Kul ile kur arasına girilmez...

26 Aralık 2021 Pazar

Onların doları varsa bizim de Allahımız var!” (18.08.2018)

Trump’ın tehditlerine böyle meydan okudu.

Her milletin hâşâ yerli ve milli Allah’ı yok. İnanan için adı değişse de Allah bir. 

Amerikalılar da bunu “Güveniyoruz” diye doların üstüne yazmış.

Belli ki yakın zamana kadar “Allah’a güveniyoruz!” sözünden ve yeşil renginden etkilenip servetinin bir kısmını dolara bağladığını açıklamıştı. (CB Mal Bildirimi: AlBaraka Türk Merkez Şb. 200 bin ABD Doları - Resmi Gazete 28.08.2014)

*

Dış güçler bu kez de saldırıya geçince vites küçülttü:

Onların doları varsa bizim de nassımız var, nas, nas.. Sana bana ne oluyor...”

Zamanımızda sürüyle yerli ve milli nass var.. 

En cerbezeli, en takva olanı da İsmailağa cemaati. Bu cemaatin en cüppelisi, en ünlüsü de Ahmet Mahmut Ünlü olmalı ki Barış Terkoğlu arkadaşımıza raconu kesti:

Kur garantili vadeli TL hesabı faizdir. Allah’a harp ilan etmektir!

Tövbe tövbe!

Bunu sen ben söylesek 18.40 TL’den dolar almış vatandaştan beter yanmıştık.

Allah’a harp ilanı” fetvasını ilk kez duyuyoruz. 

Belli ki Reyiz’in bir süre önce ilan ettiği “ekonomik kurtuluş savaşı”na ve “Başkomutanlığı”na vurgu yapıyor. 

Cemaatle, tarikatla şaka olmaz. Fethullah yetmiş olmalı.

*

Allah ile “kul” arasına girilmez; hele Allah ile “kur” arasına hiç girilmez.

Ama Reyiz girdi bile. 

Hiç kuşkusuz iyi niyetle girdi. 

Kulun ve kurun menfaati için girdi. 

Zaten kulun ve kurun menfaatı varsa “şahsım devleti”nin de mutlaka vardır.

Vin - vin - vin yani. 

*

Cihanda bir benzeri olmayan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini icat etti. Ama danışmanları ar, haya ederek çok şükür bu kavramı anayasaya yazdırmadı.

Ama kur garantili mevduat sistemi bu sistemi tamamlıyor.

Sadece rejimin karakteriyle değil, milletimizin meşrebi ile de uyumlu. 

Bizim gazetede okuduk:

Bursa Gemlik’te 19 Aralık Pazar gecesi bir işyerine bir hırsız girdi.

İçeride kamera çalışıyordu. Kasayı açtı. Baktı ay yıldızlı bayrağımız var. Aldı öptü, katlayıp kenara koydu. İş başka, bayrağa saygı başka. Kasayı boşaltıp çıktı. Gecenin karanlığında kayboldu.

Polis şimdi, bayrağımıza ve muhtemelen ezana, Kuran’a da saygılı yurtsever hırsızı arıyor. 

*

Ertesi gün, 20 Aralık Pazartesi gecesi milletçe benzeri bir olaya tanık olduk. Ekranlarına milletçe gözlerimizi dikmiş, faiz sebep, enflasyon sonuç inadı (veya senaryosu) sayesinde doların 18.40 TL seviyesine çıktığını şaşkınlık ve keder içinde izliyorduk...

Yazın yaşadığımız orman yangınları gibi, TL’nin de küle dönmekte olduğu endişesindeydik. 

Birdenbire Reyiz belirdi ve kur garantili mevduat müjdesi ile yüreklere su serpmeye başladı. 

Sonra da bir kamu bankası ile bir özel banka genel müdürü, bozdurulan doların milyarlara ulaştığını ilan ediyordu. Hem de benzetmek gibi olmasın, kasadan çıkan al bayrağı öpüp işine devam eden yurtsever ve vazifeşinas vatandaşın ciddiyetiyle.

*

Muhalefete bir şey beğendirmek kolay değil.

TL de dolara endekslendi. Bu ayıptır, ihanettir” diye yakınmalar başladı.

Oysa ihanet falan değil bu da bir “proje”... Turgut Özal’ın orijinal bakanlarından ve AKP’nin Çankaya belediye başkan adaylarından Bülent Akarcalı, geçenlerde espri olsun diye bir laf etti:

Krizden ancak Türk Doları ile çıkabiliriz!

Denize düşen espriye de sarılıyor demek ki... “Türk Doları” belli ki Reyiz’in kafasında şimşekler çaktırdı. 

*

O anda bendenizin de Arjantin, Brezilya, Paraguay’daki 1990’ların başındaki gazetecilik anılarım depreşti. Arjantin’de “El Turco” diye tanınan Carlos Menem iktidarda idi. Savurgan, hesapsız, plansız harcamaları yüzünden Arjantin Pesosu yerlerde sürünüyordu. Tek geçer akçe dolardı. Yüksek faiz halkı kesmiyordu. 

Dörtnala enflasyon şaha kalkmıştı. Saatlik enflasyon vardı artık. Marketten sepeti doldurup kasaya giderken görevliler gelip aldığınız ürüne yeni fiyat basıyordu.

Cumhurbaşkanı El Turco ile görüşme niyetim Bounes Aires Büyükelçimiz Sencar Özsoy’un yardımı ile gerçekleşti. 

Randevu bir golf sahasında idi. Saatinden önce gittim. Gözüm girişte idi. Birden tepemde bir helikopter gürültüsüyle irkildim.

Kenara doğru seğirtirken, resimlerinden bildiğimiz El Turco, pilot koltuğundan “Sinyor Tan kaçma” diye arkamdan bağırıyordu. 

Belli ki amacı havalı bir etki yaratmaktı. Asker arkadaşıymışız gibi boynuma sarıldı.Demirel nasıl? Selam söyle lütfen diye başlayan sohbet uzun sürdü. Ülkesini şaha kaldıracağını, hedeflerini uzun uzun sayıp döktü. Ekonomik sıkıntıların üstesinden geleceklerini anlattı.

Gelemedi elbette. Devlete ait tüm kamu kuruluşlarını, özelleştirme adı altında sattı. 

1999 yılında iktidarı kaybetti. Küresel şirketlerden rüşvet iddiaları ile boğuştu. Hapis yattı. Bu yılın şubat ayında da 91 yaşında öldü gitti.

Bizim Kemal Derviş muadili bir ekonomisti Domingo Cavallio’yu bakan yaptı.

1 dolar eşittir 1 peso” diye bir tür yasa çıkardı.

Bu bizim “kur garantili vadeli TL mevduatı”nı çok aşan bir karar idi. 

Sözde halk “İlla dolar!” diye tutturmayacaktı. Ama hesap tutmadı.

Arjantin, hesapsız kitapsız siyasetinin yıkıntısından kurtulmak için otuz yıldır çırpınıyor.

Çok şükür Arjantin’e çok uzağız, Reyiz de El Turco’ya din değiştirdiği için hiç iyi gözle bakmaz. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kurtuluş formülü.. 9 Ocak 2022
Katar dolarla mı tartar? 19 Aralık 2021