Türkiye Barolar Birliği Seçimleri

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu bugün ve yarın Ankara’da toplanıyor.
Türkiye Barolar Birliği ülkemizdeki bütün baroların katılımıyla oluşan, kamu kurumu niteliğinde tüzelkişiliği haiz üst meslek kurumu.
1969 yılında, 1136 sayılı yasa hükümlerine göre kurulmuş olan Türkiye Barolar Birliği’nin ilk Başkanı
Faruk Erem’di.
Örgüt bir meslek kuruluşu olmanın kendisine yüklediği görevlerinin yanı sıra toplumun hukuki sorunlarıyla ilgili görüş ve önerileriyle de Türk hukuk sisteminin gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Türkiye Barolar Birliği kuruluşundan bugüne kadar geçen süre içindeki etkinlikleriyle işlevini yerine getirmiş, gerek kamuoyunda gerekse dış dünyada itibar sahibi olmuştur.
Bu genel kurulda Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı için kuruluşun şu andaki Başkanı
Ahsen Coşar, İstanbul Barosu’nun eski başkanlarından Kazım Kolcuoğlu ve Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu olmak üzere üç aday yarışacak.
Yetmiş bin avukatın üst meslek örgütü olan Barolar Birliği’nin bu dönemki çalışmaları içinde bulunduğumuz dönemin özellikleri gereği, oldukça çetin geçecek.

\n

***

\n

Adaylar içinde, bu iktidara yakın olduğu söylenen ve “akil adamlar” arasına seçilmişken avukatlar çevresinde doğan tepkiler yüzünden istifa etmek durumunda kalan Ahsen Coşar dışındaki adayların her ikisi de, bugüne kadar yaptıkları açıklamalarla, yargının bağımsızlığını yitirdiği dönemde aday olduklarının, bu yüzden kendilerini güç bir görevin beklediğinin bilincinde görünüyorlar.
Gerçekten de, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda, hukukçuların görevi, yalnızca oyunun kurullarına göre oynanmasını sağlamak değil, aynı zamanda hukuk devletinin üzerine oturacağı zemini hazırlamak olmalıdır.
Vatandaşın en kıymetli varlığının hukukun üstünlüğü, dokunulmazlıkları sağlam güvencelere bağlanmış temel insan hak ve özgürlüklerin olduğu demokrasilerin tersine, dikta rejimlerinde, hukukçuların işlevi yalnız kuralların uygulanmasını denetlemek değil, öyle bir ortamı da yaratmak olmalıdır.
Yargı bağımsızlığının tümüyle ortadan kalktığı bir ülkede, adalet sacayağının savunma bölümü avukatlarının örgütünün hukukun kurallarına saygı göstermeyen iktidar karşısındaki bağımsızlığı daha da önem kazanmaktadır.
Bu durumda, yargı üzerindeki vesayetini kurarak; kuvvetler ayrılığı ilkesine saygı duymayan, demokrasilerde özel yetkili mahkemelerin olamayacağı gerçeğini görmemekte direnen bir iktidarın bu tür girişimlerine karşı mücadele arzusunun yeni başkanda bulunması gereken özelliklerin en önde geleni olması önem kazanıyor.

\n

***

\n

Yargının bağımsızlığını yürütme vesayeti altında yitirdiğinde, savunmanların örgütünün yürütme karşısındaki bağımsızlığı daha da önem kazanıyor.
4667 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle bağımsız bir kuruluş olma yolunda daha da ileri adımlar atmış ve Adalet Bakanlığı vesayetinden bir ölçüde kurtarılmış olan Türkiye Barolar Birliği’nin yargı kalesinin son bağımsız burcu olma konumunu sürdürebilmesinin güçlüğü ortadadır.
Bugün savunma yalnızca iddiaya karşı sanığı savunma konumunda olmayıp, aynı zamanda yürütme vesayetindeki yargı kuruluşlarına karşı savunma makamının varlığını ve konumunu da savunma durumundadır.
Böyle kritik zamanda, böylesine güç bir işlevi yüklenmek konumunda olan Türkiye Barolar Birliği’nde başkanlık seçimine giderken, yukarıda belirttiğimiz ortak amaçlarda birleşmiş olanların tek adaylıkta bütünleşmeleri beklenirdi.
Ama olmadı, olamadı
Bugün Ankara’da bir kez daha hukukun üstünlüğü ilkesini savunma iradelerini ortaya koyacak olanların oylarını verirken, hukuku korumaya azimli, dinamik adayı seçme konusunda isabetle hareket edeceklerine inanmak istiyoruz.
Yanlış bir seçim veya oyların tehlikeli şekilde dağılması, son kalenin işlevini yerine getirmemesi sonucunu doğuracaktır.

\n

Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020