Onlar leğene “teşt”, çağırırken “heşt” derler...
\n*
\nOkula mektep...
\nEşeğe merkep...
\nDayağa kötek...
\n*
\nKalın, ağır minderleri vardır...
\nŞakaya “hanek” derler...
\nYabancı geldiğinde tavuklarını kesip yedirirler, canlarını verirler ele, misafirin önünde el pençe dururlar...
\nSonra birbirlerini vururlar...
\n*
\nYan yana oturup bağırarak konuşurlar...
\nAma hiçbir zaman anlaşamazlar...
\nO zaman kendi tezlerinin doğruluğuna yemin ederler...
\nAdama “heri”...
\nKadına “garı”...
\nHer sözün başında “gali” derler...
\n*
\nİlim sahibidir hepsi...
\nTereyağına patates ezmesi karıştırmayı onlar gerçekleştirdiler... Arının yerine geçip, şeker şerbetinden bal icat ettiler...
\nAlmanlar bile şaşırdı; pancar su pompasına tekerlek takıp nasıl da düğüne gittiler?
\n*
\nGazete, kitap okumazlar...
\nÖğretmene “muallim”...
\nSofuya “âlim” derler...
\n*
\nOnlar için ayakkabıların üstünden çok altı önemlidir...
\nKapının önüne koyarlar ama, en çok camide çalınır ayakkabılar...
\nTelevizyonun karşısındaki divanda ayaklarını altlarına alıp oturarak, bayılırlar dizi seyretmeye...
\nBitince, birbirlerine diziyi anlatma faslı başlar...
\n*
\nVe topluca şehirlere göç ettiler şu son yıllarda...
\nBirer şemsiye alarak ve kahvehanede ayak ayak üstüne atarak, sınıf atlamak isterler...
\nAma atlayamazlar da...
\nÇoğu benim gibi, içindeki köylüyle kalır baş başa...
\n*
\nKaçak elektrik kullanıp camiye giderler...
\nYalanlara inanmış gibi yapmayı, karşılığında avanta almayı severler...
\nDemokrasinin “D”sini bilmezler...
\nAma demokrasi en çok onların yüzünü güldürür...
\nMakarna, nohut, kömür...
\n*
\nSisteme göre nasılsa son sözü çoğunluk söyler...
\nOnların dediği olur sonuçta...
\nKendine benzeyeni seçer köylüler...
\n*
\nUzağa “deh”...
\nŞaşırınca “peh”...
\nKandırılınca “teh” derler...
\n