Peruk, lavuk, kavuk

08 Kasım 2020 Pazar

Bir peruk devrildi” de diyebiliriz, “Bir lavuk devrildi” de! (Lavuk: Hareketleri ve sözlerinde meymenet olmayan kimse demek- TDK)

*

Bir Kavuk Devrildi” ise Musahipzade Celal’in 1929 tarihli bir tiyatro oyunu.

Allah benzetmesin, konu Osmanlı’nın son dönemindeki yozlaşmalar üzerine. Ekonomideki çöküş ile eğitimsiz, ehliyetsiz, yetersiz kişilerin eline geçmiş olan devlet yönetiminde yaşananlar anlatılıyor. 

Halkın saflığından yararlanan cambaz bir müftü marifetiyle din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılması ve arapsaçına dönen devlet düzeninin maskaralıkları sergileniyor. 

Çok şükür cemaat veya mürit garantili cami, tekke veya türbe inşaası gibi konulara değinilmiyor.

Yine de bu 4 perdelik komedinin, virüs bitse bile bu iktidar gitmeden sahnelenmesi zor. 

*

Gelelim sadede...

Lavuk hem cambaz hem düzenbazdır.

Bütün derdi, toplumsal düzeni kendine uydurmak ve bundan madden, manen, ruhen nemalanmaktır. Hem de maaile!

Örnek yüz kızartıcıdır ve ayniyle vakidir.

Damadını büyük yetkilerle donattı. Suuidilerle al takke-petrol, ver külah-silah pazarlığına bile sürdü. 

İşbaşına gelir gelmez, ülkeye girecek Müslüman ülke yurttaşlarına ambargo koymuştur.

Irkçılığı yüreklendirdi. Ayırımcılığı körükledi.

Güneydeki tek komşusu Meksika’nın önüne yüzlerce km. uzunluğunda beton duvarlar örmüştür.

Lavuk”un sermayesi, iki uzun kazık ile bir de gergin iptir.

Ancak ortalığı ve ortamı gererek ayakta durabilirler. Kazıkları derinlere çakarlar, ellerinde de uzun bir sopa tutarlar.

Kazık-gerginlik-sopa”dan sakın ola yerli-milli yorumlar çıkarılmaya.

Devamı İlhan Selçuk’un 28 yıl önceki bir yazısındandır:

İple kazık, kazıkla sopa arasında ilginç bir bağ vardır. 

Kazıklar ne denli derine kakılırsa ip de o ölçüde gerilir.

İpin gerilmesi ve elindeki sopa cambaza güven verir.

Cambaz olağanüstü numaralarını tek başına yapmaz.

Yardakçıları, yardımcıları vardı.” (21.10.1982)

*

Devlet ve siyaset sembol demektir. Bu kez her şey “ismi ile müsemma”dır.

Peruk ve lavuk kaybetti.

Zira, “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu” diyen cerbezeli yardakçılar da yoktu, buna destek çıkan ayarlanmış kamusal kurumlar da..

Hadi “At binenin kılıç kuşanın” diye at mat, kılıç mılıç karıştırmayalım. 

Ama ne yazık ki kusur “lavuk”un atalarında:

Gemisini yürüten kaptan!” diye bir atasözlü bırakmamışlar size.

*

Keşke papaza kızıp imamı bu kadar üzmeseydi.

Ekonomimizi dağıtır, dümdüz ederim!” diye tehdit etmese ve 

PYD’yi falan desteklemesiydi.. Kim bilir ne taktikler gelecekti.

Bizde “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağız!” diyen “Menderes de iktidara geldi. Elli yıl sonra “Onun devamıyım!” diyen de.

Biz Küçük Amerika olamadık.

Ama siz Amerika’yı, kaosta, işsizlikte, yoksullukta “Büyük Türkiye” yaptınız.

Gidip kilise önünde İncil salladınız. Ama aklınıza, “Kilisede benim bakire rahibeme saldırdılar. Üstleri çıplak maskeli adamlardı. Ellerinde deri eldivenler vardı. Kilisede Jack Daniel’s içtiler!” diye feryat etmek niye gelmedi?!.

Bizim sosyal medyayı izleseydin, halkımızdan daha ne destekler gelecekti? 

Mademki “stratejik ortağız”...

Seçimi kazanmaktan daha stratejik ne var ki?

*

Beceriksizliğin yüzünden bizim durumlar da tehlikeye girdi.

Bizim Biden’cılar “domino etkisi”, “kelebek etkisi” diye avuç ovuşturmaya başladılar bile.

Sizdeki başkan değişikliği bizde fay kırılmasına yol açıyor.

Kennedy 20. Ocak 1961’de başkanlığa başladı. Ardından 77 yaşındaki İsmet Paşa başbakan oldu.

Baba Bush 20 Ocak 1989’da başkan oldu. Aynı yıl 9 Kasım’da ANAP’lı Yıldırım Akbulut hükümet kurdu.

20 Ocak 1993’te Bill Clinton’ın Beyaz Saray’da görevi başladı. Altı ay sonra da Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller de başbakan oldu. (25 Haziran 1993).

Oğul Bush’un 20 Ocak 2001’de başkan seçilmesiyle “ABD kartalı” yine kanat çırpmaya başladı. 

Rüzgârından başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli ile Hazine Bakanı Kemal Derviş üşütmüş olmalı ki seçimlere 2 yıla yakın süre varken seçim kararı aldırıp Ecevit hükümetini düşürdüler.

Ve AKP iktidar oldu. (3 Kasım 2002)

Oluş o oluş!

*

Geldik, 3 Kasım 2020’ye...

Sayısal dizilimi farkıyla, ayı ve günü tıpatıp benzer bir tarih.

Bunun bir hikmeti olmalı.

Takdiri ilahiden elbet sual olmaz.

Ama yediği haltı fark edip toparlanan halkın da siyasi takdirine karışılmaz.

Üstelik bizim halkımız da muhalefetimiz de adap edep bilir.

Sizin Biden’cılar gibi, “Melanie’yi Beyaz Saray’da bırakabilirsin” falan diye tweet mweet atmazlar.

Usuletle - suhuletle yolcu ederler.

Ve edeceklerdir!


Yazarın Son Yazıları

Öl de ölelim dengesi 21 Şubat 2021
Takıntının ilacı.. 14 Şubat 2021
Her taşın altı Katar 7 Şubat 2021
Dilim dilim dilimiz.. 31 Ocak 2021
Şeytan-ı racim 27 Aralık 2020
Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020