Ne çekti Havva sizin bu dilinizden!
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Ne çekti Havva sizin bu dilinizden!

24.01.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sezen Aksu ya da Sedef KabaşErdoğan, sözden başka savunması olmayan kadınlara, güçlü olduğu için mi yükleniyor? Yoksa söküklerini kapatacak pelerini, güçsüz olduğu için mi sopayla örüyor? Cami minberinden verilen dil koparma fetvası, Minik Serçe’nin evinin önüne yığılan siyah gömlekli güruh, gece yarısı yapılan Kabaş operasyonu, seçimlere giderken yaşanacakları bize önceden haber veriyor.

Diyelim yeterince bilginiz yok. Havva’yı merak ettiniz. Nereden öğreneceksiniz?

En önemli kaynaklardan biri İslam Ansiklopedisi. Diyanet Vakfı, 1983 yılından beri bu ansiklopedi için çalışıyor. Diyanet ürünü olan ansiklopedi, Cumhurbaşkanlığı tarafından da ödüllendirildi. Erdoğan, eserin tamamlanması onuruna yapılan törenle, ansiklopediyi herkesin dijital kullanımına açtı.

HAVVA-KADIN-YILAN

Ben de merak edip Havva maddesini açtım. 1997 yılında basılan 16. cildin 542-545 sayfaları arasındaydı. Havva kavramının oluşumu dahil, İslam öncesinde ve sonrasında Havva’ya eleştirilere de yer veriliyordu.

Tevrat’ta İbranice Havvâh, Yunanca tercümede Eva, Latincede Heva, Batı dillerinde Eva… Peki, Havva adının kökü neye dayanıyor? Ansiklopedide referanslara dayandırılan 9 ayrı tezden birincisini aktaralım:

“Ârâmîce ‘yılan’ anlamındaki hewyah veya hiweya. (…) Buna göre yılan Havvâ’nın mahvolma sebebi, Havva da bu anlamda kocasının yılanı idi.”

Diyanet, “Havvâ” ile “yılan” bağlantısının altını, başka kaynaklarla da şöyle çizmiş:

“Modern araştırmacılar hawwahın ‘yılan’ anlamına geldiğine kanidirler.”

İslam Ansiklopedisi, Tevrat’tan aktarımla devam ediyor:

“İkisi (Adem-Havvâ) çıplak şekilde hiçbir utanç duymadan cennette yaşarken, yılan kadını kandırır ve ona Allah’ın yasak kıldığı meyveden yedirir. Kadın bu meyveyi kocasına da verir ve o da yer; bunun üzerine ikisinin de gözleri açılır ve çıplaklıklarının farkına varırlar. Âdem karısını, karısı ise yılanı suçlar.”

Yılan, kadın, Havva… Diyanet Ansiklopedisi, kutsal kitaplara dayanarak, insanın var oluşunu Havvâ’nın kandırılmasına-kandırmasına dayandırıyor:

“Bir rivayete göre ise yılan bizzat Havvâ’ya sahip olmak için onu günaha teşvik etti ve onu şehvete sürükledi. İki koruyucu meleğin yokluğundan faydalanarak şeytan ya da yılan Havvâ’yı kandırdı. Yasak meyveyi tutan Havvâ, ölüm meleğinin kendisine doğru gelmekte olduğunu görünce Âdem’i de kendi kaderine ortak etti. Yılan onu günaha çağırdığında şarap içen Havvâ bunu Âdem’in içeceğine de karıştırdı. Sadakatsizliği sebebiyle Havvâ’ya dokuz belâ verildi.”

KURAN’DA HAVVA ADI YOK

Diyanet, İncil’e referansla Havva eleştirilerine geniş yer vermiş:

“Kilise babalarının yorumunda bir bâkire (Havvâ) sebebiyle ölüme mahkûm olan insanlık, yine bir bâkire (Meryem) vasıtasıyla kurtulmaktadır. Hıristiyan telakkisine göre, kadın haram meyveyi Âdem’e yedirerek cennetten kovulmasına ve böylece insan neslinin günahkâr olmasına sebep olmuştur.”

Neden Havva anlatılırken Tevrat ve İncil kaynak verilmiş derseniz, onun da yanıtı var:

“Havvâ adı Kur’ân-ı Kerîm’de geçmemekte, Hz. Âdem’le ilgili âyetlerde ondan Âdem’in zevcesi olarak bahsedilmektedir.”

Ansiklopedi, buna rağmen, yüzyıllardır İslam literatüründe, Havva’nın Âdem’in eşi olarak kabul edildiğini söylüyor. Kuran’ın ilk günahtan “Âdem’in zevcesi”ni değil, Âdem’i de sorumlu tuttuğunu söylüyor:

“Yahudi-Hıristiyan geleneğinde Havvâ ayartıcı ve baştan çıkarıcı olarak takdim edilirken Kur’an’a göre insanlığın ilk çiftinin her birinin cennetten kovulmasıyla sonuçlanan olaylardan erkek ve kadın eşit bir şekilde sorumlu tutulmuştur.”

HEM HAVVA’YA HEM KADINA KARŞILAR

Buna karşılık Diyanet Ansiklopedisi, İslamcıların Havva algısının yıllardır olumsuz olduğunu da not etmiş:

“Buna karşılık Kur’an sonrası İslâmî gelenekte Havvâ imajı, çok defa kocasının cennetten atılışından tek başına sorumlu tutulacak kadar değişmiştir.”

Dahası var…

İslam Ansiklopedisi, Kuran’da geçmeyen Havva’yı doğrudan hedef alan hadislerin ne kadar ağır olduğunu da şöyle aktarıyor:

“Bir başka hadiste, ‘Eğer Havvâ olmasaydı kadın cinsi eşine hıyanet etmezdi’ denilmiştir (Buhârî, “Enbiyâ”, 1, 25; Müslim, “Radâ”, 62, 63). (…) Meselâ İbn Hacer el-Askalânî, ‘Havvâ şeytanın kendisine şirin gösterdiği şeyi kabul etmiş ve kendisi de bunu Âdem’e şirin göstermiştir; işte hadisteki hıyanetin anlamı budur’ der (Fet’u’l-bârî, VI, 424). Ancak aynı hadis, Havvâ’dan itibaren bütün kadınların cinsî cazibeleri dolayısıyla kocaları üzerinde dinî ve ahlâkî bakımdan olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir etki gücüne sahip oldukları şeklinde de yorumlanmıştır (Muhammed Gazâlî, s. 280-281, 286).”

Diyanet; tarih, tefsir ve kısas-ı enbiya kitaplarından kaynak vererek, İslamcıların Havva ve kadın algısının durumuna şöyle yer veriyor:

“Âdem topraktan yaratıldığı için erkekler yaşlandıkça güzelleşmekte, kadınlar ise etten yaratıldıkları ve et zamanla bozulduğu için yaşlandıkça çirkinleşmektedirler (Sa‘lebî, s. 22). (…) Saîd b. Müseyyeb’den nakledilen bir rivayette ise Âdem’in aklı başında iken yasak meyveyi yemediği, bunun üzerine Havvâ’nın ona içki içirip sarhoş ettiği, sonra da ağacın yanına götürerek Âdem’in yasak meyveden yemesini sağladığı ifade edilir.”

Diyanet’in Ansiklopedisi, Kuran sonrası İslami kaynaklarda, Havva ve kadın hikâyesine devam etmiş:

“(Müşterek cezalara ilâveten) Havvâ’ya ve daha sonraki bütün hemcinslerine âdet kanaması, hamilelik, ağrılı çocuk doğurma gibi birçok ceza verilmiştir.”

Havva tartışması sırasında ortaya çıkan, Cübbeli Ahmet’in geçmişte Havva’yı yerden yere vuran konuşması da İslami kaynaklardaki bu kötü Havva algısına dayanıyor.

HAVVA’NIN MEZARINI KİM YIKTI?

Dahası da var…

Peki, Havva’nın mezarı nerede? Diyanet bu soruya bir cümleyle yanıt vermiş:

“Cidde’de ona nisbet edilen, Evliya Çelebi’nin ziyaret ettiği bir kabir Suudi yönetimi tarafından yıktırılmıştır.”

Gerçekten de 27 Şubat 1928 tarihli gazeteler, Prens Faysal’ın Havva’ya ait olduğuna inanılan mezarı yıktırdığını yazıyor. Yetmedi, söz konusu mezarda dualar devam edince, Suudi hocaların fetvasıyla, 1975 yılında Havva’nın mezarı beton dökülerek yok edildi.

Diyanet ya da Cumhurbaşkanlığı, konu üzerine nutuk atarken kendi bastığı, yaydığı, dağıttığı ansiklopediyi okudu mu bilinmez... Ancak bir an için oldu ya, Havva’nın dünyaya yeniden zuhur ettiğini düşünsek neler olur? Sezen şarkısını duyduktan sonra herhalde bir kez daha “tövbe” derdi. Ancak eline Diyanet’in ansiklopedisini alıp yazanları okusa, “hakkımda bu kadar kötü hikayeyi nasıl uydurdunuz” diye din adamlarına sorardı. Son olarak Cumhurbaşkanı’na dönüp “para için anlaşma yaptığınız şu Suudiler benim mezarıma bile tahammül edemedi” diye haber verirdi.

Kısacası mesele ne Sezen ne de Sedef! Ne şarkı ne Çerkes atasözleri! Türkiye’yi yönetme yeteneğini kaybetmiş bir iktidar, elinde kalmış son kozu olan sopayla, “Havva’nın soyundan” kadınlar üzerinde güç denemesi yapıyor. “İbret olsun” diyerek cehennemi yaşattıklarıyla, bütün ülkeye “susun” diyor. Tespih tanesi gibi dağılan tabanını da din sömürüsüyle yeniden tahkim ediyor. Onlar-bizler çukurunu derinleştirerek kendinden kopanların uzaklaşmasını engellemeye çalışıyor. Sokağa ve sosyal medyaya sürdüğü kara gömlekli çetelerle karşıtlarına korku veriyor. Seçime giden süreçte, muhalefetin boğazını sıkacağını da duyuruyor.

Bu savaşı kim mi kazanır? Bir Çerkes atasözündeki gibi: “Mezar taşı kaybolur, şarkı kaybolmaz.” Havva’nın soyundan gelen kadınların şarkıları...

Yazarın Son Yazıları

‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025