Barış Terkoğlu

Erdoğan’la görüşen Kasımpaşalı amiral

12 Nisan 2021 Pazartesi

Geçmiş yaşadıklarımız mı? Yoksa anlattıklarımız, yazdıklarımız mı? Her yeni sözle, kelimeyle bir başka geçmiş mi inşa ediyoruz?

Amirallerin açıklamasının ardından koparılan fırtınadan söz ediyorum. Ağza gelen her söz söylendi. Fakat biri var ki… Konuşanlar değil de yaşayanlar, “Orada durun” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 yıl önce, amiraller kumpasla tutuklandığında başbakandı. “Ben bu davanın savcısıyım” dememiş, onları tutuklatan FETÖ’cü savcılara “ne istedilerse vermemiş”, tasfiye kararlarının altına imza atmamış gibi konuştu. “Bunları FETÖ’cü hainlerin başlattıkları 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletimizin yanında yer alırken de görmedik” dedi.

Neyse ki çok eski değil. Ama hatırlamak için de insanın bir sandalyeden kalkıp diğerine oturmak kadar emek harcaması gerekiyor.

Görevdeki amiraller ne yaptı

Bildirinin altında imzası bulunan emekli Amiral Bülent Bostanoğlu, 15 Temmuz gecesi Deniz Kuvvetleri Komutanıydı. Binbaşı O.K.,darbe günü öğleden sonra MİT binasına gelip “darbe olacak” ihbarında bulunduğu, bu da Genelkurmay’a bildirildiği halde, koca kuvvet komutanı olaydan haberdar edilmedi. Hem 15 Temmuz gündüz, hem 16 Temmuz sabahındaki görevleri İstanbul’daydı. Akşam bir düğüne katılmıştı. Diğer komutanlar gibi darbeciler tarafından yakalanıp rehin alınacaktı. Gece boyunca sürekli yer değiştirerek telefonla verdiği talimatlarla, darbeyi bastırmaya çalıştı. Milli Savunma Bakanı’yla gece görüşüp, CNN Türk’e bağlanıp darbeye karşı açıklama yapabilen tek kuvvet komutanıydı. Onun da emeğiyle Deniz Kuvvetleri’nde darbeye katılım düşük oldu. Bunlar benim fikrim değil. 15 Temmuz sonrası darbe davalarının tutanaklarını açıp bakanlar, Bostanoğlu’nun müşteki-tanık sıfatıyla verdiği ifadelerini okuyabilir. Nitekim Bostanoğlu, Cumhurbaşkanı’nın kararıyla, 15 Temmuz’dan sonra da görev süresi bitene kadar, kuvvet komutanlığını sürdürdü.

Listede imzası olan emekli amirallerden biri Önder Çelebi’ydi. Eşi Gonca Çelebi’yi Balyoz davası sırasındaki Sessiz Çığlık eylemlerinden tanıyordum. Önceki gün aradığım Gonca Hanım, “O gece ölüm korkusu yaşadık. Önder bizi bırakıp gitti. Foça’da darbeci deniz piyadelerinin karşısına çıktı.” dedi. Sahiden Önder Çelebi, Foça’da Amfibi Gemiler Komutanlığı’na vekâlet ediyordu. Erkenden müdahale ederek gemilerin limanı terk etmesini engellemişti.

İmzacı bir başka emekli Amiral Hakan Ercan da aynı gece oradaydı, darbeyi bastırmak için Çelebi’yle birlikte ter döktü.

İmzacı amirallerden Hasan Nihat Doğan, 15 Temmuz gecesi Foça’daydı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eski Lojistik Başkanı olan Doğan, yemek yediği masadan silahla rehin alındı.

Balyoz davasında hapis yatan amirallerden olan Bülent Olcay, 16 Temmuz sabahı darbecilerden Sahil Güvenlik Komutanlığı’nı teslim alan askerdi. 2018 yılına kadar bu görevi sürdürdü.

‘Bu hainlere inanmayın’

Sadece görevde olup darbeye direnenlerden ibaret değil…

Çoğu kumpas mağduru olan amiraller, yıllarca FETÖ’cülerin yargı önüne çıkması için çalıştı. Şimdi gözaltında olan kanser hastası Ali Sadi Ünsal ya da Cem Gürdeniz gibileri, davalarda müşteki oldular. Sürecin aydınlatılması için ifade verdiler. Tanıklıklarını anlattılar.

Gözaltındaki imzacı Amiral Türker Ertürk gibi, arkadaşlarına kurulan kumpasa karşı onur istifası verenler, FETÖ’ye karşı eylemler yaptı. Halka anlatabilmek için konferanslar düzenledi.

Liste uzayıp gidiyor. Ama bu kadar değil…

Emekli olduğu halde, o gece ellerinden gelen mücadeleyi verenlerin hikâyesi, hükümet medyasında bile yer almıştı. Balyoz davasında yıllarca hapis yatan Abdullah Can Erenoğlu’nun 15 Temmuz’daki çabasını Hürriyet şöyle haber yapmıştı: “Kahraman komutan, o gece sabaha kadar Genelkurmay Başkanlığı ve Sahil Güvenlik’teki darbecilerin teslim olması için uğraştı.” Erenoğlu’nun darbeci komutanların emrini dinleyen askerlere, “Evlatlar, bu vatan hainlerine inanmayın. Sizi de kandırıyorlar. Bu hainlerin emirlerine uyarsanız siz de vatan haini olursunuz” sözleri halen arşivde duruyor. Balyoz mağduru emekli amirallerden Caner Bener de o gece Erenoğlu ile birlikte Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda darbeyi bastırmaya çalışmıştı.

Erdoğan’la iki kez görüştü

Fakat en ilginç sözleri, Atilla Kezek’in eşi Çiğdem Kezek’i arayınca duydum. Bugün gözaltında olan Atilla Kezek, kumpas davaları sürecinde onur istifası veren amirallerden biriydi. Çiğdem Hanım, 15 Temmuz gecesi, Foça’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait restoranda, amiraller Aydın Şirin ile Hasan Nihat Doğan’ın davetlisi olarak ailece yemek yediklerini anlattı. Bu sırada darbeci silahlı askerler masaya gelmiş, görev başındaki komutanlar Şirin ve Doğan’ı silah zoruyla esir almıştı. Çiğdem Hanım, eşinin amiralleri vermemek için elinden geleni yaptığını, sonrasında ise bulunduğu yerde darbeyi durdurmak için çabaladığını söyledi.

Ancak…

Çiğdem Hanım, “Eşim emekliydi, daha ne yapabilirdi, o yapacağını daha önce yaptı” dedi. Haksız mı?

Kasımpaşalılığıyla bilinen Kezek, Erdoğan henüz başbakanken, kendisinin de üzerinde üniforma varken, şahsi inisiyatifiyle randevu isteyip iki kez Erdoğan’la görüşmüştü. Biri 1 Mayıs 2012’de Ankara’da Başbakanlık binasında. Öbürü 20 Temmuz 2013 günü İstanbul’da Dolmabahçe ofisinde. Erdoğan’a TSK’de Fethullahçıların nasıl örgütlendiğini, örgütün kumpas davalarla neyi hedeflediğini anlatan Kezek, somut bilgi ve belgeler de sunmuştu. Buna rağmen Kezek’in anlattığı Fethullahçı dönüşüm, tam gaz devam etmişti. Tasfiyeler gerçekleşmiş, FETÖ adım adım orduyu ele geçirmişti. Kezek, elinden geleni yapıp yine de çaresiz kalınca, hapisteki arkadaşlarına yapılanları protesto ederek onur istifası vermişti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan gelen telefon

Çiğdem Hanım, 15 Temmuz’dan birkaç gün sonra eşinin Cumhurbaşkanlığı’ndan arandığını anlattı. Saray’daki kritik bir isim Kezek’i davet ediyor, örgütle mücadele stratejisi için yardım istiyordu. Yıllar önce görev başındayken Erdoğan’a her şeyi anlatan Kezek, gerçekleşen darbenin “görünen köy” olduğunu düşünüyordu. Bunun kırgınlığını da taşıyordu. Kezek, buna rağmen 25 Temmuz 2016 günü Saray’a gitti. Yıllar önce anlattığı tabloyu, yeniden saatlerce anlattı.

Görev başında FETÖ ile mücadele ettiler. Hedef alındılar, hapsedildiler, tasfiyeye uğradılar, anlatmaktan hiç vazgeçmediler. Kimi emekliyken, kimi görev başında iken kendilerine kumpas kuranların gerçekleştirdiği darbeye direndiler. Geçen hafta da “ülkeye bir borç” olarak gördükleri Montrö açıklamasını yaptılar. Yıllar önceki gibi yine gözaltına alındılar, medyada linç edildiler. Yetmedi, her gün terör tehdidi aldıkları halde korumaları iptal edildi. Kapılarını çalan memurlar ellerine tebligat tutuşturdu. “15 gün içinde lojmanları boşaltın” denildi.

Bütün günahların suç ortakları bir de “Milletin yanında yer almadılar” diyor ya… Siz kendinize yeni bir geçmiş yaratmak için milletin arkasına saklanıyor olmayasınız!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları