Barış Doster

Sığınmacı akını ve sömürge aydınları

14 Ağustos 2021 Cumartesi

Ankara’nın Altındağ ilçesinde yaşanan üzücü olaylardan sonra güvenlik güçleri, yaşananların provokasyon olduğunu açıkladı. İktidara yakın kimi yorumcular, sığınmacılar konusunda muhalefeti suçladılar. Emperyalizmin uydusu mütareke münevverleri, sömürge aydınları ise her zaman olduğu gibi, zehirli, aşağılayıcı ve toptancı bir dille Türk milletini hedefe koydular. Irkçılıkla, faşistlikle itham ettiler.  

Yoksulluğun, işsizliğin, pahalılığın, gelecek kaygısının, siyasal ortamın baskısı altında bunaldığı yetmiyormuş gibi, bir de sayıları hızla artan sığınmacıların, bu sığınmacıları ucuz emek deposu olarak gören patronların yarattığı baskıyla, asgari ücrete çalıştığı işinden de olma kaygısıyla yaşayan emekçilere faşist, ırkçı, hain denemez. Bu tutum yanlıştır, kolaycılıktır. İndirgemeci, toptancı bir bakış açısıdır. Akılla, mantıkla, bilimle ve vicdanla izah edilemez.  

Sığınmacılar sebep değil sonuçtur şüphesiz. Bu sonuçta küresel ölçekte ABD emperyalizminin, ulusal ölçekte iktidarın sorumluluğu vardır. Sorunun çözümü de öncelikle emperyalizmle mücadele etmekten, bölgemize yönelik saldırı ve işgallerini engellemekten, bölgesel işbirliğini ve dayanışmayı güçlendirmekten geçer. Bununla birlikte Türkiye’nin yardım kapasitesinin, geçici koruma altındaki sığınmacılara ayıracağı kaynağın, yapacağı ev sahipliğinin de bir sınırı, süresi vardır. Türkiye’yi sığınmacı deposu, göçmen kampı olarak gören ABD ve AB emperyalizminin tuzağına düşmemek gerekir. Bu konuda Türkiye’ye öğüt vermeye kalkışan Batılı liderlere, kendilerinin kaç sığınmacı aldıklarını sormak da zorunludur.  

Suriyeli sığınmacılara ilaveten Afgan sığınmacıların yarattığı sorunlar da toplumdaki öfkeyi artırmaktadır. Hele de Afgan sığınmacıların çoğunun gücü kuvveti yerinde, 20 - 40 yaş arasındaki erkeklerden oluşması, akıllara pek çok soru getirmektedir.  

MEHMETÇİK, AFGANİSTAN’DA KALMAMALI 

Sığınmacıların, Türkiye’nin devlet kapasitesini aşacak ölçüde çoğalması, izlenen yanlış dış politikanın sonucudur. ABD adına sorunlara müdahil olmanın neticesidir.   

Afganistan’daki savaş ağalarını, uyuşturucu baronlarını kullanan büyük güçlerin, ülkede vilayetler ve aşiretler arasında paylaşılmış, feodal bağlar üzerinden oluşturulan kota, kompartıman ve kontenjanlara göre bölüşülmüş yapıya, samimi bir itirazları yoktur. Tersine bu yapıyla uyum içinde çalışırlar. İngiliz emperyalizmi; bu gerçeği 1830’larda görmüş, kendi adına dersler çıkarmıştır. Soğuk Savaş’ın son 10 yılında Sovyetler Birliği’nin, 2001 yılından günümüze dek ABD’nin Afganistan’da neler yaşadığı, ne kayıplar verdiği bilinmektedir.  

Türdeş olmayan, bünyesinde hedefleri, öncelikleri birbirinden farklı ve rekabet halinde olan hizipler, gruplar bulunan Taliban’la ABD arasındaki pazarlık sürmektedir. Öyle ki ABD; Taliban’dan, Kâbil’i ele geçirdiğinde, ABD Büyükelçiliği’ne dokunmaması için güvence almıştır. Bu şartlarda, ABD ve müttefikleri; askerleri ve diplomatlarıyla Afganistan’dan çekilirken, geride Türkiye’nin kalması yanlıştır. Çünkü hem ülkedeki 100 yıllık itibarımızı ve dostluğumuzu zedeler hem de askerimizin hayatını tehlikeye atar.   


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları