadan oynamak, etekleri zil çalmak..

Ama en harikası “çalıyor ama çalışıyor!”

Çünkü çalışıyor görünmesi çalmak için. 

Bu konuda en fantazmagorik lafımız, “minareyi çalan kılıfını hazırlar.”

Özetle bu iktidarın çalışması genellikle minareye kılıf hazırlama etkinliğidir. 

*

Minareye kılıf, günahtan kurtulmak için de hazırlanır.

Tanrı’yı hâşâ, aldatmak için değilse de Tanrı’ya inananların gözünü boyamak içindir.

Bunun en şahane örneğini Refahyol’un başbakanlığı döneminde Erbakan Hoca sergilemiştir. Parti tabanının piyangonun kumar olduğuna inandığını biliyor. Ama bu gelirden de vazgeçmek istemiyor. Tıpkı bugünkü AKP gibi.

1996 yılına dek her Milli Piyango biletinin arkasında, ikramiyeyi ödeme güvencesi olarak Maliye Bakanı’nın ismi ve imzası bulunurdu.

Erbakan “harama helal karıştırmamak” için imza yetkisini kendisine bağlı Maliye Bakanı yerine DYP’li bir devlet bakana devretti.

Böylece “harama bulaşmaktan ve günahtan” kurtuldu.

Reyiz aynı yöntemi daha da ileri götürdü: 

Milli Piyango’ya tam 12 tane ayrı “şans oyunu” (yani kumar) daha ekleyerek İtalyanlara ve Demirören ailesine devretti. 

Harama el sürmekten kurtuldu!

Şimdi Demirörenlere bir talimat verse de piyango bileti aldırsa...

Ve “online” şans oyunlarından oynatsa da Ziraat Bankası’na olan 750 milyon borçlarını ödetse.

Kumar affediliyor ama kul hakkına af yok!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Delinmiş tapunun davası 12 Eylül 2021
TALİBAN.. No problem! 22 Ağustos 2021