Meğer, beterin de beteri varmış Kenan Paşam!

30 Nisan 2017 Pazar

Referandum sonuçlarının YSK tarafından açıklanmasıyla birlikte, anayasa değişikliği meşruiyet değilse bile resmiyet kazandı. Şimdi sıra “uysa da uymasa da” yöntemiyle yapılacak uyum yasalarında.
Yeni Türkiye’de demokrasi istemini haykıranlara sunulan avuntulardan biri de, askeri yargının kaldırılması.
Bu değişikliğin yıllarca, “geçiş dönemleri”nde sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına karşı mücadele vermiş demokratlar safında büyük sevinç yaratacağını düşünenler yanılmaktadırlar.
Yaşasın askeri yargı kalkıyor diye sevinç narası atanlar, demokratlar değil, ancak şavalaklar olabilir.
Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmalarına karşı olanların itirazları, salt bu mahkemelerin yargıç ve savcılarının cüppelerinin altındaki üniformalarına değildi ki onlar sivil giysiyle değişince, karşı çıkış nedenleri ortadan kalksın!

***

Çok haklı olarak askeri yargının asgari adalet ile bağdaşamayacağını ileri sürüp karşı çıkanlar, üyeleri tayin terfileri emir komuta zinciri içinde olan bu mahkemeler adil yargının, “onsuz olmaz”ı yargı bağımsızlığıyla bağdaşmadığı için bu mücadeleyi veriyorlardı.
Evet, bugün üniforma çıkmıştır, ancak “üniforma çıkmış, ama bağımlılık sürmektedir” yargısı bile ne yazık ki gerçeğin çok gerisinde kalmaktadır.
AKP Türkiyesi, sivil giysinin üniformadan daha çok, emir komuta altında olduğu bir diyar haline gelmiştir ve ne yazık ki, bu olgunun geçerlilik alanı yalnız yargı ile sınırlı değildir.
16 Nisan anayasa referandumu ile kaldırılan askeri yargıyla ilgili düzenlemelerin haberinin TV’de duyurulduğu 28 Nisan Cuma günü aynı ekranlar, CHP milletvekili Barış Yarkadaş’ın açıklamalarına yeterince yer vermiyorlardı.
Oysa Yarkadaş Adalet Bakanlığı’nın “hâkim açığını kapatmak üzere” yaptığı Avukatlıktan Hâkimliğe Geçme Sınavı’nda bakanlık bürokratlarının mülakatı sonunda alınan 900 hâkimden 800’ünün doğrudan veya dolaylı AKP iktidarı ile bağlantılı olduğunu isim isim saptamış.
Bu yargıç ve savcıların mesleğe alınmasındaki durum. Bir de onların tayin terfilerinin doğrudan partili Cumhurbaşkanı’na tabi olan Yüksek Hâkimler Kurulu’nun denetiminde olduğunu düşününce, sivil yargı askeri yargıya rahmet okutacak ölçüde bağımlılaşırken, “yaşasın askeri yargı kalkıyor!” diye sevinç çığlıkları atmak için ancak budala olmak gerekir.

***

Bunun gibi yakında, işlevi tırpanlanmış, yasama yetkisi KHK’lerle by-pass edilmiş Meclis’in seçimlerinde barajın kalkmasını veya düşürülmesini sevinç çığlıklarıyla karşılayan budalalar ile, bunları arkalarındaki anahtarla kurup ortaya salan kurnazlarla da karşılaşacağız.
Kurumların içlerini boşaltarak, onları düzeltiyormuş algısı yaratmak, AKP iktidarına has bir özellik.
Sivil yargının askeri yargıya rahmet okutacak bir emir komuta zincirinin içine sokulduğu dönemde askeri yargının tarihe karıştığı müjdesinin verilmesi, yurttaşın aklına hakarettir.
Hem 12 Mart, hem de 12 Eylül dönemlerinde, biri de askeri mahkemeye hakaretten üç kez askeri mahkemeler tarafından yargılanmış, 12 Eylül döneminde, tıpkı bugün olduğu gibi, tutuklama yoluyla cezalandırılmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, bugünkü sivil yargının o günlerdeki askeri yargıyı mumla arattığını söyleyebilirim.
Kenan Evren zamanında askeri yüksek yargı Evren’in hoşuna gitmeyecek kararlar verebildi. Bugün sivil yüksek yargının egemenin hoşuna gitmeyecek kararlar alabileceğini söyleyebilir misiniz ?
Kenan Evren konusunda çok yazıp çizdim. Ama doğrusu onun ölümünden sonra şunları kaleme alacağımı hiç düşünmemiştim:

- Meğer beterin beteri de varmış Kenan Paşam!
DÜZELTME: Dünkü yazımda, AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, sehven Yalçın Aktay olarak çıkmış. Düzeltir, özür dilerim. A.S.  


Yazarın Son Yazıları

İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020
Ordu ve AKP 4 Aralık 2020