İstanbul nasıl yıkılacak?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

İstanbul nasıl yıkılacak?

02.11.2020 03:40
Güncellenme:
Takip Et:

Yağmur yağıyor, aman dikkatli yürü! Salyangozlar bir anda dışarı çıkıyor. Evini sırtında taşıyan zavallıyı ezersin. 

Sen basmamak için çabalıyorsun da kara böcekler çoktan yemeye başlamış bile. İşte buna “düzen” diyoruz. Kendini tekrar eden bir döngü. Öğreniyoruz. Hem nedeni hem sonucu değişmiyor.

Çoğu zaman tesadüfen gerçekleştiğini düşündüğümüz olayların aslında bir düzeni var. Bütün belirleyenleri ve etkilerini bilsek belki de geleceği okuyacağız. Elbette yapamıyoruz. Yine de ihtimalleri öngörebiliyoruz.

İzmir’de canlarımız hâlâ beton altında. Göz göre göre çürük binalarda oturmaya zorlandılar. Göz göre göre beklediler. Göz göre göre öldüler. 

Ölenlerin binler olmamasına “çok şükür” derken sanki bizim değil de bir başkasının hayatıymış gibi İstanbul’da olacakları bekliyoruz.

14 bin mezar bina

Peki, İstanbul’da ne olacak?

Belki bu soruya “kim bilir” demeden geçen yıl hazırlanan bir raporla yanıt verebiliriz. 

Hikâyesini şöyle anlatalım...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Boğaziçi Üniversitesi bir deprem tahmin protokolü imzaladı. Amaç, bir deprem senaryosunda hasar olasılığını hesaplamaktı. İstanbul’daki binaların envanteri çıkarıldı. Nüfusun güncel verilerine bakıldı. 7.5 büyüklüğündeki deprem beklentisine dayanarak 15 farklı senaryo yazıldı. 

305 sayfalık raporu şöyle özetleyebiliriz:

7.5 büyüklüğündeki bir depremde İstanbul’daki binaların ortalama yüzde 57.5’inin hasar görmeyeceği tahmin ediliyor. Binaların ortalama yüzde 25.9’u ise hafif hasarla kurtulacak. Buna karşın yüzde 12.6’sının orta, yüzde 2.9’unun ağır ve yüzde 1.2’sinin çok ağır hasar görmesi bekleniyor.

Bu şu demek...

İstanbul’da analiz edilen toplam bina sayısı 1 milyon 166 bin 330. Bu binaların yüzde 16.7’si orta ve üstü zarar görecek şekilde deprem riski taşıyor. Yaklaşık 195 bin bina ediyor. Üstelik yaklaşık 48 bini depremde ağır ya da çok ağır zarar görecek. 14 bin civarında ağır hasar görecek bina ise içindekiler için tam anlamıyla mezar olma riski taşıyor.

Gözünüzün önüne facianın boyutunu getirebiliyor musunuz?

Hesaplamalara göre 25 milyon ton ağırlığında enkaz ortaya çıkacak. Bir kamyonun kapasitesini iyimser tahminle 25 ton kabul edersek, enkazın kaldırılması için 1 milyon hafriyat seferi gerekecek. Kısacası şehir, depremden sonra aylarca belki yıllarca sadece enkazını kaldırmakla uğraşacak.

Binlerce insan ölecek

Deprem gece mi, gündüz mü olacak?

Elbette bilmiyoruz.

7 buçuk şiddeti olasılığı için rapor şunu söylüyor:

İstanbul’da ortalama 14 bin 150 civarında can kaybı meydana gelebileceği tahmin edilmiştir. Depremin gündüz saatlerinde (hesaplama saat 14.00’e göre) olması durumunda beklenen can kaybı ortalama 12 bin 400 civarındadır. Gece depreminde yaklaşık 8 bin 100, gündüz depreminde ise 7 bin 450 kişinin ağır yaralanması beklenmektedir. Buna ek olarak hastane şartlarında tedavi görmesi gereken yaralı sayısı tahminleri gece depremi için 39 bin 650, gündüz depremi için 37 bin 500’dür.

Tabii ki depremin şiddetinin artması bu sayıları da değiştirebilir. Rapor, bir buçuk katına kadar çıkma ihtimalini de öngörüyor.

Ya depremden, yıkımdan, ölümden sonra kalanlar? Herkes evine girip yaşamaya devam etmeyecek.

640 bin hanelik acil barınma ihtiyacı ortaya çıkacak. 2 milyon civarında insan depremin ardından İstanbul’da sokakta günlerini geçirecek. 

Ekonomi çökecek

Giden sadece can olmayacak...

Geçen yılki rakamlara göre böyle bir depremin yaratacağı mali kayıp 120 milyar lira. Bir yılda ekonomideki değişime bakarak bunun şimdi 200 milyar lira olacağını öngörebiliriz. Üretimin durmasından işgücü kaybına, altyapı yıkımlarından talep azalmasına kadar ülke ekonomisine etkisi Türk ekonomisinin çöküşüne sebep olacak.

Boğaziçi Üniversitesi’nin hazırladığı rapor öyle ayrıntılı ki...

Şu satırlar bize İstanbul’da depremden sonra yardıma gitmenin bile kolay olmayacağını söylüyor:

Özellikle tek ve çift şeritli yolların bulunduğu tarihi yarımadada, Fatih ilçesine komşu ilçelerde, Beyoğlu, Şişli, Alibeyköy, Zeytinburnu, Bayrampaşa, Esenler gibi ilçelerde, tek ve çift şeritli yolların, hücre başına 30’a kadar varan noktada bina hasarına bağlı olarak kapanabileceği öngörülmektedir.” 

Kaç doğalgaz hattında gaz sızıntısı ya da boru kırılması, kaç noktada şebeke ya da atık su sızıntısı yaşanacağını, elektrik hatlarının ya da trafoların ne kadarının zarar görebileceği dahi hesaplanmış. Örneğin doğalgaz noktasında 355, içme suyu şebekesinde 463, atık su şebekesinde ise 1045 noktada onarım ihtiyacının oluşacağı tahmin ediliyor. 

Yani İstanbul depremden sonra su, elektrik, doğalgaz sorunları yaşayacak. Ölmeden kalanlar için hayat kolay olmayacak.

Üstelik tüm bu hesaplamalar sadece İstanbul sınırları için. Muhtemeldir ki herkesin konuştuğu İstanbul depreminde Tekirdağ, Kocaeli ve Yalova da zarar görecek. Tüm bunlara onlar da katılacak.

İnşaat lobisine teslim

Biliyorum, İzmir halkının yaşadığı trajediyi birkaç gün konuşacak, sonra hep olduğu gibi unutup yolumuza devam edeceğiz. 

Oysa yapılacak şey belli. İstanbul’da 48 bini acil 195 bin binayı yıkıp yeniden yapmak. Şehri her şeyiyle o birkaç saniyeye hazırlamak. Buna da hepimizin ezberlediği gibi “kentsel dönüşüm” diyoruz.

Peki, neden yapamıyoruz?

Yağmurlar başladı. Salyangozlara basmamaya dikkat ederek sallanarak yıkılması beklenen bir semtte yürüyün. Kafanızı kaldırdığınızda yenilenmiş binaların önünde hep aynı inşaat şirketlerinin tabelalarını göreceksiniz. 

Sebebi açık. Partileri değiştiriyoruz, idarecileri değiştiriyoruz ama düzeni değiştiremiyoruz. Bu nedenle insanın başını soktuğu yuvayı mezar olmaktan çıkaracak kentsel dönüşümü birkaç müteahhidin insafına terk ediyoruz. Kutsal ve dokunulmaz saydığımız piyasaya müdahale etmediğimiz için şirketlerin kent rantını çaresiz vatandaş karşısında istediği gibi istediği kadar yönetmesine müsaade ediyoruz. Paralı yollarda ya da dev hastanelerdeki gibi inşaat lobisinin gücüne teslim oluyoruz. Planlamıyor, Türkiye’yi sosyal, ekonomik hatta askeri olarak çökertecek günü alışarak bekliyoruz.

Unutmayın, yağmur dindiğinde değil, yuvası sırtında salyangozları kara böceklerden kurtardığımız gün düzen değişecek.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025