Dünya Kadınlar Günü
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Dünya Kadınlar Günü

10.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Salı günü çıkacak bu yazıyı 8 Mart’ta, Dünya Kadınlar Günü’nde kaleme alıyorum. 8 Mart uzunca bir süre “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlandı. Clara Zetkin ve arkadaşları 1910’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda bir “Kadınlar Günü” düzenlenmesini önermişler ve önerileri kabul edilmişti. Anlaşıldığı kadarıyla “emekçi” nitelemesi, 1921’de Moskova’da toplanan ve gün olarak 8 Mart’ı kesinleştiren “II. Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı”nın marifetiyle eklenmişti. Giderek bloklara bölünen bir dünyada kadınlar günü de bu bölünmeden payına düşeni almıştı. En sonunda 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi. Yine de uzunca bir süre bizim çevrelerde “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” denmemesinin pek hoş karşılanmadığını hatırlıyorum.

Sanki emekçi olmayan kadınlar ezilmiyormuş, her alanda ikinci plana itilmek istenmiyormuş gibi bir çağrışım yaratıyor bu yaklaşım. Oysa işin doğrusunun bu olmadığını bence her kadın, hepimiz yaşadıklarımızdan biliyoruz.

1908’DEN 1934’E 

2023’te yitirdiğimiz değerli tarihçimiz Prof. Dr. Zafer Toprak, “Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm, 1908-1935” adlı eserinde (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2022) Türkiye’de kadın özgürlüğü mücadelesinin başlangıç noktası olarak 1908 Devrimi’ne işaret ediyor: “20. yüzyılın ilk çeyreğinde kadın özgürlüğü Türkiye’de toplumsal dönüşümün ana eksenini oluşturdu. 1908 Jön Türk Devrimi’yle birlikte özgürlükten eşitliğe, uluslaşmadan laikliğe, gündemdeki temel dönüşümler bir yönüyle kadına ilişkindi.”

Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasına kadar uzanan bir süreç bu. Mustafa Kemal Atatürk’ün kadına eşit haklar tanınması ve toplumsal konumunun düzeltilmesi yönündeki iradesinin bu süreçte oynadığı yadsınamaz rolü ise hiç unutmamamız gerekiyor. Cumhuriyetin ilk kuşağından olan annem (doğumu 1925) ve arkadaşları kurucu felsefenin bu temel öğesinin kıymetini çok iyi bilir, deyim yerindeyse hücrelerine kadar hissederlerdi.

ANA TANRIÇALAR 

Modern ve yakın tarihteki süreçler doğrudan günümüzü belirledikleri için tabii ki ayrı bir önem taşıyorlar ama kadının toplumsal konumunun her çağda böyle olmadığını da hatırlamak bana iyi geliyor. Goethe’nin “Faust”u oyunlaştırılırken zorunlu olarak pek çok bölüm, özellikle de antik mitolojiye ilişkin bölümler kesildi. Bunlardan birinde, sarayda Faust’tan Helena ile Paris’i getirmesi istenmiş, o da Mefistofeles’in hünerlerine güvenerek söz vermiştir. Mefistofeles bunun için çok derinlere dalmak gerektiğini ve orada karşılarına çıkacak tanrıçalardan tedirgin olduğunu söyler. Şöyle bir diyalog geçer aralarında (çev. Zehra Aksu Yılmazer): “Mefistofeles: Tanrıçalar taht kurmuştur yalnızlığa, ne mekân ne de zaman vardır etraflarında. Tedirgin oluyorum onlardan bahsederken. Analardır onlar!/ Faust: Analar!/ Mefistofeles: Ürperdin mi yoksa?/ Faust: Analar! Analar! Öyle tuhaf geliyor ki kulağa!/ Mefistofeles: Öyle zaten. Siz ölümlüler, tanrıçaları bilmezsiniz. Bizlerse adlarını anmaktan imtina ederiz.”

Goethe’nin eşsiz kalemi, Anadolu’nun da içinde yer aldığı coğrafyanın ana tanrıça kültlerini, onların temsil ettiği farklı dokuyu ve derinliklerde nasıl hüküm sürdüklerini, insanlar tarafından unut(tur)ulduklarını ve bilip de adlarını anmamayı tercih edenlerin de “cehennemi” niteliğini bir çırpıda betimleyivermiş.

KADIN DAYANIŞMASI

Kadın olarak yaratma, üretme mücadelesi vermenin, unutturma perdelerini yırtıp geçmenin, farklılık yaratmanın uyandırdığı tepkileri aşmanın nasıl zorlu bir çaba gerektirdiğini bilen bilir, bu duygularımı pek çok kadının paylaştığından eminim.

Ama mutlaka eklemem gereken bir şey daha var: Kadın dayanışması ve mücadelesi sadece meydanlarda ve gösterilerde değil, hayatın her alanında yaşanır ve kalıcılaştırılırsa bir anlam taşır. Kadın kadının kurdu olmamalı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü hepimize kutlu olsun.

Yazarın Son Yazıları

Dünya Kadınlar Günü

Salı günü çıkacak bu yazıyı 8 Mart’ta, Dünya Kadınlar Günü’nde kaleme alıyorum.

Devamını Oku
10.03.2026
Bir ustaya selam: Metin Deniz

Metin Deniz bu isimlerden biridir benim için. Yaratıcılıkta sınır tanımayan bir sahne tasarımcısı ve yönetmen olmasının yanı sıra, her şeyiyle güzel insandır.

Devamını Oku
23.02.2026
Mefistofeles’in dünyası

Epstein dosyaları ile bu gezegeni yöneten ve neyin nasıl olması gerektiğini herkese dayatma yetkisini kendinde bulan küçücük bir azınlığın tüyler ürpertici skandal manzaraları ortalığa döküldü.

Devamını Oku
09.02.2026
Haldun Dormen’in ardından

Haldun Dormen’in ardından Tiyatromuzda 1950’lerden beri derin iz bırakmış, sayısız öğrenci yetiştirmiş çok önemli bir sanatçıyı, Haldun Dormen’i 21 Ocak’ta, 97 yaşında yitirdik.

Devamını Oku
26.01.2026
Artık her şey insana bağlı

Aradan tam 53 yıl geçti; 3 Ocak 2026’da, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu, eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırıp ABD’ye götürdü.

Devamını Oku
12.01.2026
Sanat uzun, ömür kısa

Ne yazık ki prova sürecinde yaşanan sayısız talihsizliğe bir yenisi eklendi ve Mefisto’yu oynayan Sükûn Işıtan sakatlanınca, oyun ancak 18 Aralık’ta prömiyer yapabildi. Ama çok başarılı bir şekilde yaptı.

Devamını Oku
29.12.2025
Uzun bir macera: ‘Faust’

Sevgili İlhan Selçuk 2004’te bir dergi kataloğu armağan etmişti. Değerli ressamımız Bilge Alkor’un kargalarıyla böyle tanıştım. Daha sonra tanışıklık, “Meleklerin ve Şeytanların Aynası” (2011) ile derinleşti. Uzunca bir süredir başucumda duran, dönüp dönüp baktığım, sonra “Belki bir gün” diyerek tekrar kenara koyduğum “Faust”, Alkor’un imge dünyasıyla farklı bir boyuta taşınmıştı.

Devamını Oku
08.12.2025
İnsan idrak ettiği ruha benzer

Aleksandr Puşkin, “dramatik büyünün titreştirdiği düş gücümüzün üç telinden” söz eder. Bunlar; gülme, acıma ve dehşettir. Vsevolod Meyerhold ise Charlie Chaplin ve Sergey Ayzenştayn’ı karşılaştırırken, her iki sinemacıda bu “üç tel”in ne denli ustalıkla kullanıldığına değindikten sonra, bir ayrım yapar: “Chaplin’de gülmece ve acımanın ön planda olduğunu, dehşetin gölgede kaldığını söyleyebiliriz oysa Ayzenştayn’da gülmece geri plana kayarken acıma ve dehşet öne çıkar.”

Devamını Oku
24.11.2025
Goethe: İkilem ve Deha

Büyük yazarın kendi yaşam sürecinin de derinlemesine nüfuz ettiği “Faust”un ilk bölümü ise, kendisinden önce Christopher Marlowe’un 16. yüzyıl sonunda oyunlaştırdığı (“Dr. Faustus”) ruhunu şeytana satan Faust efsanesinden yola çıkmakta ama bu bölümde Faust’un Mefistofeles ile macerası kadar, “ayarttığı” Gretchen’in trajedisi de göze çarpmaktadır. Goethe dahi sanatçı duyarlılığıyla içinde yaşadığı toplumun “mahalle baskısı”nı, ikiyüzlü ahlak kurallarını kendi siyasi ve toplumsal kimliğinin çok ilerisinde bir noktadan eleştirir. Viktor Glass’ın “Goethe’nin İnfazı” romanında (çev. Regaip Minareci, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) anlattığı olayda, evlilik dışı hamile kaldığı çocuğu öldürmekle suçlanan genç kadın hakkındaki idam cezasını siyasi kimliğiyle onaylayan Goethe, “Faust”ta konuya bambaşka bir duyarlılıkla yaklaşır. Büyük sanatçı ve düşünürün, “Almanların en büyüğü”nün tüm hayatına yayılan ve “Faust”a da yansıyan bu ikilemi aslında çağının, yükselen modernitenin etkisi günümüz

Devamını Oku
10.11.2025
Mucize 102 yaşında

Böyle zamanlarda geçmişe dönüp bugünkünden çok daha ağır koşullar içinden düze çıkmayı bilmiş, hem memleketin ufkunu kaplayan sisi hem ileriye doğru koşmak isteyenleri engelleyen karanlığı yarıp geçmiş kurucu kuşağın mücadelesini, Kocatepe’den Afyon Ovası’na doğru bakarken sadece biraz sonra cereyan edecek o büyük muharebeyi değil, oradan geleceğe açılan yolu da gören çelik iradeli bir çift mavi gözü, o mucizeyi hatırlamak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
27.10.2025
Bir ödül töreninin ardından

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin kültür alanındaki en önemli adımlarından biri tiyatro, opera, bale ve müzik alanlarında modern, kalıcı sanat kurumları yaratarak sanat sevgisini tüm yurt sathına yaymaktı.

Devamını Oku
13.10.2025
Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025
Vahşi bir dünya

Vazgeçilmez dört elementten biri olan havayı yine paramparça ediyor bombalar, füzeler... Doğal yerinden koparılıp insanın elinde oyuncak olmuş ateş, gecenin karanlığını kızıla boyuyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Beyaz gecelerde Medea-Material

23-27 Mayıs tarihleri arasında, Dostoyevski’nin unutulmaz novellasının fonunu oluşturan St. Petersburg “beyaz geceler”indeydik.

Devamını Oku
02.06.2025
İyimserlik önyargısı

İyimserlik önyargısı

Devamını Oku
12.05.2025
Bir kez daha Kerbela

Bir kez daha Kerbela

Devamını Oku
28.04.2025
Bursa ve tiyatro Bursa...

Bursa ve tiyatro Bursa...

Devamını Oku
14.04.2025
Dünyayı sevgi kurtaracak

Dünyayı sevgi kurtaracak

Devamını Oku
31.03.2025
Sonrası gündüz

Sonrası gündüz

Devamını Oku
17.03.2025
Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Devamını Oku
03.03.2025
Tiyatroda eğitimin önemi

Tiyatroda eğitimin önemi

Devamını Oku
10.02.2025
Toplumsal çürüme ve sanat

Toplumsal çürüme ve sanat

Devamını Oku
27.01.2025
Ben bir veri bankasıyım!

Ben bir veri bankasıyım!

Devamını Oku
13.01.2025
Umarım gelen gideni aratmaz

Umarım gelen gideni aratmaz

Devamını Oku
23.12.2024
Bir ödülün düşündürdükleri

Bir ödülün düşündürdükleri

Devamını Oku
09.12.2024
Heiner Müller ile bir kez daha

Heiner Müller ile bir kez daha

Devamını Oku
25.11.2024
Buzdağının altı

Buzdağının altı

Devamını Oku
04.11.2024
Toplumsal çürüme

Toplumsal çürüme

Devamını Oku
21.10.2024
Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Devamını Oku
30.09.2024
'Keşke bir parti olsaydı...'

Yılmaz Güney’in bakışı

Devamını Oku
16.09.2024
Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Devamını Oku
02.09.2024
Issızlaşıyoruz

Issızlaşıyoruz

Devamını Oku
12.08.2024
Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Devamını Oku
29.07.2024
Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Devamını Oku
15.07.2024
Güvenilir olmanın sırrı

Güvenilir olmanın sırrı

Devamını Oku
24.06.2024