Nasıl geçti habersiz...

Nasıl geçti habersiz...

25.08.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Külliye'de hiç ağırlanmadı.

RTE'yi EYT'yi tanıyıp bilemedi.

O güzelim şarkısını bir kez daha söyleyemeden 64 yaşındaydı.

Ardında baki kalacak hoş sadalar bırakarak uçtu gitti. (24 Eylül 1996) Tüm servetini TSK Mehmetçik Vakfı ile Türk Eğitim Vakfı'na bağışlayarak tüm ülkeye yurtseverlik dersi verdi.

Hepimize biyografi olacak güzelim şarkısının sözlerini

96. yaşını geçenlerde kutlayan Mülkiyeli Abisi Nihat Aşar yıllar önce çoktan teslim etmişti.

Malum yılları kastetmesek bile de “Hepimiz biraz Zeki Müren'iz" demek alınganlığa yol açmaz.

Bülent Ersoy'un baş konuk olarak ağırlandığı Külliye katında sorun olmayacağından eminiz.

***

Filmin sonunu göremiyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Hükmetme Sistemi'nin ne zaman biteceğini bile bilemiyoruz.

Bandı en başa 3 Kasım 2002'ye saralım...

Bildiğimiz tek şey sadece geçip giden yıllarımız:

Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım

Bazan gözyaşı oldu, bazan içli bir şarkı

Her anını eksiksiz, dün gibi hatırlarım

Dudaklarımda tuzu, içimde durur acısı

***

Şarkı da sözleri de upuzun.

Geçip giden delip geçen yirmi iki koca yıl gibi!

22 yıl, yüzlerce yazı demek.

En hakçası yılları birer ikişer atlayıp ve her yıla üç beş satırlık özet alıntı. Buyurunuz...

ÇİZGİ (12.03.2010)

Recep Bey’in dünkü öfkesine bakar mısınız? Don Kişotluğun böylesini modern tarih yazmamıştır.

Ulaşım zammını iptal eden Danıştay’ı yel değirmeni yapmış, saldırıyor: “Gelin Ankara Belediyesi’ni siz idare edin!” Belli ki gözü, aklı belediye başkanlığında kalmış. Türkiye Belediye Başkanı gibi davranması, konuşması bundan.

Geçen hafta da “Madem Yargıtay üyelerini Yargıtay yargılıyor, TBMM üyelerini de TBMM yargılasın!” demişti.

Böyle bir kafaya ne söz yetişir ne de çizgi...

BAŞLIKSIZ (04.03.2018)

"Alnı secde görmüşler” ile kendisinin ve devletin “alın yazısını” birleştirdi. “Gökten ne yağmış da yer kabul etmemiş?!” diyerek birçok yerli, milli ve dini kavramı gündeme soktu. Sonra bin pişman olsa da en tehlikeli şer ittifakını derinleştirip yüceltti. Sonunda yanıldı ama yamulmadı.

Fıtratındaki her şarta uyum yeteneği tartışılmaz.

“PKK ile diyalog” ve “Barış süreci” uğruna TC ve Türk kavramları ile arasına mesafe koydu. “Eşim Arap, ben de Gürcüyüm!” gibi “konseptler”e bile sarıldı.

“Diktatör”e kızıyor. Çok haklı. Bir defa yerli ve milli bir laf değil. İlla Frenkçe olacaksa kafiyeli, hem çok daha anlamlı hem de adap edebe uygun, dilimize yerleşmiş yığınla sözcük var:

Değişimci olduğu için, “Transformatör”; istikrara çok önem verdiği için “Stabilizatör”. Gerginliği artırdığına inanıyorsanız, “Akseleratör”. Mercimek, kömür, makarna dağıtma siyasetine kızıyorsanız, “Distribütör”, muhafazakâr olduğu için “Konservatör”, başkomutanlık ile parti liderliğini, bunun ile de cumhurbaşkanlığını birlikte yürütme maharetine atfen, “Koordinatör”, “Organizatör” veya “Kompozitör” denebilir.

7 Haziran seçimlerinde çoğunluğu kaybettiği halde başta CHP’yi uyutup seçime götürmeyi başardığı için “Narkozitör”, itibardan ve hava atmaktan hiç ödün vermediği için “Aspiratör”, Saray’ına şube açma uğruna Marmaris ormanlarına daldığı için “Buldozer”, ülkenin yarısını karanlığa boğan ampul simgesine izafeten “Projektör”, rakiplerini ötekileştirme mahareti için “Seperatör”, ittifak yaptıklarını siyasete taşıma güvencesi verdiği için “Garantör”...

UÇTU UÇTU (04.04.2021)

Devlet, Reyiz’den soruluyor!

Reyiz de Devlet Bey’den!

Yine de tek hedef belirleyici Devlet Bey!

“Ordular ilk hedefiniz...” diye do majör kıvamında haykırması ve “Anayasa Mahkemesi’nin kapatılması ertelenemez bir hedeftir!” buyurması bundandır.

Ki çok haklıdır. 

Asliye hukuk hâkiminin, kasaba savcısının iplemediği, partili bürokratın takmadığı Anayasa Mahkemesi’ni paspas olmaktan kurtarmak için kapatmak tek çaredir!

Mahkemesi olmayan anayasa olsa ne yazar olmasa ne yazar!?

Helal olsun Devlet Bey’e!

AT... AT... VAAT (05.01.2008)

Tayyip Bey'in vaatleri, yemin billah ölçüsünde verdiği sözler elimizin altında...

Vaatler arasında sadece cennet yok.

Herhalde o da memleketi nasıl olsa cennete çevirecekleri için yok.

Son söz yerine ne yazsa beğenirsiniz?

"5 yılda Türkiye tüm özlemlerine kavuşacaktır!" Renkli fiyakalı bir kitapçık: AK Parti Acil Eylem Planı! Tepesinde azı dişi gibi harflerle: Durmak Yok Yola Devam! Tayyip Bey iş başına gelir gelmez yapacaklannı açıklamış: Elbette listede zam mam yok.

Bolluk bereket ucuzluk sağlık afiyet var! Ama yeni yılla birlikte millete giren zam kazıklarından tek bahis - hiç bahis yok.

Olmadığı gibi...

Bizzat Tayyip Bey‘in ağzından şöyle bir ifade bile var: "Elektrik fiyatlarının ucuzlatılmasına yönelik..." önlemler var! "Enerji fiyatlan üzerindeki yüklerin azaltılacağı..." müjdesi var! İyi mi?

Bu lafları o günlerde duyunca, "Atma Recep... Din kardeşiyiz!" diye yazmıştık.

Ne yazık ki...

Daha 5 ay geçmeden...

Din kardeşliğimiz de kanıtlandı...

Recep Tayyip Bey‘in attığı da...

Yeni yılın ilk günü ablan elektrik, doğalgaz, akaryakıt zamlarının açıklanan miktarların bir katı olduğu da ortaya çıktı.

Yüzde 12 diye açıklanan elektrik kazığı meğerse yüzde 19'muş.

Elektrik Mühendisleri Odası zammın geri alınması için mahkemeye başvurdu.

Millete giren girdiğiyle kalıyor.

ANA-YASA (29.01.2017)

Siyasetimizin mizah fukarası olduğunu, bu eksikliği Reyiz’in avukatlarının bile bizzat hissettiğini “hakaret ve iftira iddiası”nın bunun kanıtı olduğunu falan anlattım.

Hakaret ve iftira iddiasına belli ki sayın savcı da şaşırdı ve renk vermedi. 

Ama takipsizlik kararı verdi.

Belki de o günlerde tek adamlık henüz “pik” yapmadığı için...

***

“Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar!” 

Bu sözü de “Ananı al git anayasası” başlıklı bir başka yazıda şöyle yorumlamıştım:

“Hukukun, demokrasinin, kısacası devletin ve milletin anasını ağlatmanın en kestirme yolu anayasanın anasını ağlatmaktan geçiyor."

***

İSTİFA NOTLARI (02.04.2003)

Halkın ağzının tadını kaçırtmak için hükümetimiz elinden geleni yapıyor. Şekere de zam yapıldı. Hem de yıllık enflasyon hedefinin yarısının üzerinde.

Zam gerekçesini açıklayan bile olmadı. Herhalde diabetikli sayısında artış saptadılar.

Halkın en temel üç gereksinmesi diye bilinen (un, şeker ve tuz) zamları için acaba TÜSİAD neler düşünüyor?

MUHTARİYET (13.01.2019)

Muhtarlar ile ilişkisi eleştiriliyor.

Eleştiriler cesaretten değil cehaletten...

Onlardan biri de bendenizim.

1000 muhtarımız umreye gönderileceğini açıkladı.

O, 1000 muhtarın sevapları kimin hanesine yazılacak. Bunu yazmak haddimiz değil. 

Ama 1000 muhtara yapılan masrafların kimin kesesinden çıkacağını sorabiliriz. 

Reis’in avukatları TCK 299 (Cumhurbaşkanlığı’na hakaret 4 yıla kadar hapis) maddesine aykırı saymaz inşallah. 

Bu arada muhtarla umre bilgisi sunmak da sevaptır diyerek, arz etmiş olalım ki: 

- Umreciler, şeytan taşlayamazlar. (Yani en büyük şeytan FETÖ’ye veya Reis’i mutlu etmek üzere Bay Kemal’e veya partisine atacağınız taşlar, ürküteceğiniz kurbağaya değmez.) 

- Hac ibadeti, namaz, oruç, zekât ve şahadet getirmek ile birlikte İslamın 5 şartından biridir. Umre ise keyfe keder bir sünnetir. 

- Hac ibadeti yılda bir kez arefe günü ve Kurban Bayramı’nda yapılır. Umre ise her zaman. (...)

Diyanet’e göre, vekâleten Hac oluyor ama umre olmuyor. 

1000 muhtarın Kâbe’de kazanacağı sevaplardan Reis’in payına ne yazık ki bir şey düşmeyecek.

Ama muhtarlar günah işlerlerse durum ne olur, o da Diyanet’in konusu...

ALO FETVA (11.11.2011)

İstanbul Müftülüğü “Alo Fetva” hattını günde ortalama 70 bin kişi arıyormuş.

Bayram öncesi bu sayı daha da artmış.

En çok merak edilen hususlardan biri de “İthal Angus” (Arjantin Sığırı).

Vatandaş haklı olarak soruyor:

“Angus kurban etmenin sevabı ile bir Anadolu tosunu kurban etmenin sevabı arasında bir fark var mı?”

Dışa açılım siyaseti yüzünden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın işi de giderek zorlaşıyor.

İthal Anguslardan sonra ithal doktorlarla ithal hemşireler gündeme girdi bile.

Vatandaş bu kez bu konulara takılmış durumda.

“Aptessiz, hele de hak dinini benimsememiş bir ithal doktorun elinde ameliyatta iken Hakk’ın rahmetine kavuşan bir hastanın Allah katında durumu nedir?”

Bu ithal doktor ve hemşire konusu hastaların olmasa bile ülkenin başına çok iş açacağa ve vatandaşın kafasını çok karıştıracağa benziyor.

MAL MÜLK İKTİDAR... (07.05.2028)

Ceviz kurdu, gireceği kadar bir delik açarak cevizin içine girer.

Cevizin içi insan beynine benzer, başlar onu yemeye.

Buraya kadarı normal. Yedikçe şişmanlar.

Karnı büyür.

Yeterince yükünü tutup doyunca gitmek ister ama girdiği delikten çıkamaz.

Daha da kötü olanı; içi yenilen ceviz de kurumuş ve sertleşmiştir, o deliği genişletmek artık imkânsızdır.

Kurtçuk oturup bakar, delikten geçip çıkmak için tek çaresi vardır: Zayıflamayı beklemek.

Aç kaldıkça zayıflar, eski cılız haline döner.

Ve bir gün çıkar.

Ama çıktığında mevsim bitmiş, ortada aç ve cılız bir kurtçuk ile bir içsiz ceviz kalmıştır.

Kimi insanlardaki para ve mal mülk hırsı da ceviz kurduna benzer.

O hırsı yenip, artık yeter dediğinde baharlar ve yazlar bitmiş olur.

Geriye sadece, ömrünün sonbaharı ve belki de çeşitli hastalıklar, ilaçlar ve diyetler ile geçirmek zorunda kalacağı, koskoca bir kara kış kalmış olur... (Laedri-Alıntı)

Yazarın Son Yazıları

Kara kışta karanlık politika

Bugün 21 Aralık.

Devamını Oku
21.12.2025
Düş kurma günü...

Ne 21 yaşına yeni basmış, dünya ölçeğinde piyanist olma yolundaki Tuna Tüney’le ilgili ne de Türk Beşleri ile Mozart’ın Türk Marşı’nı okyanusun ötelerine taşıyan ulusal onurumuz maestro Gürer Aykal’ın coşkuyla seslendirdiği “Ey vatan gözyaşların dinsin...” marşı ile... “8 Aralık çok önemli gün!” diyor.

Devamını Oku
07.12.2025
Meşrubat Trump'tan meşruiyet...

Meşrubat Trump'tan meşruiyet...

Devamını Oku
30.11.2025
Risk-almak vermek

En dehşetengiz proje nedir?

Devamını Oku
23.11.2025
Abalar Feda Muazzez Hanım'a

Abalar fena Muazzez Hanım'a

Devamını Oku
16.11.2025
10 Kasım sırtlanlığı

10 Kasımlarda “Atam sen rahat uyu!” sloganını duyamaz olduk: Biliyoruz ki “Saygı duruşu, sap gibi durmaktır” diyen zihniyet iktidar olduğundan beri Atatürk’e rahat uyu demenin manası yok.

Devamını Oku
09.11.2025
Kasım notları

Kasım notları

Devamını Oku
02.11.2025
Durumlara rağmen doğa yasası şaşmaz

Para politikalarının mucidi ünlü ekonomist Milton Friedman (1912-2006) sanki bizimki için söylemiş: “Bir hükümet, bazen bir sorunu çözmeye kalkınca o sorun daha da büyük bir sorun haline gelir!”

Devamını Oku
26.10.2025
Şeytan-ı Racim-10.10.10

Ankara Tren Garı, Cumhuriyetin belleğinde bir istasyondan fazlasıdır.

Devamını Oku
12.10.2025
Trump ile trampa

Meşruiyet değildir AKP’nin en müşkül işi, müşkül odur ki meşruiyet ararken kördüğüm eder memlekette her işi.

Devamını Oku
28.09.2025
Amerikan açık pokeri

ABD’nin değil, dünyanın da tek adamı (!) Trump, sonunda bizim tek adamımız Erdoğan’ı bu perşembe günü Beyaz Saray’ında kabul edecek. Yaşasın.

Devamını Oku
21.09.2025
Kemal Bey... Tarihi ve talihi

Yarın 15 Eylül, tarihi bir gün.

Devamını Oku
14.09.2025
Baba-oğul ilişkisi

“Hırsızlık oğuldan babaya değil, babadan oğula geçer. R.T. Erdoğan 1994”.

Devamını Oku
07.09.2025
Babadan numarasız selefe...

Tayyip Bey’in bekası için mesai harcayan etkili-yetkili külliye başdanışmanlarının 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in konuşmalarını da inceledikleri biliniyor.

Devamını Oku
31.08.2025
Erdal İnönü ve Kürt ittifakı...

TBMM tatilde, malum komisyon salı günü yine de toplanıyor.

Devamını Oku
17.08.2025
Kutlu olmayasıca Sevr!

Bugün 10 Ağustos 2025.

Devamını Oku
10.08.2025
Komisyonun yazgısı!

Şu satırlara bakar mısınız?..

Devamını Oku
03.08.2025
Yapay zeka Bodrum'da

Bodrum'da yabancı turistler ayrılırken okudukları kitapları otel lobilerindeki kitaplıklara “armağan” ediyorlar.

Devamını Oku
27.07.2025
Altan abisiz gazetecilik...

“Gazeteci olunmaz. Gazeteci doğulur” gerçeğine inanan kuşaktandı...

Devamını Oku
20.07.2025
Paşa gönül ittifakı...

Günlerdir tonlarca laf, demeç, açıklama, nutuk...

Devamını Oku
13.07.2025
Sessiz sabotaj...

İktidar belli ki geceleri meydanlardan caddelere taşan on binlerin, yüz binlerin anaforuna kapıldı.

Devamını Oku
06.07.2025
Keşke mutlak butlanlansa...

Tayyip Bey'e siyasette ikbal yolunu açanlar onu milletvekili bile değilken Beyaz Saray’da ağırlayanlardı.

Devamını Oku
29.06.2025
Bir yıldız kaydı...

Bugün Çetin Altan’ın 98. doğum günü. Kemal Gür’ün ölümünün de 4. günü. H Çetin Altan’ın sadık okurlarındandı.

Devamını Oku
22.06.2025
TERÖR ÇÖPLÜĞÜ ORTADOĞU...

Komisyonumuz 'yağmasa da gürlemeye' kararlı!

Devamını Oku
15.06.2025
Hepimiz bir tür kurbanız bayramı...

Kutlu olsun! Bayram gönüllere de gele, daha da gitmeye.

Devamını Oku
08.06.2025
MHP’nin ‘görünmez el’i

Tüm siyasal partiler kurulurken fabrika ayarına sahiptir. Zamanla ve/veya parti yönetimleri el değiştirdikçe bu ayar değişir, bozulur, tanınmaz hale gelebilir.

Devamını Oku
01.06.2025
Başbuğdan Bahçeli’ye vasiyet mi?

Bu bir “belge” yazı.

Devamını Oku
25.05.2025
Gitanjali ve Ecevit

Bugün 18 Mayıs 2025.

Devamını Oku
18.05.2025
Notre Dame’ın değil, TC’nin iki kamburu

Notre Dame’ın değil, TC’nin iki kamburu

Devamını Oku
11.05.2025
Nermin... Bir Cumhuriyet şarkısı

Nermin... Bir Cumhuriyet şarkısı

Devamını Oku
27.04.2025
Baharlar tekin değil!

Baharlar tekin değil!

Devamını Oku
13.04.2025
Ucuz üyelik yahnisi

Ucuz üyelik yahnisi

Devamını Oku
06.04.2025
Meydan bayramı

Meydan bayramı

Devamını Oku
30.03.2025
Beyaz Türk olarak bir Kürt portresi

Beyaz Türk olarak bir Kürt portresi

Devamını Oku
23.03.2025
‘Kurucu önder’in kaleminden

‘Kurucu önder’in kaleminden

Devamını Oku
16.03.2025
Biri ötekine ihanet ederse...

Biri ötekine ihanet ederse...

Devamını Oku
09.03.2025
Tek tabanca Kürt’ü arzımdır

Tek tabanca Kürt’ü arzımdır

Devamını Oku
02.03.2025
Muamma ve Doruk ile Nehir

Muamma ve Doruk ile Nehir

Devamını Oku
09.02.2025
Tekerrür ve tashih

Tekerrür ve tashih

Devamını Oku
02.02.2025
Monşersiz diplomasi

Monşersiz diplomasi

Devamını Oku
19.01.2025