Şubeler kapanıyor, işsizlik kapıyı çalıyor
Jale Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Şubeler kapanıyor, işsizlik kapıyı çalıyor

18.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugünlerde sohbetlerin dönüp dolaşıp geldiği tek bir konu var: “Yapay zekâ” Müthiş bir değişim fırtınası yaratan yapay zekâ, aynı zamanda müthiş bir endişenin de kaynağı.

Geldi gelecek derken artık yaşamımızın tam içinde. Saatler süren araştırmayı saniyelerle yapıyor, verileri okuyup analizini anında çıkarıyor. Sorduğun her soruya hazır yanıtı var. Buzdolabındaki eksilen malzemeyi biliyor, fırında istediğin yemeği pişiriyor.

Endişeli tartışmaların merkezinde ise hep aynı soru: “İşlerimizi elimizden alacak mı?” Beyaz yakalı işlerin çoğunun kaybolacağı; avukatlık, muhasebecilik, proje yöneticiliği veya pazarlamacılık gibi mesleklerin yapay zekâ etkisi altına gireceği artık bir gerçek.

BANKACILIK DEĞİŞİYOR 

Bu fırtınaya şimdiden kapılan sektörlerden biri bankacılık. Yüzyıllardır bankacılık denildiğinde ilk akla gelen görüntü şuydu: onlarca insanın çalıştığı şubeler, camın arkasında bekleyen gişe memuru, sıra numarası, imza kalemi, evrak kokusu... Bugün ise aynı bankacılık, cebin içindeki bir uygulamaya sığmış durumda. Müşteri temsilcilerinin yerini chatbot’lar, kredi uzmanlarının yerini algoritmalar almakta. Avrupa bankacılık sektöründe önümüzdeki yıllarda 200 bin civarında pozisyonun risk altında olduğu belirtiliyor.

McKinsey’in “Geleceğin Yapay Zekâ Bankaları” raporuna göre yapay zekâ, her yıl bankalar için 1 trilyon dolarlık ek fayda yaratma potansiyeline sahip.

ŞUBESİZ, PERSONELSİZ, KÂRLI 

Neobank adı veriliyor bu şubesiz, personelsiz ama kârlı bankalara. En büyük müşterileri gençler. Geleneksel bankalarda bir müşterinin edinim maliyeti 200 dolar iken dijital bankalarda bu rakam 1-38 dolar arasında seyrediyor.

İngiltere’nin Monzo’su 10 milyonu aşkın kullanıcısıyla kârlılık eşiğini geçerken Almanya’nın N26’sı 8 milyona yakın müşteriyle geleneksel bankacılığın kâbusu durumunda. Brezilya’nın Nubank’ı 100 milyona yakın kullanıcısıyla, Birleşik Krallık’tan Revolut ise 40 milyonu bulan kullanıcısıyla geleneksel bankacılığa meydan okuyor. İspanya’nın en büyük bankalarından BBVA’nın Madrid merkezinde dinlediğim CEO Onur Genç, İtalya’da dört yıldır, Almanya’da ise yaklaşık altı aydır yalnızca dijital bankacılık modeliyle faaliyet gösterdiklerini anlattı. Bu ülkelerde şube yok.

Türkiye’de de bu dalga artık somut kurumlarla kendini gösteriyor. BDDK’den izin alanlar arasında Hayat Finans ve Tom Digital var. Aktif Bank bünyesindeki N Kolay da hem bireysel hem KOBİ segmentinde büyümeyi hedefliyor.

Türkiye’de artık müşteri bankaya gitmeden bankanın tüm kapıları cebinde açılıyor. Haziran 2025 itibarıyla aktif dijital bankacılık müşteri sayısı 121 milyona ulaştı; bu kullanıcıların 113 milyonu yalnızca mobil bankacılık işlemi yapıyor. Finansal işlemlerin tutarı da 42 trilyon TL.

Bunun karşılığında banka şubeleri birer birer kapanıyor. 2015’te 12 bine yaklaşan şube sayısı bugün 9 bin 329’a, çalışan sayısı 200 binlerden 187 bin 918’e geriledi. Eğilim açıkça aşağı yönlü ve kalıcı.

İŞ KAYBI MI, DÖNÜŞÜM MÜ? 

Patronların favori söylemi “iş kaybı değil, dönüşüm” olmaya devam ediyor. Ancak bu yeni işlerin kimlere, hangi eğitimle ve hangi coğrafyada açılacağı sorusu yanıtsız kalıyor. Oysa kapatılan her şube beraberinde yalnızca oradaki çalışanları değil, o mahallenin ekonomisini, yaşlıların bankacılığa erişimini ve işçi sınıfının pazarlık gücünü de eritiyor. 

SENDİKALARIN İŞİ ZORLAŞIYOR 

Gelişmeler emekçilere bir darbe daha demek. Sendikaların bu fırtınaya seyirci kalma lüksü yok. Bazı ülkelerdeki toplu iş sözleşmeleri, şirketlere çalışma koşullarını değiştirebilecek yeni teknolojileri uygulamadan önce iş konseyine bildirme yükümlülüğü getiriyor.

Türkiye’de sendikalara artık yeni bakış açısı gerekiyor. Yapay zekâ nedeniyle işi dönüşen çalışanlar için zorunlu yeniden eğitim fonları kurulması, bu fonların finansmanının bankalardan talep edilmesi gerekiyor.

Bugünün gerçeği şu: Şube tamamen tarihe karışmıyor ama bankacılığın kalbi olmaktan çıkıyor. Özellikle Türkiye gibi pazarlarda yüksek değerli işlemlerde, karmaşık finansal danışmanlıkta ve kriz anlarında insan teması hâlâ vazgeçilmez. Asıl mesele bu insan temasını kimin, hangi koşullarda ve ne güvenceyle sürdüreceği.

Gişeler kapanırken emek mücadelesi ise daha da sertleşiyor!