Aykut Küçükkaya

Oktay Akbal’a mektup...

30 Ağustos 2021 Pazartesi

Önceki gün çok sevdiğin Akyaka’daydık. Altı yıl önce seni sonsuzluğa uğurladığımız yerde. Gömütünün başında...

Hava sıcak mı sıcaktı Oktay Abi... Büyük bir edebiyatçıya duyulan sevgi olsa gerek, okurlarınız, dostlarınız ağustos sıcağına aldırış etmeden oradaydı... Değerli eşiniz, gazetemizin Ayla Ablası Sevgili Ayla Akbal, kırmızı güllerinizi gömütünün başına sessizce koydu. Biliyorum siz o güllerin kokusunu hemen içinize çektiniz!.. Sizi, sizi çok seven dostunuz Hamdi Yücel Gürsoy anlattı... İlhan Selçuk’un Akyaka’ya gelip Yücelen Otel’e adımını attığında önce sizi sorduğunu, sonra ilk işinin sizin evinize gitmek olduğunu... Bir yanda siz, bir yanda İlhan Selçuk ve Akyaka... Ve gözler ıslanmakta Oktay Abi!..

Sonra Muğla’ya geçtik, Uğur Mumcu Bulvarı üzerinden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne... İlk önce adınızın verildiği kitaplığı gezdik... Bizler de o kitaplıkta gazetemizin kurucusu Yunus Nadi’nin kenti Muğla’da Cumhuriyet’in havasını içimize çektik. Bu yıl adınıza ilk kez verilen öykü ödülü töreninde  dostlarınız, Öykü Ödülü’nün sahibi Adil İzci, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ve değerli eşiniz Ayla Akbal öylesine anlamlı konuşmalar yaptılar ki zaman su gibi akıp geçti... Bizler bir kez daha anladık ki “edebiyatçılar ölmez!..” Gömütünüzde yazdığı gibi, “yapıtlarıyla” kalır, sonsuza dek yaşar...

Konuşmalar çok anlamlıydı dedim ya Oktay Abi... Aslında ağızlardan çıkan her cümle sizin Cumhuriyet’teki “Evet / Hayır” köşesinde yaşadığımız bugünleri nasıl öngördüğünüzü gösteren birer haykırış gibiydi. İzninizle 12 yıl önce kaleme aldığınız “Hazmettire Ettire!..” başlıklı yazınızı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 99. yıldönümü olan bu anlamlı günde, çok sevdiğiniz gazeteniz Cumhuriyet’in gerçek sahibi olan okurlarıyla paylaşmak istiyorum... Büyük bir özlemle!..


HAZMETTİRE ETTİRE!..

28 Temmuz 2009

Bir “belge” çıkardılar toplumun önüne.. Genelkurmay’a bağlı birkaç subay oturmuş bir plan yapmış; “Şu AKP’yi, bir de Amerika’da yaşayan Fethullah adlı hocayı nasıl bitireceğiz” diye...

Bitirmek, öldürmek midir? Siyaset alanından silip atmak mıdır? Uzun yıllardır Atatürk Cumhuriyetini savunanların özlemi bu değil mi? Her Milli Güvenlik toplantısında yenilenen, iktidardakilere anımsatılan, Anayasa Mahkemesi’nce de kanıtlanan bir istek, bir dilek...

Oysa öyle bir belge de yok! Altan kardeşlerden birinin “Taraf”ının ortaya attığı uydurma bir kâğıt parçası... Ama AKP destekçisi kalemler günlerce yazdı, konuyu şişirdi, suçu da askerlere, dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne attı. Genelkurmay Başkanı, bu bir uyduruk kopya, varsa aslını bulun dedi. Haftalar geçti, çıt yok!..

***

AKP’nin “laikliğe karşıt odak noktası” olduğu Anayasa Mahkemesi’nce onaylanmıştır. İktidar partisinin ve liderinin 2001’de söylediklerinin çizgisinde durmakta olduğunu hepimiz görüyoruz. Durmak ne demek, 7 yıllık AKP iktidarında, Atatürk’ün laik, halkçı, devrimci Cumhuriyetinin ortadan kaldırılacak bir duruma getirildiğini de!

***

Tayyip Bey, daha başbakan olmadan, neler demişti! Hep yazdık, yineledik, bir kez daha anımsatmakta yarar var:

“Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına! Bu ne menem şey?”

“Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik.”

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.”

“Avrupa Birliği’ne girmek için koşturuyorlar. Onlar da bizi almamayı düşünüyorlar. Eee biz de girmemeyi düşünüyoruz. AB’nin asıl adı, Katolik, Hıristiyan Devletler Birliği’dir.”

“Anayasayı sarhoşlar hazırladı.”

“Yahu bu milletin bütünlüğü, Ne Mutlu Türküm Diyene ifadesiyle sağlanır mı?”

“Doğumevlerinde yalnız kadın doktor çalışacak; öğretmenlikte yetişmiş başörtülü kızlarımız var. Şimdi işe alınmayan bu başörtülü kızlarımız, anaokullarımızda yavrularımızı yetiştirecek.”

“Türkiye Cezayir olur mu diye soruyorlar! Biz hazmettire hazmettire geliyoruz Allah’ın izniyle. Şimdi millet yalnız aktörleri değil, senaryoyu da değiştirmeye talip. Bu çalışmalarımız senaryoyu değiştirme çalışmalarıdır. Biz onun için geliyoruz. Bu düzenin koruyucusu olamayız, bu mümkün değil.”

“Bir buçuk milyar nüfuslu İslam âlemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Ayağa kalkacağız. Işıklar göründü, Allah’ın izniyle kıyam başlayacak.”

***

Hazmettire hazmettire, Tayyip Bey’in istediği bir Türkiye yaratılmakta... Ergenekon’lar, uyduruk belgeler, sabah karanlığında tutuklamalar, aylarca yıllarca zindanlara Atatürkçüleri kapatarak yok etme çabalarının kaynağı, işte yukarıdaki sözler... Yedi yıl önce apaçık söylemişler!

Şimdi bir bir gerçekleştirmekteler...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oktay Akbal’a mektup... 30 Ağustos 2021
Tarihsel bir izdüşüm... 16 Ağustos 2021