Memlekette iyi şeyler de oluyor
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Memlekette iyi şeyler de oluyor

29.07.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Erdoğan, 15 Temmuz’un yıldönümünde konuşmuş, “Din kisvesi altında bu milleti sömürenlere prim vermeyeceğiz” demişti. Haliyle sözlerinde FETÖ dışındaki oluşumlara da açık kapı bırakması çok tartışılmıştı. Erdoğan, “Ne demek istiyor” derken Diyanet’in bu konuda bir rapor hazırladığını öğrendim.

Bu seferki gizli saklı da değil. Hatırlayın, devlet içinde örgütlenen yapılanma haberleri gündeme düştükçe, güvenlik bürokrasisinin bu konudaki uyarıları da konuşulur oldu. Polis Akademisi’nden çıkan raporlar ya da MİT’in uyarıları, “din alanı”nın FETÖ’vari yapılara karşı düzenlenmesini öneriyordu. Erdoğan da Diyanet’i zaman zaman göreve çağırdı. Tam da o günlerde Diyanet kaynaklı bir rapor kamuoyuna sızdırıldı. Derin dini bilgi içeren çalışma; tarikat, cemaat ve kişi merkezli oluşumları isim vererek sert bir dille eleştiriyordu.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, raporla ilgili, “O raporun şahsımla herhangi bir ilişkisi yoktur, rapor daha çok bir istihbarat dilini andırıyor” açıklaması yaptı. Gerçekten de Diyanet’in içinden çıktığı anlaşılan rapor, kamuoyuna açıklamak için hazırlanmamıştı. Öyle anlaşılıyor ki Görmez’in söylediği gibi, güvenlik bürokrasisinin elinin Diyanet’in birikimiyle birleşmesinden ortaya çıkmış bir metindi. Devlet bu raporla “din alanı”nı kendisi için yeniden tarif ediyordu. Raporun içeriğinden endişeye kapılan kimi cemaat-tarikat oluşumları, “hedefe konulduk” kaygısıyla kamuoyuna sızıntı yapmıştı. Sahipsiz raporun üstü örtülmekle kalmadı, bazı ilahiyatçılar görevlerinden alındı. Tarikat ve cemaatlerin kelle aldığı yorumları yapıldı.

‘PARALEL BULUŞMA MEKÂNLARI’

İşte bir süre önce yaşanan bu dalgalanmanın ardından; Diyanet, geçen günlerde yeni bir rapor hazırladı. 56 sayfalık rapor, “Din İstismarıyla Mücadele: Sahih Dini Bilginin Önemi” başlığını taşıyor. Merak edileni başından söyleyeyim. Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün çalışmasıyla hazırlanan raporda, herhangi bir tarikat ve cemaat adı zikredilmiyor. Ancak isim verilmeden eleştiriliyor.

Raporda, “din istismarı”nın başladığı nokta şöyle tarif edilmiş: “Ne zaman ki insan dine hizmet etmeyi bırakıp onu kendi hizmetinde kullanmaya başlamışsa, orada istismar vardır.

Diyanet’in raporunda “istismarcı gruplar” açıkça karşıya alınıyor: “Sadece Kuran’ı değil, hadis rivayetlerini, ashab-ı kiramın ve tarihi şahsiyetlerin hayatlarından örnekleri, İslami değer ve kavramları istismar eden fırsatçılar dün olduğu gibi bugün de karşımızdadır ve bu kimseler kendilerini ıslah hareketinin birer temsilcisiymiş gibi sunmaktadır.”

Tevbe Suresi’nin 107.-110. ayetlerine atıfta bulunularak peygamberin Mescid-i Dirar’ı yıktırma gerekçesinin anlatıldığı raporda, son dönemde kimi cemaat ve tarikatların, kendi adlarıyla anılan kutsal mekânlarını inşa etmesine, şöyle eleştiride bulunuluyor: “Mescide gitmeyerek ona paralel ibadet ve buluşma mekânları üretmenin ne kadar eski bir münafık taktiği olduğu dikkat çekicidir.

TESLİMİYET VARSA LİYAKAT YOK

Kimi tarikat ve cemaat liderlerinin, rüyalara da başvurarak verdiği mesajlar isim vermeden eleştirilirken, buna karşı uyanık olma çağrısında bulunuluyor: “Dini istismar eden yapıların liderleri, kendilerini Yüce Allah’la ve Hz. Peygamber (s.a.s.) ile doğrudan görüşen ve aldığı talimatları müntesiplerine aktaran bir konumda görmektedir. Böylece kendisini Allah tarafından seçilen yüce bir kişi olarak takdim etmekte, bağlılarından tam bir teslimiyet beklemektedir. (…).”

Rapor, kendi cemaat ve tarikatını her şeyin önüne koyan grupları açıkça şu ifadelerle hedef alıyor: “Dini istismar eden yapıların özellikleri arasında, grup mensubiyetini öne çıkarmak ve diğer Müslümanları dışlayarak ötekileştirmek vardır. (…)  İstismarcı gruplar, elde ettikleri güç ve imkânları Müslümanların ortak yararı yerine sadece kendi mensuplarının çıkarları için kullanmaktadır. Grup aidiyetini her şeyin üzerinde görmenin tabii bir sonucu olan bu anlayış, Allah’ın emrettiği ‘emanetin ehline verilmesi’ ilkesini tamamen ortadan kaldırmakta, ‘Bizim kötümüz ötekinin iyisinden yeğdir’ zihniyetini yerleştirmektedir.”

CEMAATE MİSYON YÜKLEMEYİN

Cemaat içi evliliklerin özendirilmesinin de eleştirildiği rapor bu kadarla kalmamış. Cumhurbaşkanı’nın daha önce açtığı “dinin güncellenmesi” tartışmasına destek verilirken kimi hocaların kendi yorumlarını mutlaklaştırarak dogma haline dönüştürmesi de eleştirilmiş: “Dinin sabiteleri, vazgeçilmez ve tartışılmaz ilkeleri bellidir. Bunlar dışında kalan ve zamanın akışıyla yeni değerlendirmelere açık olan değişkenler konusunda ilim insanları elbette düşünecek ve değerlendirmede bulunacaktır. (…) Dinin sadece bir mezhebe veya belli bir kişinin görüşlerine indirgenmesi ve diğer sahih anlayışların yok sayılması taassuptan başka bir şey değildir.

Kimi tarikat ve cemaat liderlerinin, farklı kesimleri kâfirlikle suçlamasının zararlarının anlatıldığı raporda, cemaat ve tarikatların kendi liderlerine yüklediği misyonlar da reddediliyor: “Olağanüstü özelliklerle donatılmış bir şahsiyetin ahir zamanda ortaya çıkıp yeryüzünü adaletle dolduracağı, istismara son derece açık bir söylemdir. Öte yandan bu misyonu bir grup veya cemaate yüklemenin de herhangi bir geçerli delili yoktur.”

‘ÇARKIN BOZULMASINI İSTEMEYEN GAFİLLER’

Rapor, tarikat ve cemaatlerdeki lidere teslim olma, biat etme kültürünü de hedefine koyuyor: “Bazı dini grup liderlerinin masum olduğu, hata ya da günah işlemekten uzak olduğu iddia edilmektedir. Bu durum müntesiplerin sorgusuz sualsiz bağlanmasını ve emirleri yerine getirmesini sağlamak için üretilen oyundan başka bir şey değildir. Zira bu oyun başarıya ulaştığında artık müntesipler için liderin fikri, dinin görüşüdür. Onun sözü, mutlak doğrudur. Masum bir liderin dokunulmaz ve eleştirilemez olduğuna inanılır.

Meleklerle, cinlerle hatta ölülerle sözde temas eden, rüyalardan ya da kalbe doğmalardan anlamlar çıkaran ve örneğine cemaat tarikatlarda sıkça rastladığımız hocaların din istismarcısı ilan edildiği rapor, kimi hocaların kendi mensuplarını cennete götürme vaadini de sert bir şekilde eleştiriyor: “Kendi mensuplarının azaptan kurtulacağını, liderlerinin rehberliğinde ahirette hesaplarının kolayca görüleceğini, aksattıkları ibadetlerin liderleri tarafından tamamlanacağını, cennete girip ebedi kurtuluşa nail olacaklarını iddia edenler din istismarcısıdır. Gruptan ayrılmak isteyenleri şefkat tokadı ve benzeri yollarla tehdit edenler, sömürü çarkının bozulmasını istemeyen gafillerdir.”

‘CEMAATLER DENETLENEBİLİR OLMALI’

Raporda, tarikat ve cemaatler için bir öneride de bulunuluyor: “Bunların daima şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir olmaları gerektiğini dikkate alalım”.

Yurttaşlara aklı kullanma, sorgulama, eleştirme, taassuba karşı çıkma, merhamet, fikir özgürlüğü ve hoşgörü çağrısı yapan rapor, son dönemde devlet içinde yapılanma örneklerine de şöyle göndermede bulunmuş: “Hiçbir aidiyeti, liyakatin ve ehliyetin önüne geçirerek kendimiz ya da yakınlarımız lehine tercih sebebi yapmayalım.

Diyanet’in tarikat ve cemaatleri eleştirdiği raporun hayattaki karşılığı mı? Öyle görünüyor ki kitaplardaki ve vicdanlardaki dinle yaşanan din arasında derin bir uçurum var.

Bu uçurumu kapatmaya ise ne Diyanet’in ne raporların gücü yeter. 

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025